1 Haziran 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Sn. Rıdvan Yalçın'ın sorusu çok doğru?
musakiroğlu@mynet.com

MHP Ordu Milletvekili Sn. Rıdvan Yalçın, TBMM'de yaptığı konuşmasında çok haklı bir konuya değindi.

  

Sn. Yalçın, ülkede baş gösteren et sıkıntısına karşı teşvik edilen hayvan besiciliği ile ilgili olarak sadece Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin teşvik kapsamına alınmasını eleştirdiği konuşması sırasında hükümete ve Tarım Bakanlığı'na sorduğu soruda yapılan açık haksızlığa dikkat çekti.

 

 Yalçın, konuşmasında Doğu Anadolu Projesi kapsamındaki illerde 50 baş ve üzeri kapasitedeki sığır işletmeleri için hayvan alımında yüzde 40, hayvancılık için inşaat ve diğer yatırımlarda yüzde 30 karşılıksız teşvik uygulanmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararını eleştirerek, "Ordu'daki hayvan üreticisinin suçu nedir?" diye sordu.

  

Sn. Yalçın gibi bizde soruyoruz, “Hayvancılık ülkemizde sadece bir-iki bölgeye mahsus bir iş midir ki, sadece o bölgelere teşvik veriliyor?

  

Karadeniz Bölgesi baştanbaşa hayvancılık bölgesidir. Bahçesi/tarlası, yaylası-merası en bol bölgedir. Bölgemizdeki bahçe, yayla ve meralar bundan 20-25 sene öncesinde hayvan sürüleriyle doluydu. Ama birden boşaldı. Ne sürü kaldı ne de çoban..

  

Hadi Doğu ve Güneydoğu yaylalarını anlayabiliyorum terör olduğu için boşaldı. Buralardaki hayvancılık durdu. Ya peki bizim bölgede ne oldu, neden boşaldı yayla ve meralarımız? Neden Karadeniz köylüsü/çiftçisi hayvancılığı bıraktı?

 

 Benim çocukluğumda 50'li 60'lı, hatta 70'li yıllarda Saraçlı Mahallesi'ndeki bizim ahırımızda 8-10 baş inek ve dana olurdu. Bütün mahalle komşularımız da öyleydi. Hayvanlar sürüler halinde sabah bahçelere otlatmaya götürülür, gün boyu otlar, doyar akşam geri getirilirdi.

  

Benim büyümemde, okumamda, masraflarımın karşılanmasında ahırımızdaki adı Elik, Geyik, Alakız, Sakar olan ineklerimizden sağıp sattığımız sütlerin katkısı ölçülemez.

  

Ünye'de şehir merkezinde bile çok sayıda ahırda inek beslenir, sağılır sütü/yoğurdu yenir, ayranı içilir.. Mis gibi tereyağları yapılır, yağ ihtiyacı karşılanırdı.

  

Tabi bugün artık şehir hayatının geldiği noktada mahallelerde, şehir merkezinde ahır yapmak, inek beslemek mümkün değil. 

  

Ancak, köylerimizdeki hayvancılığın sürmemesi/sürdürülmemesi için hiçbir sebep yok. Bahçeler duruyor, meralar-yaylalar hayvan bekliyor otlatmak için.

  

Eksik olan ise insan unsuru.. Karadeniz köylüsü/çiftçisi hayvancılık yapmıyor, yapmak istemiyor. Bu işe karşıdan bakıyor. Köyüne, şehirdeki marketten aldığı hazır sütü/yoğurdu götürüyor.

  

Peki ya niye?

  

Tekkiraz'da kasaplık yapan bir esnafla konuştum geçende.. Hayvancılık girdilerinin çok pahalı olduğuna dikkat çekti. Başta yem olmak üzere, sap, saman, ot, küspe vs. fiyatlarının çok pahalı ve sürekli arttığını söyledi.

 

Vatandaşın para bulup bunları yeteri kadar almasının ve hayvanlarına yedirmesinin çok zor olduğunu dile getiren Tekkirazlı Kasap Ramazan, kar etmesinin ise hiç mümkün olmadığına işaret etti.

 

Şimdi soruyorum, bu şartlar altında bölgemizde hayvancılık yapması zor görünen çiftçimiz/köylümüz üstüne üstlük bir başka bölgeye sunulan teşviklerle yetiştirilen hayvan fiyatlarıyla pazarda nasıl rekabet etsin?

 

 

Sn. Rıdvan Yalçın Meclis'te sorduğu sorusuyla çok çıplak bir gerçeğe parmak basıyor.

 

 

Aynı soruyu biz de soruyoruz, bölgemizdeki hayvan üreticisinin suçu nedir? Neden Doğu'ya, Güneydoğu'ya verilen hayvancılık teşviki bizim bölgemize de verilmiyor?

 

 

Bunun bir izahı var mı? Cevap verilsin.

 



Bu Haber 2048 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI