15 Mayıs 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Beldeler sadece günü kurtarmakla kalmamalı
musakiroğlu@mynet.com

Daha önceki bir yazımda beldelerin köyle şehir arasında, köyden kente giden yolda ara yerleşim noktaları olduğuna dikkat çekmiştim.

 

Bu tanım ve tespit ışığında zaman zaman uğradığım Ünye'ye bağlı beldeleri gözden geçiriyor, gelişme seyirlerini izliyorum.

 

Ünye'deki beldeleri iki grupta ele almak gerekir. Şöyle dersem daha iyi açıklamış olurum; Ünye'de 1980'den önce kurulan beldeler, 1980'den sonra kurulan beldeler..

 

Bunlardan birinci grupta yer alanlar Tekkiraz, İnkur, Erenyurt beldeleri, ikinci grupta yer alanlar ise; Pelitliyatak, Yenikent, Yeşilkent, Fatih, Hanyanı beldeleridir.

 

Beldelerimiz Tekkiraz hariç hemen hepsi üç aşağı beş yukarı birbirine çok benzemektedir. Daha çok günü birlik ihtiyaçları karşılamaya yönelik gayret içindeler.. Bir yıl sonrası, üç yıl sonrası, on yıl sonrasını hedefleyen programlardan çok uzakta… Kendi günlük dert ve sıkıntılarının orta yerinde debelenip, durmaktalar.

 

Geçtiğimiz Perşembe günü Erenyurt Beldesi'ne geçme fırsatım oldu. Bu beldeye ilk 1989 yılında gitmiştim. 21 yıl önce çok daha canlı bir merkezdi Erenyurt. Günbegün eridi, boşaldı. Bir zamanlar nüfusu beşbinler civarındayken bugün artık ikibinlerin altına düşmüş durumda.

 

Ulaşım imkanı daha müsait olduğu için bu beldemiz daha çok Fatsa ile organik bir bağ içinde. Bu dönemde seçilen Belediye Başkanı Sn. Mehmet Aktaş, Ünye ile günü birlik ilişkiyi canlandırmak için her gün Ünye'ye otobüs seferi koymuş. Bundan da çok memnun gözüküyor. Kendisini ziyaret ettiğimizde bunu özellikle vurguladı.

 

Bu sefer Erenyur'ta, belde merkezindeki Dipselek Şelalesi ile Çakmaklı tarihi kalesini görmek üzere Ünye tarih Araştırma Grubu kurucuları Sn. Ahmet Kabayel ve Ahmet D. Varilci'nin davetiyle gittim.

 

Bize, aslen Erenyurtlu olan Ünye Kütüphane Müdürü Sn. Erol Kocaoğlu rehberlik etti, aracıyla bizi beldeye götürüp-getirdi. Ayrıca Erenyurt'ta önümüze düşüp Dipselek Şelalesine ve Çakmaklı Kalesi'ne Merkez Muhtarı Sn. Yusuf Ziya Çetin götürdü bizi gezdirdi.

 

Erenyurtlu hemşerimiz Sn. Kocaoğlu ve Sn. Çetin'e yaptıkları rehberlik için Belediye Başkanı Sn. Mehmet Aktaş'a bizi kabul edip, bilgilendirdiği için teşekkür ediyorum. Ayrıca beni davet edip, buraları görmeme vesile olan ÜTAG'dan dostlarım Sn. Kabayel ve Sn. Varilci'ye de teşekkür ediyorum.

 

Gerek Dipselek Şelalesi gerekse Çakmaklı tarihi kalesi Erenyurt belde merkezine birkaç yüz metre mesafede. Aslına bakarsanız buraları Erenyurt'u Erenyurt yapması gereken beldenin göbeğinde çok önemli iki büyük değer.

 

Çakmaklı tarihi kalesi aslında tescilli, Anıtlar Yüksek Kurulu kayıtları arasında yer alıyor. Kayıtlı-tescille bir çok tarihi mekan gibi burası da öylece kaderine terk edilmiş. Kale dış surlarının bir kısmı bugün hala ayakta, burçları, sarnıcı da öyle.. Kale içini ağaçlar orman olmuş kaplamış. Ormanlık alanda oluşan bitkisel toprak iç mekan yüzeyini altına almış gizlemiş.

 

Çakmaklı Kalesi taşıdığı tarihi hatıralarla açılacağı, bilineceği günleri özlemle bekliyor hissi veriyor gelip kendisini ziyaret edenlere.

 

Dipselek Şelalesine gelince; Çakmaklı Kalesi'nin dibinde gürül gürül çağlayan su sesiyle yankılanıyordu bulunduğu kanyon içinde. Tabi belde pis suları ve lağımının buraya akıtılıyor olmasını öğrenmek bizi çok üzdü. Ama her şeye rağmen ‘Ben büyük bir değerim, bana yazık etmeyin, sahip çıkın” der gibi ses veriyor, yardım istiyor gibiydi Dipselek Şelalesi.

 

Bana gelince, ben derim ki; Erenyurt Belediyesi hiçbir iş yapmasın. Bütün günü birlik işlerden sıyrılsın., Çakmaklı Kalesi, civardaki mağaralar ve Dipselek Şelalesi üzerinde çalışsın. Buraların bakımlarını yapsın, gelip-gidecek ziyaretçiler için uygun yol ve dinlenme alanları sağlasın. Bu değerlerini turizme açsın.

 

Bakın o zaman Erenyurt'un çehresi nasıl değişiyor, nasıl modernleşiyor…



Bu Haber 2297 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI