16 Mart 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Sarp Sınır Kapısı gücümüze güç katıyor
musakiroglu@mynet.com

1989 yılı olmalı, Rahmetli Turgut Özal'ın direktifleri ve günün Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Şükrü Yürür'ün gayretleriyle açılmıştı Sarp Sınır Kapısı.

 

Hiç beklenmedik bir zamanda, sanki mucize gibi bir şeydi.

 

Türkiye, “Demir perde ülkeleri' denen o günkü Sovyetler Birliği'ne karşı tam bir “demir perde” uygulaması yapıyordu. 

 

Ben iyi biliyorum Trabzon'da okuduğum 1970'li yıllarda bırak sınır kapısını falan, o bölgeye ancak karşıdan bakabiliyor, yaklaştırılmıyordun. ‘Çok önemli güvenlik sorunları' olduğu söyleniyordu.

 

Kapı açıldığı zaman Rahmetli Özal'ın bir sözü vardı. “Türkiye şimdi çok daha güçlü” demişti Rahmetli…

 

 Zaman Turgut Özal'ı haklı gösterdi. Sarp Sınır Kapısı Türkiye'nin dışa açılan en önemli kapısı olmaya doğru gidiyor. Bu kapıyla birlikte Türkiye gücüne güç katıyor.

 

  Gürcistan Başkonsolosu Avdantil Mıkatsadze bu ara bir çağrı yapmış, ilimizin iş adamlarını Mayıs ayında Batum'daki fuara davet ediyor.

 

Sayın Başkonsolos, Gürcistan'da çok daha fazla Türk yatırımcı görmek istediklerini söylüyor.

 

Gürcistan'a Ünyeli bir grup olarak 1999 yılında gitmiştik. O sırada Devlet Başkanı olan Şevardnadze birlikte katıldığımız bir toplantıda, bize aynen şöyle demişti Sayın Şeverdnadze: “Siz bizim kıymetli misafirlerimizsiniz. Çünkü bize kapı açtınız, dünya ile tanıştırdınız. Bu ülkede iş yapma hakkı öncelikli olarak siz Türklerindir.”

 

Ancak, biz o zaman bayağı bir tedirgin olmuştuk bu ülkede. Çok şaşırmıştık. Batum'dan çıkıp Kobileti, Kutaysi hattından Tiflis'e doğru giderken her 10, 15 km'de ama polis, ama kendine polis süsü veren ekipler tarafından durduruluyorduk.

 

Yolumuzu çeviren ekipler açık açık rüşvet istiyor, aksi takdirde sıkıntı yaşatıyorlardı. Rüşvet vermeden yola devam etmek imkansızdı.

 

Allah'tan bize tembih etmişlerdi. “Delegasyon” olduğumuzu söylüyor, bu tılsımlı! kelime marifetiyle rüşvet falan vermeden yolumuza devam ediyorduk.

 

Ama 450 km.lik o yol boyunca başkalarının hali dumandı. Öde, öde rüşvetçileri doyurmaları imkansızdı.

 

O yıllarda Gürcistan çok başıbozuktu. İdare tamamen kara para gruplarının eline geçmişti. Halk felaket derecede yoksuldu. Bir okulu ziyaretimizde İngilizce öğretmeninin aylık 12 Dolar'a çalıştığını öğrenince çok şaşırmıştık.

 

11 yıl sonra Gürcistan Başkonsolosu'nun yaptığı açıklamada görüyorum ki, bu ülkede durum bayağı bir değişmiş.

 

O yıllarda dünyada rüşvet olaylarında başı çeken Gürcistan, bugün dünyada rüşvete karşı mücadele veren ilk beş ülke arasına girmiş.

 

Yine o yıllarda fert başına düşen yıllık geliri 200 Dolar olan Gürcistan'da bugün bu rakam 10 kat artmış, 2 bin Dolar olmuş.

 

11 yılda zenginliğini 10 kat artıran Gürcistan, 15 yıl sonra nereye varır… Yaşayan görür elbet ki... 

 

Gürcistan, Azerbaycan, bütün Türki Cumhuriyetler, Rusya hemen hepsine giden yol Sarp'tan geçiyor. Sarp Sınır kapısı hem Türkiye, hem de bu ülkelerin tümü için nefes borusu.

 

Bu ülkeler şu anda yatırım fakiri. Yer altı, yer üstü zenginlikleri mükemmel, ancak bu zenginlikleri işlemek için ve her şey için yatırımcı gerekli. 

 

Bu ülkelerin hemen hepsi, aynen Gürcistan gibi Türkiye'den, Ordu'dan, Ünye'den işadamlarını davet ediyorlar ülkelerine. Yatırım yapmaları için öncelikli fırsatlar sunuyorlar.

 

“Atlayın Sınır Kapısı'ndan geçin, gelin burada iş yapın” diyorlar.

 

Türkiye Sarp Sınır Kapısı ile gücüne güç katıyor. Rahmetli Özal çok doğru söylemiş yukarıdaki o sözü.



Bu Haber 1932 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI