9 Mart 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Çakırtepe'den Ünye'ye bakanlar şaşırmamalı...
musakiroglu@mynet.com

Hemen hepimiz biliriz ki dışarıdan Ünye'ye gelenler, geçerken Ünye'yi görenler ilçemizden hep övgüyle söz ederler.

Bu da bize gurur verir, içten içe de bizi biraz “havaya sokar.”

Dünkü yazımda Ünye'den yakın zaman bir zaman önce geçen ulusal basından Volkan Özsoy adlı gazetecinin Ünye ile ilgili yazdığı “Daha Ünye'den geçerken insan gözlerine inanamıyor. O kadar modern ve güzel bir ilçe ki burası. Tıpkı Güney'deki bir turizm beldesi gibi.” sözlerinin yer aldığı bir gözlem yazısını aktarmıştım.

Ünye güzel… Hele ilk kez sahilini gören, sahilden geçenler için yukarıdaki sözde tarif edildiğinden de güzel.

Ama bu güzelliğin daha çok sahilimizle sınırlı kalması ise Ünye için eksiklik.

Şehir içine, biraz içerilere girenler aynı güzelliği göremeyince hayal kırıklığı yaşıyor. Bozuk       cadde-sokaklar, çarpık mimari, estetikten yoksun binalar…

Tabi bu yılların ihmalkarlığı, yılların sorumsuzluğu… Yıllar içinde birikti geldi bütün bunlar.

Bir parmak işaretiyle, de öyle birden ortadan kaldırılabilecek bir durum değil. Bilakis zor bir durum.

Ancak yöneticiler boş durmamalı, bir yerlerden başlamalı. İşi hatıra, dostluğa bırakmamalı, Ünye'nin hatırını her şeyin üstünde tutmalı… Gerekirse yıkmalı, Ünye'ye hak ettiği görüntüyü kazandırmak için sürekli mücadele etmelidir.

Şimdi bir empati yapalım, kendimizi Ünye'ye ilk kez gelen bir ziyaretçi yerine koyalım.

Ünye'ye Akçay'dan girdik, hadi oradaki çöplüğü görmedik/göremedik… Taş fabrikasına da fazla aldırmadan bastık geldik. Çınarsuyu… Devamındaki sahil boyu çam ağaçları, Cüri Deresi, Çamlık… Dikilitaş'ta birden ortaya çıkan ve balkondan görünüyor hissi veren Karadeniz… Ünye Sahili, kordonboyu, Meydan…

Her şey güzel… Şehir içine girmedik. Tavsiye üzerine Ünye'yi tepeden temaşa etmek, pide yemek, çay içmek için Çakırtepe'ye çıktık.

Oradaki tesislerden birini seçtik, oturduk.

Karşılama güzel, ikram güzel. Yenilen içilen her şeyde lezzet, kalite, temizlik mükemmel.

Ünye'ye bakıyoruz, çok güzel görünüyor. Deniz güzel görünüyor, denizin karayla birleştiği kıyılar harika.

Şöyle kafamızı biraz indiriyoruz, geriye doğru geliyoruz, Çakırtepe önlerine, Ortayılmazlar Mahallesi arkalarına doğru bakıyoruz.

Birden kalakalıyoruz. Hayretler içine düşüyoruz.

Mahalle'nin arka tarafları derme döküntü, evler kırık dökük… Silik, çirkin… Bahçeler bakımsız, pejmürde… Hele bir Nuribey Deresi çukuru var, aman yarabbi…

Biraz önce sahilini gördüğümüz, az önce de üstten aşağı seyrettiğimiz Ünye'nin parçası olamaz buralar, diye geçti içimizden.

Geçmesine geçti de, Ünye'nin parçası ne yazık ki. Ünye'den, o güzel, modern görünümlü Ünye'den manzaralar maalesef bu gördüklerimiz de…

Çakırtepe, dışarıdan Ünye'ye gelen hemen herkesin çıktığı, Ünye'yi seyrettiği turistik bir tepemiz. Buraya çıkanların seyrettiği Ünye, Ünye ile ilgili oluşacak ilk kanaat için çok önem arz ediyor.

Bu nedenle Çakırtepe dibindeki mahalle arkasının biraz hale yola sokulması eminim çok yerinde bir çalışma olacaktır.

Hiç değilse, şu Nuribey Deresi çukuru doldurulur, dere boyu ıslah çalışması yapılır, sağındaki solundaki bahçeler ve metruk görünümlü, çirkin binalara bir şekil verilirse bile çok şey yapılmış olur.

Ayrıca oradaki tesislerin de çevre temizliğine dikkat etmesi, en başta kendilerinin olmak üzere Ünye'nin menfaatinedir. Bahçelerindeki odun, sandalye yığınlarının çirkin görüntüleri, bahçe kenarlarına dökülen, kül kömür kalıntıları, çöpler Çakırtepe'ye hiç yakışmıyor doğrusu.

 “Çakırtepemize sahip çıkmak, Ünyemize sahip çıkmakla eş değerdir”

Bu görev ise yönetici, vatandaş hepimizindir. Lütfen sahip çıkalım.

 



Bu Haber 1835 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI