24 Nisan 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
23 Nisan "Koltuk şov mudur"?
musakiroğlu@mynet.com

22 Nisan akşamı e-mail adresime gönderilen bir mesajda sıkı okurlarımdan olduğunu bildiğim Hüseyin Türkmen, beni 23 Nisan'la ilgili yazmamakla eleştirmiş.. Ayrıca benim 23 Nisan'a, Cumhuriyet'e karşı olup olmadığımı da soruyor.

 

Aynen şöyle yazmış mesajında Hüseyin Türkmen gönderdiği mesajda: Sayın Kıroğlu, sizi şahsi hayatınızda az çok tanırım. Aydın, çağdaş, demokrat birisi olduğunuzu biliyorum. Ama bu özelliğinize yakıştıramadığım bir durum oldu. Niçin 23 Nisan hakkında yazmadınız? Niçin yazılarınızın sonunda da olsa 23 Nisan'ı kutlamadınız? Yoksa 23 Nisan'a, Cumhuriyet'e karşı mısınız? Siz de mi ülkemizi saran gericiliğe teslim oldunuz? Eğer böyleyse çok şaşar, üzülürüm. Ne olur siz de gericiler gibi 23 Nisan'a koltuk şov deyip küçümsemeyin. Bunlar Atatürk'ün her eserine bir kulp takıp küçümsüyor, hakir görüyorlar. Onlara taviz vermeyin.”

 

Sayın okurum Hüseyin Türkmen'e öncelikle teşekkür ediyorum. Zahmet buyurmuş, mesaj yazmış, hakkımdaki düşüncelerini dile getirmiş.

 

Sn. Türkmen'in de ifade ettiği gibi ben aydınlıktan, çağdaşlıktan, demokrasiden yanayım. Bundan hiç şüphem olmadı. Hayatımın her döneminde bilimin gösterdiği aydınlığa yüzümü döndüm.. Bilimle kazanılan çağdaşlığa, hep çağdaş hayat standartlarına yakın durdum.. Demokrasiyi insanlık için en genel geçer idare kabul ettim. Demokrat olmayı şahsımın en önemli öğesi haline getirmeye çalıştım.

 

Ayrıca, ben bu yazımı 23 Nisan 2010 Cuma günü yazıyorum. Sevgili Hüseyin Türkmen, benim bildiğim 23 Nisan bugün kutlanır.

 

Evet, bugün 23 Nisan TBMM'nin açılışının 90. yıldönümü. 23 Nisan 1920 Cuma günü açılmıştı ilk Meclis'imiz. 90 yıl sonra yine bir Cuma günü kutluyoruz bu tarihi günü. Bu günün ruhumda yarattığı coşku atmosferinde Kurtuluş Savaşımızın Milli Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bütün kahramanlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor.. 23 Nisanların sonsuza dek yaşamasını temenni ediyorum.

 

Şimdi gelelim sevgili okurumun son cümlelerine.. “Yoksa sizde mi ülkemizi saran gericiliğe teslim oldunuz? Eğer böyleyse çok şaşar, üzülürüm. Ne olur siz de gericiler gibi 23 Nisan'a koltuk şov deyip küçümsemeyin. Bunlar Atatürk'ün her eserine bir kulp takıp küçümsüyor, hakir görüyorlar.”

 

Sn. Türkmen, tabi ki bu ifadeleriniz şahsi düşüncenizden kaynaklanıyor. Ben katılayım ya da katılmayayım bütün şahsi düşüncelere, karşısındakine saldırganlık ve hakaret içermediği müddetçe saygı duyarım. Bunu demokratlığımın temeli ve en önemli yanı olarak böyle görür, böyle düşünürüm.

 

Ancak, bu sadece demek değildir ki, “Saygı duy ve sus.” Asla böyle düşünmüyorum. Kendi düşüncelerimi de yeri geldiğinde dile getirir.. Saygı duysam da karşı olduğum düşünceleri eleştiririm.

 

Gelelim sizin ‘gerici' sözünüze. Gerici olarak ifade etmek istedikleriniz anladığım kadarıyla sizin gibi düşünmeyenler.

 

Sn. Türkmen, öncelikle şunu söylemekte yarar görüyorum: Gerçekten aydın, çağdaş, demokrat olan bir ilerici, asla kendisi gibi düşünmeyenleri gerici olarak nitelendirmez. Bence gericiliğin en belirgin, en temel özelliği kendisi gibi düşünmeyenlere tahammül edememektir. İster iktidarda olsun, ister muhalefette bir parti kendi düşüncesinden başkalarına saygı göstermiyor, tahammül edemiyorsa o parti gericidir. Bu insanlar için de böyledir.

 

Bir de “23 Nisan koltuk şov mudur?” diye soruyorsunuz. Bunu böyle kim diyor pek şahit olmadım. Ama bana sorarsanız çok ta yanlış bir tanımlama değil.

 

Niye derseniz? Allah aşkına o koltuklara oturtulan çocukların ülkesinde Atatürk'ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü ve prensibi ne kadar geçerli?

 

Millet egemenliğinin aynası olduğuna inanmak istediğimiz TBMM'de kaç milletvekili bizzat millet tarafından aday yapıldı, seçildi, oraya gönderildi?

 

Parti liderlerinin atadığı milletvekilleriyle idare edilen ülkemizde ‘milletin egemenliğini' sembolize etmek için çocukların öyle o koltuklara oturtulması ne anlama gelebilir ki? Bana sorarsanız düzenlenen resmi törenler kapsamında koltuk şovdan başka bir şey değil.

 

Atatürk'ün emanetlerine şov yaparak değil, içten, samimiyetle ve inanmış olarak sahip çıkılmalı, diyorum ben Sn. Hüseyin Türkmen. Sadece sahip çıkılmakla da kalmamalı.. Bütün o emanetleri gelişen, değişen dünya gerçekleriyle buluşturmalı.. Böylelikle de sonsuza dek yaşatmalıyız.



Bu Haber 2056 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI