21 Mart 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Gücü yeten çevreye tecavüz ediyor, doğayı talan ediyor
musakiroglu@mynet.com

Dünyada en savunmasız bırakılan, karşılaştığı tecavüz ve talan karşısında en çaresiz kalan şeyin ne olduğunu sorsam ne dersiniz?

 

Belki saymaya başlayacak… Çocuk diyecek, kadın diyecek, devam edecek, sıralayacaksınız.

 

Ama bence dünyanın en savunmasız, uğradığı yağma karşısında en çaresiz varlığı, çevre ve doğal değerlerle bunların güzellikleridir.

 

Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin… Türkiye'nin neresini anlatırsanız anlatın… Ve de Ünye'nin neresini gösterirseniz gösterin çevre ile doğal değerlere tecavüzün en baş sırada geldiğine şahit olursunuz.

 

Enteresandır, bugün dünyanın gelişmiş, modern ülkeleri başta olmak üzere çok sayıda ülke bu konuda önleyici tedbirler aldığı, yasalar çıkardığı halde bir türlü yeterli sonuç alınamıyor... Çevre değerleri ve doğal zenginlikler kapanın elinde kalıyor... Gücü yetenin ganimeti olup gidiyor…

 

Çevre kimin, doğal değerler ve zenginlikler kimlerin malı, kimlerin varlığıdır?

Tabi ki bütün dünyanın, dünyada yaşayan canlı, cansız bütün varlığın ortak malıdır.

 

Peki, bu varlığı kim koruyacak? Kim sahip çıkıp vurguncuya, talancıya -dur- diyecek?

 

Kim olacak, devlet kurumu koruyacak, sahip çıkacak.

 

        Ancak, maalesef bütün devletler bu konuda -tavşan kaç, tazı tut- politikası izliyor. Devlet kimin, hangi gücün elindeyse, çevre ve doğal değerler de onun malı gibi görülüyor. Gücüne devlet imkanını da takan bu gözü dönmüş menfaat grupları en güzel yerde villa yaptırmak için ormanın en kıymetli ağaçlarını kestirebiliyor… Fabrika kurmak için en güzel kıyıları çevirip, kendi malı haline getirebiliyorlar.

 

        Dahası buna karşı çıkan, tepki gösterenlere dünyanın bütün her tarafında öylesine bir karşı tepki gösteriliyor ki… Bu gruplar şiddetle bastırılıyor, dayak, cop, biber gazı gırla gidiyor… Dahası tutuklanıp, cezaevine kapatılıyorlar.

 

        Kısacası devletler, yasalar gereği koruması gereken çevre ve doğal değerleri değil de, onları yağmalayanları koruyor. Sahip çıkanları cezalandırıyor. Çark tersine dönüyor yani.

 

        Diğer taraftan ekstra bazı örnekler de yaşanmıyor değil…

 

        Örneğin, Ordu Valiliği bu konuda olumlu, ilginç bir örnek teşkil ediyor.

 

        Valilik, kurduğu Çevre Suçları Araştırma ve İnceleme Timi vasıtasıyla ilimizin çevre ve doğal değerleri konusunda duyarlılık gösteriyor… Yapılan yağmaları, işlenen suçları takip ediyor, önlüyor, cezalar kesiyor.

 

        Kısa adı ÇESİAT olan ve zaman zaman Ünye'ye de gelen bu tim, yerinde tespit ve müdahaleleriyle hepimiz için, Ünye için, çoluk çocuğumuza kalması gereken çevre ve doğal değerlerimiz için alkışlanacak çalışmalar sergiliyor.

 

        Ordu Valisi Sayın Orhan Düzgün bu sıralar katıldığı bir toplantı sonundaki açıklamasında, ilimizin yaylalarındaki mera tecavüzlerine ve yapılaşma tehdidine dikkat çekerek, bunların mutlaka önlenmesi gerektiğini belirtmişler.

 

        Sayın Valimizin dikkat çektiği ve önlenmesini istediği yayla-mera talan ve tecavüzü ilimizin en önemli sorunlarının başında gelmektedir.

 

        Temennimiz, yapılan bu açıklama sonrasında artık yaylalarımızdaki yağmanın durdurulması, önüne geçilmesidir. Umutla bekliyoruz…

 



Bu Haber 2036 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI