2 Mart 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Köylerde selam alıp vermeye insan yok
musakiroglu@mynet.com

MHP Ordu Milletvekili Sayın Rıdvan Yalçın, 2005'ten bu yana Ordu ili genelinden 200 bin insanın göçtüğüne dikkat çekmiş yaptığı bir açıklamada.

 

Sayın Yalçın, ileri sürdüğü bu rakamı elbette ezbere ifade etmedi. Vardır mutlaka bir kaynağı, bir dayanağı.

 

Ancak nerden bakarsanız bakın büyük bir rakam bu 200 bin insan göçü.

1990'ların sonuna kadar Ordu'nun nüfusu 900 bin civarlarındaydı. Geçen ay sonu açıklanan rakamlara göre de nüfus 700 bin civarında görünüyor. Bu sonuç ta, Sayın Rıdvan Yalçın'ın ileri sürdüğü rakamı doğrular mahiyette.

 

Ayrıca, nüfusu azaldığı için Ordu'nun 7 olan milletvekili sayısı geçen yıl 6'ya düştü biliyorsunuz. Bir dahaki seçimde Ordu ili için artık 7 değil, 6 milletvekili seçeceğiz.

 

Köyler göçmüş, her taraf boş evlerle dolu. İnsan derseniz, ara ki bulasın. Selam alıp/vermeye bir Allah'ın kulunu bulamıyorsunuz.

 

Son üç aydır Canik Dergisi Genel yayın Yönetmeni, gazetemizin köşe yazarı Sayın Yaşar Karaduman'la fırsat buldukça beldelere, köylere ziyaretler yapıyoruz.

 

Köyler bomboşâ€¦ Çift - çubuk terk edilmişâ€¦ Her taraf ıpıssız…

 

Köylerde çok eski evler de var, tarihi denebilecek evler bunlar. Son 30 - 40 yılın beton tuğla karışımı, çirkin mimarili evleri de var, bir de artık modern, villa denilen modern mimarili evler de…

 

Ama bütün bu evlerin kapısı kapalı, perdeleri çekik. Cansız, ruhsuz donuk donuk  bakıyorlar insana.

 

Tek tük bazılarında oturanlar var. Bacasından çıkan dumandan belli oluyor. Dumanı da görmesek, onları da boş ev sayacağız.

 

Eğer hava iyi, güneşli ise bir iki çocuğa rastlıyoruz bazen. Bazen de yaşlı dede, ya da ninelere…

 

Köylerin genç nüfusu istisnasız göçmüş.

 

Bakmayın siz Adrese Dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına. Pek öyle doğruyu yansıtan sonuçlar değil o rakamlar. Bilmem ne köyünde 120 kişi görünüyor o sayımda. Gitsinler köyde oturanları saysınlar bakalım, 20 kişi var mı?

 

Geçtiğimiz Cumartesi Akkuş'taydık. Akkuş Ziraat Odası Başkanı Sayın Ahmet Kaya ile görüştük. Başkan, maşallah pire gibi… Eli olsun, beyni olsun sürekli hareketli, capcanlı birisi. Anlattığından öğrendik, proje üstüne proje üretip, uygulamaya sokuyor.

 

Başkan, görüşmemiz sırasında dedi ki, “Bizim bu projelerimiz ne kadar başarılı olur, ne kadar verimli olur kazandırırsa, işte o zaman köyleri bırakıp göçen nüfusumuz geri gelir, memleketinde yaşamaya başlar. Buradaki üretime katılır, memleketinde kazanır, harcarlar.”

 

Başkanın bu dediklerini çok doğru buldum, çok beğendim, takdir ettim kendisini.

 

Akkuş Ziraat Odası başkanı Ahmet Kaya'nın bu düşüncesi ve bu konudaki çalışması aslında bölgemizdeki sorumluluk mevkisinde bulunan her yöneticiye, herkese örnek olmalı.

 

Köyler terk edilip gidilen değil, üretilip, kazanılan yerler olmalı aslında.

 

Çiftçilik bir ülke için olmazsa olmaz bir sektördür. Kaldı ki ziraat, başta sanayi olmak üzere diğer birçok sektörün temelini teşkil eder.

 

Eğer köylerimiz, böyle geride kalan üç beş yaşlıya öldüklerinde mezar kazacak birilerinin olmadığı yerler olarak kalmaya devam ederse, bu iş bir yerlerde günü gelir tıkanır.

Bu yüzden yüzümüzü hep şehre, şehirle ilgili sorunlara değil, köylerimize de çevirmeliyiz.

 

Akkuş Ziraat Odası Başkanı Sayın Ahmet Kaya gibi modern tarım, verimli-kazançlı üretim yolları üzerinde projeler geliştirmeli, hayata sokmaya çalışmalıyız.

 

Yoksa terk edilen köyler bu gidişle iyice ekonomi dışına çıkar. İşte o zaman ne sanayinin temeli kalır, ne de üretimin.



Bu Haber 2017 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI