30 Mart 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Mezarlıklar 'Ben' diyenlerle dopdolu...
musakiroglu@mynet.com

Derler ya dünyada iki tip insan var diye... İyi insan, kötü insan… Aslında öyle değil, daha doğrusu bu tanımlama tam olarak doğruyu ifade etmiyor.

 

Neden etmiyor?

 

Şunun için; iyilik ve kötülük kavramı göreceli iki kavram. Yani toplumdan topluma, kültürden kültüre, zamandan zamana değişkenlik gösterebilir.

 

İşte bu yüzden ‘iyi insan, kötü insan' diyerek evrensel bir tanımlama yapma imkanı yoktur.

 

Ancak, durum ve yerine göre iki insan arasındaki farkı anlatan… İki insanın aynı olmadığını ölçümlemeye yarayan bir gösterge olmalıdır. Buna da ihtiyaç vardır.

 

Geçen hafta internette okuduğum felsefi bir makalede bir bölüm çok dikkatimi çekti.

 

Makale, insan ruhunun bilimle açıklanması zor milyarlarca bilinmezlikten oluştuğunu, bu nedenle insanı tam manasıyla çözümlemenin mümkün olmadığını anlatan bir makaleydi.

 

Bu makalede ‘iyi insan, kötü insan' tanımlamasının yanlışlığına vurgu yapılıyordu. Bu yüzden dikkatimi çekti, biraz baktım. Hepsini değilse de bir kısmına göz gezdirdim.

 

Makalede, Hindistan'ın efsane devlet adamı Mahatma Gandi'nin insanları ‘ben' ve ‘biz' diyenler olarak ikiye ayırdığı… Bu ayrımın insanları tanımlamak için tam olmasa bile doğruya en yakın sonucu vereceği belirtilmişti.

 

Yazıda, insanlık tarihi boyunca ‘ben' diyenlerin hem kendilerine, hem de başkalarına nasıl zararlı oldukları örneklerle anlatılmışâ€¦ İşte bu tip insanlara evrensel manada ‘kötü insan' denebileceği ifade edilmişti.

 

Diğer taraftan insanlığın mutluluğu, huzuru, gelişmeyi, kalkınmayı ‘biz' diyenler sayesinde yakalayıp, yaşadığı da örneklerle ifade edilmişâ€¦ Bu tip insanlara da evrensel tanımı içinde ‘iyi insan' denebileceğine dikkat çekilmişti.

 

‘Ben' ve ‘Biz' diyenler tanımlaması bana da çok mantıklı bir tanımlama gibi geldi. En azından yaşadığım hayat içindeki tecrübelerimden… Bizzat yaşadıklarımdan… Şahit olduklarımdan hareket ederek bile böyle bir tanımlamanın doğru olduğuna kanaat getirdim.

 

Geçen hafta Ünye'yi ziyareti sırasında Sayın İdris Naim Şahin'in yaptığı bir konuşmada çok vurgulu bir ifade vardı.

 

‘Biz' demenin, birlikte hareket etmenin olmazsa olmaz önemine dikkat çeken Sayın Şahin bakın ne diyor: “Bizim bu memlekette bir şeye çok ihtiyacımız var; birlik olmaya, birlikte çalışmaya ve onlardan daha da önemlisi birbirimize teşekkür etmeye, birbirimizi sahiplenmeye ihtiyacımız var. Kıskanmamaya, nifak, kin ve husumet beslememeye ise çok daha fazla ihtiyacımız var”

 

‘Ben' deyip, kendini her şeyin üstünde, herkesten üstün gören… Sadece kendi yaptıklarını doğru kabul eden… Kendinden başka doğru yapacak kimsenin bulunduğuna inanmayan… Kıskanmayı hayat şekli haline getirmişâ€¦ Benliğe dayalı bencil duygularını hakim kılabilmek için nifak yaratmayı, kin ve husumet beslemeyi huy edinmişlere çok güzel bir uyarıda bulunmuş Sayın Şahin.

 

‘Biz' değil de ‘Ben' diyenler var ya kendilerince o kadar akıllı, o kadar yeteneklidirler ki, her şeyi ancak onlar yapar. Eğer onlar olmazsa, dünyada kimse bir şey yapamaz, diye düşünürler hep.

 

Ben de onlara diyorum ki, “Mezarlıklar ‘Ben' diyenlerle dolu. Orada, yattıkları yerde ‘Ben' diye diye yaptıkları kötülüklerin hesaplarını veriyorlar.”

 

“Ben”likte azap, ‘Biz”likte bereket vardır. “Biz” olup berekete yürüyelim.

 

 



Bu Haber 2010 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : "BİZ" Diyebilmenin Erdemliliği Tarih : 5 Nisan 2010 / Pazar Üye Adı :M. Ufuk MİSTEPE
Sevgili MUSA, Yakın geçmişte "Yaşanabilir Bir Ünye" Projesi ile Ünyeli hemşehrilerime kurmuş olduğum Ü-STP Grubu ile "BİZ" olgusunu anlatmaya çalışmış ama "BEN" egosuna yenik düşenlerin saldırısı ile ne yazık ki yıllarca kafa yorduğum bu hizmetten sonuç alamamıştım. Projeyi bir konferansta ZİLELİLER'e http://unyezile.com/proje.htm adresinde detaylandırdığım biçimde tanıtma şansı bulmuş ama ne yazık ki ÜNYE'de bu aşamaya gelememiştim! Geç de olsa konuyu farketmiş olmanıza sevindim! Aklın yolu birdir.. geç de olsa!
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI