15 Nisan 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Arazi işgalcilerine olmadı madalya da verin ...
musakiroğlu@mynet.com

Bu ülkede bazı şeyler o kadar enteresandır ki, insanı hayretler içinde bırakır. Benim en hayretime giden, bana en enteresan gelen şey de nedir biliyor musunuz? Arazi işgali..

Arazi işgali dedimse de tabi vatandaşın tapulu şahsi arazisi falan değil, devletin elindeki arazilerin işgalinden bahsediyorum.

1999 yılıydı, Ünye Sanayi ve İşadamları Derneği'nin başkanlığını yapıyordum. O sırada Ünye Organize Sanayi Bölgesi Müdürü Sn. Zeki Akan'la birlikte Ankara'da hummalı bir çalışma içindeydik. Bugün hala halledilemeyen Organize Sanayi bölgesi için yer çalışması yapıyorduk.

Sn. Akan'la birlikte bakanlıktan bakanlığa, genel müdürlükten bölge müdürlüğüne koşup duruyorduk. Bu yazıyı yazdığım sırada hatırladım, ayrıca Ramazan ayındaydık. Oruçluyduk, üstelik Zeki Abi de iyi bir sigara tiryakisi olduğu için (hala da öyle ya) özellikle öğleden sonraları iyice semeleniyor, yarı canlı hale düşüyordu o koşuşturmalar arasında.

Elimizdeki dosyada Ünye'deki bir sürü hazine yeri, çalı çıltı haline gelmiş orman mülkü, orman arazisi vasfını yitirmiş 2B olarak adlandırılan alanların haritaları vardı. Bunların içinden yer çıkartmaya, uygun yer bulmaya çalışıyorduk Organize Sanayi Bölgesi için.

Her gittiğimiz yerde, her yaptığımız görüşmede söz konusu yerlerin hali hazırda boş olup olmadığı soruluyordu. Boş değildi, birileri tarafından çevrilmiş, ekilmiş dikilmiş arazilerdi bunlar. Biz de böyle diyorduk, boş olmadığını söylüyorduk.

Görüştüğümüz her yetkili de “O zaman zor, buralar olmaz” diyordu.

Zeki Abi, daha önceden durumu önemli ölçüde bildiği için pek şaşırmıyor.. Çözülmesi, yol alınması için neler yapılması gerektiğini irdeliyor, alternatifler üzerinde yoğunlaşıyordu.

Ben acemi olduğumdan, “Allah aşkına vatandaş gitmiş, devletin malını işgal etmiş. Bugün o arazi kamu lehine bir iş kurulması için lazım. Siz diyorsunuz ki olmaz. Bu nasıl iştir? Devlet toprağını işgal edenleri nasıl olur da böyle koruyabilir?” diyor tepki gösteriyordum.

Tam o yıllarda bir yasa çıkarılmış, hazine arazilerinden bazılarının satışı yapılıyordu. Bu yasaya göre, isteyen herkese değil de bu arazileri işgal edenlere satın alma önceliği verilmişti. Yıllardır ekip dikerek, bu araziler üzerinde para kazananlara, yani haksız kazanç sağlayanlara satın alma önceliği verilmişti. Bak sen şu işe.. Üstelik bir de ödeme kolaylığı gösterilmiş, düşük taksitlerle ödeme yapma imkanı da verilmişti.

Ben bu duyduklarıma inanamıyor, “Nasıl olur da devletin malı, üzerindeki işgalcilere böyle kolay yoldan öncelikli olarak satılabilir? Nasıl olur da devlet, işgalcisini böylesine korur, yeni işgallerin olmasını kışkırtacak uygulama yapar? Olmaz böyle şey..” diyor, adeta isyan ediyordum.

İsyanımın sebebi asıl, biz gitmişiz zar zor şartlarda günümüzü, enerjimizi, paramızı harcayarak kamu adına bir iş yapmaya, Organize Sanayi için yer bulmaya çalışıyoruz. Ama bizim yaptığımız işin önceliği olmuyor, gösterdiğimiz yerdeki öncelik o yeri işgal edenin oluyor.

Döndüm Zeki Abi'ye dedim ki; “Abi, biz Organize Sanayi kurulsun, buradaki 51 fabrika açılsın, binlerce insana iş-ekmek imkanı doğsun diye çırpınıyoruz. Bizi devletin alkışlaması gerekirken, şu işe bak ki, devlet işgalcisini, koruyor. Bari çağırsın, bunlara birer de madalya versin” dedim.

Olmadı, yer bulunamadı. 1999 yılı öncesinde de, 1999 yılı sonrasında da Ünye Organize Sanayi Bölgesi için yer bulunamadı. Sebep.. Asıl sebep işte bu. Yer olabilecek devlet arazilerinin birileri tarafından işgal edilmesi, devletin bunları buralardan çıkartacağı yerde, koruması, mükAfatlandırması.

Bu aralar gazetelerde bir haber daha çıkıyor. Fındık bahçesi orman ya da hazine arazisi olduğundan dolayı Alan Bazlı Destek parası alamayanlar için yeni bir karar çıkartılmış. Bu işgalcileri devlet yine korumuş, bunlara da destek verilecekmiş.

1999 yılında söylediğimi tekrar ediyorum, ene iyisi devlet çağırsın bu işgalcilerine madalya taksın.

 

 



Bu Haber 2600 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI