19 Haziran 2010 Pazar
ARİF TAKICI
Uyuşturucu kültürü (6)
Arif Takıcı

Anarşi, terör, fuhuş, kumar, evden kaçırma, cinayet, alkolizm ve diğer uyuşturucu iptilaları uyuşturucu kültürünün öldürücü kıskaçları ve çürütücü unsurlarıdır. Bunlar hiçbir ülkede(hususiyle Batı toplumlarında) birden bire ortaya çıkmamıştır. Sebep ilişki istikametinde, hasım devletlerce görevlendirilmiş örgüt ve ajanların ve onların çalıştırıp hizmete soktuğu planlı propagandaların ürünleridir. Evet, 20. asırda sınırsız bir güce ulaşan ve müstakil bir ilim ve ihtisas haline gelen ve tarihin en tahripkar silahı olarak nitelenen propagandanın…Başta Radyo- Televizyon olmak üzere, tiyatro, sinema, müstehcen neşriyat ve onu destekleyen basın, diskotekler, birahaneler, içkili gazino ve  benzeri sefahat yerleri, sanat adı altında  icrayı faaliyet eden dernek ve kulüpler, yine sözüm ona; sanat iddialı ahlak ve iffet dışı çekimler, ahlaksızlığın her çeşidini rahatlıkla sergileyen resimli, resimsiz romanlar, hikaye, şiir ve karikatürler, çizgi filmler, hususiyle genç nesilleri insani, milli ve moral değerlerinden (Milli kültüründen) koparan, onları ruhi ve manevi bunalımlara iten başlıca  vasıtalardır. 

İşte bu vasıtalarla yürütülen yıkıcı propagandaların ve onların ürettiği öldürücü iptila ve salgınların bütüne günümüzde ‘'uyuşturucu kültürü'' adı verilmekte ve bilhassa asrımızda sıcak harbin yerini almış bulunan ve ondan çok daha tahripkar bir stratejik uygulamadır. Bilindiği gibi insanlık, son asrın 1. yarısında iki cihan harbi gördü. Bunların teknik silahlarla yaptığı büyük tahribatların kısa sürede giderildiği de herkesin malumudur. Fakat tarih; moral ve manevi dayanaklarını yitirerek  inkıraz eden (çöken) hiçbir  toplumun yeniden varlık sahnesine çıktığını gösterememektedir. Çünkü bunlar artık toplum değil, sefahatin kadavra haline getirdiği ruhsuz cesetler  ve sefih kuru kalabalıklardır.

 

İnsanlar, fertleri yok eden beyaz zehiri (uyuşturucuları) kısmen tanıyor. Fakat, toplumları yok eden uyuşturucu kültürünü tanımıyorlar. Bu kitle uyuşturucusu, gerçek hüviyetiyle  teşhis edilip, tedbir alınabilseydi, hem fertler öldürücü alışkanlıklar ve salgınlarından (alkol ve uyuşturucular)  hem de toplumlar inkırazdan daha kolay  ve daha çabuk kurtulabilirlerdi. İnsanlar için uyuşturucu maddeler nasıl bir ölüm batağı ise, toplumlar için de uyuşturucu kültürü, ondan daha tesirli bir imha tuzağı ve uygulamasıdır. Bunların hepsinin faili hasım devletler veya istilacı süper güçler veya onların içimizdeki uzantılarıdır. Çaresi, toplumun(bilhassa devletin) uyuşturucu kültürünü önlemesi, ona karşı en şuurlu ve  ilmi bir biçimde milli kültürü geliştirip köklendirmesi ve gerçekten milli olan bir eğitimdir. Bunun vasıtaları ise başta en güçlü ve yaygın eğitim aracı olan Radyo- Televizyon, hemen ardındakiler ise Kültür ve Milli Eğitim Bakanlıkları, teşkilatları ve ülke basınıdır. NOT: Yeşilay arşivimden faydalandım.



Bu Haber 1669 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI