15 Mayıs 2010 Pazar
ARİF TAKICI
"Uyuşturucu Kültürü"ne karşı kültür, milli kültür misyoner faaliyetleri
Arif Takıcı

 Bilindiği gibi asrımızın savaşları genellikle ''soğuk harp'' türünde devam etmekte ve silahlı kuvvetler dahi soğuk harp uygulamasının yardımcı uygulaması olarak kullanılmaktadır. Bunun en canlı misallerine 1'ci  ve 2. cihan savaşlarında şahit olduk. İstilacıların tek kurşun atmadan, soğuk harp yolu ile birkaç saat içinde, koskoca devletleri işgal ettikleri hayretle müşahede edildi. Bu savaşlar, çoğunluğunu satılmış ve şartlandırılmış yerli hainlerin oluşturduğu, beşinci kollar vasıtasıyla başarılmıştır. Bu savaşların en güçlü ve tahripkar silahı ise şüphesiz  ‘'propaganda''dır.

Tarih boyunca propagandadan daha güçlü ve tesirli bir silah icat edilmiş ve kullanılmış değildir. Zira propaganda ile beyni yıkanarak, kendi toplumundan koparılan kalabalıkların yapacağı ihanet ve tahribatı hiçbir silah ve istila ordusunun yapamayacağı şahit olunan olaylar ile  kesinlik kazanmıştır.  

En güçlü zannedilen atomik ve elektronik silahların tahrip ettiği yer ve tesisler kısa zamanda yerine getirildiği halde, menfi propagandanın  tesiri ile ruhi ve ahlaki faziletlerini, etnik ve sosyolojik değerlerini kaybeden toplumun ayakta kalabilmesi  ise çok defa mümkün görülmemektedir.

Nedir bu etnik ve sosyolojik değerler?...Toplum hayatının ruhu mesabesindeki bu kıymetler manzumesine, Kültür ‘'veya''Milli Kültür diyoruz. Modern sosyolojinin de kesinlikle kabul ettiği gibi; insan topluluklarını, sosyal üniteleri birbirinden ayıran farklar fizik ve fizyolojik özelliklerinden ve ırki hasetlerinden ziyade, sahip bulundukları ahlaki, ruhi ve inanç değerleridir… Ülkemiz için konuşursak; bunlar Türk toplumunu diğer milletlerden ayıran, ona tarihi ihtişamını, örf ve an'a neleri, ahlak ve vicdan değerleri, yine bunların dayandığı mistik ve manevi  inançlar ve mukaddeslerdir.        

Misyoner faaliyetleri, tarihin çok derinliklerine dayanır. Roma Katolik kilisesi, onikinci  Asırda Avrupa'ya tamamen hakim olduktan sonra, dünyanın her köşesini Hıristiyan yapmak ve dünya zenginliklerini sömürmek için Haçlı seferleri başlattı. Selçuklular (Anadolu Türkleri), 3 asır devam eden ve o devre göre muazzam  ordularla gelen Haçlı sürülerini Anadolu'da   eriterek yok etti. İslamiyet'e hizmetle şereflenen Anadolu Türkleri yalnız Türk varlığını değil, canını feda ederek ve kanını dökerek Hıristiyanların Anadolu, Orta doğu ve Önasya'ya hakim olmasını önlemiştir. 

On üçüncü Asır sonlarında ortaya çıkan Osmanlı Devleti, Haçlı ordularını Kosava, Varna ve çeşitli yerlerde yenerek, on yedinci  asırda Viyana'ya kadar dayandı. Balkanlar'da  Arnavut ve Boşnakların  İslamiyet'le şereflenmesinde ilahi görev ifa ettiler. Osmanlı Devleti, tarih boyunca gelmiş geçmiş en büyük 5 imparatorluğun en büyük ve en uzun ömürlü olanıdır. Hakimiyet altındaki topraklar ise  ''Asr'ı  Saadet hariç'' dünya dünya olalı en huzurlu en güvenli devrini yaşamıştır. İnsan hak ve hürriyetleri ve adalet altın çağını yaşamıştır. Osmanlı Devleti Müslümanların hamisi idi.

Osmanlı Devleti'ni, Hıristiyan Ülkelerin ordularından çok, misyoner faaliyetleri yıkmıştır. Amerikalı misyoner Hamlin, Fatih'in İstanbul'u aldığı surların üstünde yaptığı bir konuşmada'' Bu milletin kültürünü imha edeceğini söylemiş ve bu yolda önemli girişimlerde bulunmuştur. Emperyalistler bazı bölgelerimizde kolejler, yabancı okullar ve hastaneler açmışlar ve benzeri güya, insani yardım faaliyetleri getirmişlerdir. Ve bunların çoğu halen faaliyetlerini, üstü kapalı ve açık biçimde, sürdürmektedirler.

İngiliz ajanı Reşit Paşa'nın Gülhane  Fermanı'ndan sonra Misyoner faaliyetleri çığ gibi arttı.  Anadolu'nun muhtelif yerlerine kolejler açtılar. Osmanlı Devletinin çeşitli yerlerinde yaşayan Ermeni, Bulgar, Rum ve Hıristiyan unsurların çocuklarını okutarak, Osmanlıya isyan etmeleri için hazırladılar. Osmanlının en sadık  teb'ası  olan Ermeni ve Bulgarları, Osmanlı'ya düşman eden Robert Koleji'dir. Misyonerler, gayelerine erişmek için her türlü vasıtayı mubah gören bir zihniyete sahiptirler.  Hıristiyan Avrupa ve Amerika'nın menfaatlerinin bulunduğu her yerde, Hıristiyan misyonerleri bulunur. Hıristiyanlığı yaymak maskedir; asıl görevleri o ülkeyi sömürmek için Hıristiyan ülkeye bağlamaktır.   Misyonerler, huzur bozucu ve menfaat  avcılarıdırlar. Bulundukları ülkenin dilini,  örf ve adetlerini bilirler. Yerli halktan para karşılığı satın aldıkları kişileri, cahil ve hainleri kullanırlar. Sadece Harput ovasında 62 misyoner teşkilatı merkezi mevcuttu. Bu misyonerler 7'den yetmişe  bütün Ermenileri, Müslümanlara ve Osmanlıya düşman etmişlerdir. Misyonerler, Hıristiyan yapamadıkları  Müslüman çocuklarının dinsiz yetişmelerini emin ederler.  Sonrada manevi buhrana düşen bu gençlere çare olarak Hıristiyanlığı, Yehova şahitliğin yada bunun gibi sapık ve küfür inançları takdim ederler.  Şimdi de ülkemizin bir çok vilayetinde apartmanlar kiralayarak, gizli kiliseler kurmakta ve gençleri bu kiliselere çeşitli alıştırmaktadırlar… Bu bakımdan dikkatli olmalıyız.

Kaynak: Yeşilay



Bu Haber 1674 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI