11 Mayıs 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Kültür Turizm Bakanı'nın Ordulu olmasının farkı!
musakiroğlu@mynet.com

Kültür Turizm Bakanlığı'na Ordu'dan birisinin, hemşerimiz Sn. Ertuğrul Günay'ın getirilmesi bütün Ordu için sevinç ve umut kaynağı oluşmasına yol açmıştı.

 

Sevinç kaynağı derken, Ordulu bir hemşerimiz daha hükümette görev alıyor, bakan oluyordu. Tabi ki bu ilimiz adına bir prestij ve onurdu. Umut kaynağı oluşturmuştu derken de ilimizdeki tarihi, doğal ve kültürel değerlere sahip çıkılması yönünde doğan umuda dikkat çekmek istiyorum.

 

Son yıllarda Ordu ilinin turizmle gelişeceği yönünde yaygın bir kanaat oluştu. Bu kanaatin ana dayanağı ise küresel ısınmaya bağlı olarak Karadeniz Bölgesi'nin turizm açısından cazip bir bölge halini alacağı olmalı. Bölgeye yapılan yeşil-yayla turları da bunun ilk işaretleri sanki.

 

İşte, böyle turizmle kalkınma düşüncesinin iyice kök saldığı ilimiz için Kültür Turizm Bakanı'nın Ordulu olması heyecan yarattı. Bu alanda yapılacak çalışmalarda bakanlık destek ve yardımlarının en üst düzeyde alınabileceği umuduna yol açtı.

 

Ben, Ordu merkez ve diğer ilçelerdeki turizm değerleri ile ilgili çalışmalarda Bakan Günay farkı var mı? Varsa nerelerde, ne kadar var? Bunları çok bilmiyorum.

Benim daha çok bildiğim “Ünye, İkizce, Çaybaşı bölgesinde bu konuda neler yapılıyor? Neler yapılmıyor?” İşte bunlar.. 

 

Bir önceki Turizm Bakanı Sn. Murat Koç döneminde bu alanda Ünye'de bir hareketlenme başlamıştı. Özellikle Ünye Kalesi'nde bakım, temizleme ve restorasyon konusunda ilk kez bu kadar geniş çaplı bir faaliyete şahit olunmuştu. Başlatılan çalışmanın birinci etap çalışması olduğu, bundan sonra ikinci etap çalışma yapılacağı belirtilmişti. Ancak görüyoruz ki ikinci etap çalışmasına geçilmedi, Ünye Kalesi yine kaderine terk edildi.

 

Bir ara Ünye Bakırcılar Arastası Sokak Sağlıklaştırması, Kadılar Yokuşu tarihi mekanların bakım restorasyonu konusunda çalışmalar yapılacağı söylenmişti. Gelinen noktada ses-seda yok.

 

Gerek Ünye Kalesi için, gerekse Bakırcılar Arastası ve Kadılar Yokuşu için Sn. Bakan'ın sözü vardı. Ancak, şu ana kadar hiçbir hareket ve çalışma olmadığını görüyoruz.

 

Dün eşimle birlikte çevre turu yaptık. İlk önce İkizce'deki  Gençağa Kalesi'ne geçtik. Yolu bozuk, kale sahası her türlü bakımdan uzakta, turizmin çok dışında bir görüntü arz ediyordu. İki bölümden oluşan kalenin tam orta yerine betondan bütün çirkinliğiyle oturtulmuş su deposunu görünce gözlerime inanamadım. Tarihi bir mekanın tam ortasındaki bu görüntüye kim, nasıl izin vermiş ki..

 

Oradan döndük, İkizce'deki 5-6 asır öncesinde ahşap malzemeyle tamamen çivisiz yapılmış Laleli Cami'ye geçtik. İnsan ruhunda yarattığı gizem ve uhrevi atmosferle değişik bir mekan ve ortam olan bu güzide noktamız da aynen öyle. Bakımsız çevresi ve önünden akan ırmağa dökülen çöple içimizi sızlattı buradaki görüntüler. Bu cami için bakım ve restorasyon yapılacağı bizzat Sn. Bakan tarafından açıklanmıştı. Ama gördük ki burada da hiçbir çalışma yok.

 

Buradan çıktık Çaybaşı'na geçtik, yol üstündeki yine tarihi ahşap camimiz Çayır Camisi'ne uğradık. Cami'ye minare vazifesi yapmak üzere dikilen demir elektrik direğinin görüntüsü insana “Tarihe ancak bu kadar kötülük yapılır” dedirten cinstendi. Bu minare görüntüsü camideki diğer bütün olumsuzlukları gölgede bırakıyordu.

 

Çaybaşı'na geçtik, belediye tarafından ilçeye piknik-mesire yeri olarak düzenlenmeye çalışılan tepeye çıktık. Piknik sahasına girişte yapılan kontrol kulübesinin bütün camları kırılmış, pencerelerin mermer denizlikleri parça parça edilmişti. Az ilerisinde tuvalet ve lavabo olarak yapıldığını sandığımız binanın hali çok daha perişandı. Bunları böyle bu hale sokan insanlarla iç içe yaşadığımız gerçeğinden ürktük, bulunduğumuz yerde endişeye kapıldık.

 

Çaybaşı'ndan Tekkiraz'a yöneldik, İçeribükü'ndeki Yeni Cuma ahşap camiyi ziyaret ettik. Arka cephe, yağmur cephesinden çürümeye başlamış bu tarihimiz de öyle, bakım ve onarıma muhtaç.

 

Saydığım bu yer ve mekanların her biri turizm için çok kıymetli yerler, mekanlar. Bugüne kadar ayakta kalmaları tarih ve turizm adına büyük şans.. Ama halleri, bu görüntüleri içleri yakıyor.

 

Şimdi soruyorum, bu durumda bizim ilimizin turizmle kalkınması nasıl olacak? 

 

Bir soru daha sormak istiyorum; bizim Ordulu hemşerimiz Kültür Turizm Bakanı'yla birlikte tarihi, doğal, kültürel değerlerimizle ilgili bir fark yaşayabiliyor muyuz? Bunların bakım, onarım ve restorasyonu ile ilgili önceki dönemlerden hangi fark ve avantajlar uygulamaya girdi?

 

Yoksa şu andaki vaziyet eskisinden daha mı geri?

 



Bu Haber 2160 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI