24 Mart 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Karşımda Gürecülü, Fevzi Çakmak, Nuriye sırtları!..
musakiroglu@mynet.com

Ortayılmazlar Mahallesi'nde oturduğum ve bu yazımı yazdığım evimin penceresinden Ünye'nin hemen her tarafını görebiliyorum.

 

Ta arkalarda Tekkiraz'ın yüksek kesimlerinden Ünye Kalesi'ne aşağı doğru inen dağlı-yamaçlı yeşil doğa… Sağda Kızılkaya, Şeyhyunus Tepesi, solda Karşıyaka Balavuz sırtları, Bayramca Tepesi… Tam karşımda ise Gürecülü, Fevzi Çakmak, Nuriye mahalleleri sırtları... Memleket maşallah hep sırt, dağ, tepe.

 

Terme, Çarşamba'ya doğru düzlükleri… Ya da Anadolu'nun içlerindeki dümdüz ovaları gördüğümde zaman zaman aklımdan geçirmiş, “Acaba insanın yaşadığı yer düz olursa mı daha hoş gelir insana, dağlık tepelik olursa mı...?” demişimdir.

 

Ben kendi cevabımı vereyim. Bana dağlık, tepelik, yokuş, bayır yerler hoş geliyor, sizi bilmem…

 

Niye mi?

 

Bunun cevabın genlerimde buluyorum sanki. Ben Saraçlı Mahallesi'nde doğdum. Babam, dedem de öyle.. Bizim doğup, büyüdüğümüz Orta Saraçlı'da düz alan nerdeyse hiç yoktur. Bu nedenle yaşam şeklimiz yokuş, sırt, tepe üzerine şekillenmiş olmalı. Biz çocukken mahallede futbolu bile meyilli arazide yokuş yukarı oynardık. İş böyle olunca bu işin cevabını gel de genlerde arama.

 

Bir de bana bu yokuş, sırt, dağ, tepe yerler gizemli gelir. Her birinin arkasında bilinmezlikler saklı olduğunu düşündüğüm o sırtlar, tepeler karşıdan baktığımda bu yüzden bana heyecan verir. Gerisini, arkasını merak ederim hep bu dağ ve tepelerin.

 

Peki ya dümdüz arazi, yumruk kadar tümseği olmayan ovalar… Çok sığ/sade, çıplak bulurum böylesi yerleri. Şöyle ileri doğru baktığımda ufuk çizgisi sınırlar görüş alanımı. Hiçbir saklısı, esrarı olmayan bu düzlükler açmaz beni. Bu duygular da genlerimden geliyor olmalı.

 

Sabahın erken saatlerinde evimin penceresinden ilk baktığım yer Ünye Kale'si tarafıdır. Kale yerinde ne kadar sağlam duruyorsa, kendimi de öyle sanırım! Nedense böyle bir duygu vardır çocukluğumdan beri içimde. Bu nedenle, oturduğum evden hep Kale görünmeli, diye düşünmüşümdür.

 

Bakışlarım Kale'den ileri İnkur tepelerine, Tekkiraz dağlarına uzar… Sonra dönerim geriye Kızılkaya, Şeyhyunus'a… Oradan da gözlerimi çevirir Balavuz, Bayramca tepelerine bakarım.

 

Bu sabahta baktım, ama göremedim. Sis kaplamıştı her yanı. Sadece Gürecülü, Fevzi Çakmak ve Nuriye sırtları görünüyordu sanki sis perdesinin bir aralığından.

 

Fevzi Çakmak arkasında yükselen Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu görünüyordu bütün haşmetiyle. Haşmetiyle diyorum, bu bina çok yakıştı bulunduğu yere. Binanın kendisi de çok güzel görünüyor karşıdan.

 

Birden geçmişte kalan bir olayı hatırladım. 1995 yılıydı. Rahmetli Cemil Yürür Anavatan Partisi'nde ilçe başkanımızdı. Yüzüncüyıl Çay Bahçesi'nde oturmuş sohbet ederken karşıda Denizbükü sırtlarında Çimento'nun malzeme almak için deldiği dağ yamacına takıldık. Cemil Abi;

 

“Çok çirkin bir görüntü, insanı derinden derine rahatsız ediyor. Ama bu fabrika memlekete lazım. Yüzlerce insanın ekmek kapısı. Ayrıca ülke ekonomisine katkı yapıyor. Ama derim ki, keşki bu fabrika malzeme aldığı bu yerleri kullanmasının ardından buralara bir şeyler yaptırsa. Mesela otel yapsa. Otele ne kadar çok ihtiyaç var… Asarkaya yolu üzerindeki malzeme aldığı yeri bugün artık kullanmıyor, Çimento Fabrikası buraya otel yaptırsa, arkasına ormanı da alan bir otel buraya ne kadar yakışır, ne kadar güzel olur. Hem burası Ünye'de güneşin muhteşem batışını saniye saniye görme imkanı olan bir bölge. Harika olurdu.”

 

Ben girdim söze, aslında karşıdaki bu bölgenin, bu dağ yamaçlarının Asarkaya, Denizbükü, Günpınarı, Nuriye, Fevzi Çakmak, Gürecülü, Bayramca sırt ve tepelerinden denizin, Ünye körfezinin, genel olarak şehrin harika göründüğünü belirttim. Devam ettim ve buraların turizm alanı ilan edilip, turistik tesis, tatil köyü, otel, vb. yatırımlar için ayrılmasının önemine dikkat çektim.

 

İşte yeni yapılan Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu bana böyle bir yatırım gibi geldi. Otel gibi gördüm karşıdan bakınca.

 

Kanaatim devam ediyor. Saydığım bu bölgeler turizm alanı ilan edilmeli. Böyle toplu bir turizm alanı Karadeniz Bölgesi'nde ilk olacaktır.

 

Her bir tesis, tatil köyü, ya da otel en az 25 – 30 dönüm saha üzerinde kurulmalı, yeşillikler içinde oksijene boğmalı orada kalan turisti, misafiri.

 

Bir hayal mi, gerçekleşebilir bir öneri mi… Bilemem… Ama hayali bile çok güzel…

 

Bir de gerçekleştiğini düşünebiliyor musunuz?!..

 



Bu Haber 2369 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : doğu yakası Tarih : 25 Mart 2010 / Pazar Üye Adı :ismet Küçükoğlu
Yazılanlara katılmamak mümkün değil.Bu çimento meselesi daha çok konuşulacağa benziyor.Çimento ise sağır ve duvar. Ünyenin gerçekten doğudan görünüşü daha güzel.Hatta ben Nuriye civarında imkanım olursa bir ev yapmayı planlıyorum.. Aslında bu yakanın gelişime ve böylece Ünyeyi adaletli paylaşıma ihtiyaç var.Her yenilik sadece batı tarafına gitmemeli..
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI