20 Nisan 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Ünye'de açık havaya göre program yapmaya gelmiyor
musakiroğlu@mynet.com

18 Nisan Pazar günü İnkur'daki Çetdağı şölenlerine katılma niyetindeydik. Ailece gitmek, orada yeni-yeni oluşup bilinmeye, tanınmaya başlayan mesire alanında biraz nefeslenmek, dinlenmek istiyorduk.

 

17 Nisan Cumartesi günü baktık hava harika.. Dolayısıyla havaya dair hiçbir kuşku duymadan Pazar günkü piknik için hazırlanmıştık.

 

Pazar sabahı ezanla birlikte uyandığımda baktım dışarısı bozuk. Bir önceki o güzelim pırı-pırıl hava gitmiş.. Gökyüzünü somurtuk bulutlar kaplamış.. Çisil-çisil yağıyordu.

 

Çetdağı'ndaki şölenin bu havada yapılamayacağını düşündüm. Ancak, sabah kahvaltı sonrası gazeteden bizim patron Ali Bey aradı. İnkur'a gideceklerini, gelip gelmeyeceğimizi sordu.

 

Ali Bey'e, programın iptal edilmemiş olduğuna şaşırdığımı, çünkü havanın hiçte müsait olmadığını söyledim. Ayrıca bu havada, zaten yakalandığım bahar gribinin artmasından korktuğum için dışarı çıkamayacağımı belirttim.

 

Sonra düşündüm, “Ünye, dört mevsim boyunca ortalama kaç gün açık hava programlarına müsaittir?” dedim kendi kendime. Şöyle bir bilgi kalmış aklımda; Ünye'de yıl boyu güneşli, açık hava toplamı 60 günle 90 gün arasında değişiyormuş. Bu da demek oluyor ki, ilçemizde yaklaşık 2.5 ay hava açık ve güneşli. Geri kalan 9.5 ay boyunca ise kapalı, yağışlı ve soğuk…

 

Tabi bu 2.5 ay açık ve güneşli geçtiği söylenen havanın içine, yazın Ağustos ayında gündüz güneşiyle yanıp, akşam soğuğu ile ‘buyduğumuz' günler de dahil midir, bilmiyorum. Yazın ortasında çık git bir çay bahçesine üstünde yazlık elbisenle otur bakalım.. Çoğu akşamları üşür, sarılıp ısınmak için garsondan battaniye istersin.. Eğer battaniye yoksa hastalanmamak için kalkıp eve dönersin.

 

Velhasıl, bizim memleketin açık havası azdır. O da gün içinde saat başı değişkendir.. Yani biz     9-10 ay kapalı geçen serin, soğuk, yağışlı bir memleketin insanlarıyız.

 

Şimdi gelelim asıl üzerinde durmak istediğim konuya. Biz Ünyeliler yapacak olduğumuz programları hep açık havaya göre düşünür, öyle hazırlanırız. Geçen sene yeğenimin Temmuz ayının sonundaki düğünü tamamen açık hava düşünülerek hazırlanmıştı. Gündüz hava çok sıcaktı, bunalmıştık. Nitekim akşam düğün başladı. Davetliler sıcaktan, nemden salondan kaçıp, dışarılarda oturmaya yer ararken iki saat sonra bir yağmur başladı ki... Sicim gibi.  Sel olacak diye korktuk.

 

Aslı zatında bizim şehrimizde düzenlenen programlar kapalı hava şartlarına göre hazırlanmalıdır. Ayrıca bu programların yapılacağı mekanlar olsun, oturma alanları, park ve bahçeler olsun yağışlı, kapalı ve soğuk hava şartlarına uygun düzenlenmelidir. Bunun artık günümüzde çok bir zorluğu da kalmadı. Otomatik olarak açılıp-kapanan çatı sistemleri, yine otomatik olarak açılıp kapanan duvar, cam, pencere sistemleri sanki tam da bizim memleketin havasına göre düşünülmüş sistemler. Aslında işletmeciler de artık böyle sistemleri kullanmalı, hayata geçirmelidir.

 

İnkur Çetdağı benim evvelinden bildiğim, çok beğendiğim bir mesire sahasıdır. Burası bölge için alternatif bir kent ormanıdır. İnkur'un geleceği için de hayati derecede önemli bir noktadır Çetdağı Mesire Alanı.

 

İnkur  Belediyesi'nin işletmeciliğini yaptığı bu güzide saha için Belediye Başkanı Mehmet Okuyucu'nun gayretlerine bir hayli şahidim. Böyle bir güzelliği bölgemize kazandırdığı için kendisini kutluyorum.

 

Tabi yukarıda söylediklerim burası için de geçerlidir. Buradaki tesisler de açık havaya göre değil, kapalı havaya göre yapılırsa daha fazla kullanma şansı olur.

 

Yazın Ayder yaylasına gittiğimde görmüştüm. Akşam soğuklarında ya da yağışlı havalarda, doğal malzemelerle yapılmış oturma mekanlarında kurulan kuzine başına dizilen insanlar o kadar mutlu, o kadar doğal olanı yaşıyorlardı ki.. Değme keyiflerine..

 

İster kar yağsın, ister yağmur.. İster soğuk olsun, ister serin.. Çetdağı'na yılın her mevsiminde gidip dinlenmeye, stres atmaya, tertemiz havasını teneffüs etmeye değer bir yer. Yeter ki burada soğukta, yağışta oturup dinlenmeye müsait doğal mekanlar yapılsın, Ayder yaylasında kuzine başına dizilen insanların yaşadığı heyecan ve mutluluk burada da yaşatılsın. Gerisine karışma…

 



Bu Haber 2702 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI