13 Mart 2010 Pazar
ARİF TAKICI
Üslup
Kralın birisi rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş.

Rüyasının etkisiyle uyanır uyanmaz, şehrin en meşhur iki rüya yorumcusunu çağırtmış. Rüyasını yorumlamalarını istemiş. İlk yorumcu,''Efendim, maalesef  rüyanız hiçte hayra alamet  değil. Tüm akraba ve sevdiklerinizi kaybedeceksiniz. Hepsinin ölümünü göreceksiniz''der. Kral bu yorum karşısında deliye döner. Adamı zindana attırır.

İkinci  yorumcu, ‘'Efendim, rüyanızda dişlerinizin döküldüğünü görmeniz ömrünüzün çok uzun olacağına delalet eder. Hem de o kadar uzun ömürlü olacaksınız ki, çevrenizde hiç kimsenin yaşamadığı kadar uzun yaşayacaksınız'' diye yorumlar kralın rüyasını. Bu yorumu duyan kral, adamı bir kese altınla ödüllendirir.

Bu  öyküyü  niye anlattım?...''Ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz önemlidir, cümlesiyle özetlenebilecek konuşma ifade etme kuralları, sadece sosyal  hayattaki yaşamımızda önemli değildir. Üslup, beşeri ilişkilerin tüm alanlarında önemlidir. Adam çocuklar arasındaki küçük bir kavga sebebiyle mahalleyi ayağa kaldırır ama, evde çocuğuna olmadık hakaret ve aşağılayıcı tavırları sergilemekten de geri kalmaz. Bir anne düşünün, komşularıyla arkadaşlarıyla konuşurken kibar bir üslup kullanırken, evladıyla konuşurken hiçbir üslup kuralına dikkat etmiyor. Yahu evladımla konuşurken da üslup mu takip edeceğim? derseniz… Evet, diyorum komşuya gösterdiğimiz saygıyı evladımıza da göstermek zorundayız. Eşimize de göstermek zorundayız. Anne babamıza ve diğer bütün aile bireylerine de göstermek zorundayız. Manava, bakkala, tanıdığa, tanımadığa gösterdiğin saygıyı neden çocuğundan ve eşinden esirgiyorsun? Onlar bize Allahın emanetleri değil mi? Sen, hanımı Hz. Ayşe ile yarış yapıp koşu düzenleyen, torunu Hz Hasan ve Hüseyin ile oyunlar oynayan Peygamberimizden daha iyi mi biliyorsun?

Amerikalı bir taksici anlatıyor… Arabama binen iş adamı evine gidene kadar çok sinirliydi. Yolda bana bir sürü sıkıntısını anlatmıştı. Adam arabadan inip evin kapısına yaklaştığında hanımı ve çocuklarına öyle içten gülümseyip, kahkahalar atarak sarıldı ki, şaşırdım. Biraz önceki sinirden neredeyse intihar edecek adam değildi sanki karşımdaki.  Daha sonra, gördüğümün ne anlama geldiğini sorduğumda, iş adamının verdiği cevap şu oldu… Ben dışarıdaki iş sıkıntılarımı evime yaklaştığımda askıya asarım! Yani, bir sonraki gün ilgilenmek üzere dışarıda bırakırım. Evime, dünyanın en mutlu insanı olarak girerim… Çünkü, ailem benim hayata tutunmamın  anlamı ve amacıdır. Üstelik dışarıdaki sorunlarımdan da onlar sorumlu değildir.

Evet değerli okurlarım, hayatın olduğu bütün  alanlarda üslup öncelikli önemsenmesi gereken beşeri davranış  denklemlerinden biridir.

İnsan ilişkilerinde özellikle önemseyerek takip etmeniz gereken kural, “bir insanın kalbine giremezseniz, beynine de girilemez''  kuralıdır. İnsana asık suratla ve kelimelerle adeta  başına vurarak değil, kalbine dokunarak etki edersiniz. Açıkçası, davranışlarımızı ve üslubumuzu sevgiyle beslemeniz, desteklememiz lazım.

Dünya Kadınlar Günü çeşitli etkinliklerle kutlandı. Ancak bu özel gün, Somali'deki 35'inde ihtiyar olan, senede sadece birkaç defa yıkanabilen, belki de hayatında hiç orgazmı tanımamış kadın için bir anlam ifade etmiyordu. Ülkemdeki iş yapmaktan nasırlaşan ve krem görmeyen ellerini, kocasının bir defa bile avuçlarının içine almadığı, kocasından bir defa bile ‘seni seviyorum' cümlesi duymayan ve horlanan kadın için de bir anlam ifade etmiyordu. 

Haydi, birbirimize olumlu ve tebessüm eden bir üslupla yaklaşalım, bir de ‘'başta eşimiz olmak üzere''yakınlarımıza arada bir ‘seni seviyorum' diyelim… Ama bir şey daha yapalım, horlananlara da sahip çıkalım. Saygılarımla…    

 



Bu Haber 1768 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI