15 Aralık 2008 Pazar
ARİF TAKICI
İlk alkol ve sigara kullanımına vücut reaksiyonları
Alkol içimine ve sigara dumanına karşı oluşan ilk vücut reaksiyonlarını ve kendini koruma refleksini, kullanıcılar gayet iyi bilmektedir. İlk sigara dumanından hemen sonra; öksürük, gözyaşları ve tıkanmalar oluşmaktadır.

Vücut sigara dumanını kabul etmek istememektedir. Bu durum, reaksiyonların en belirgin göstergesidir. Alkol ve diğer içkilerin ilk alımlarında da, benzeri reaksiyonlar oluşmaktadır. Böylece canlı hücrelerin bu zararlı ve yabancı maddeye karşı reaksiyonu bir uyarı niteliğindedir. Bu şekilde vücut onların alımına karşı gelmektedir.

Böylece bize adeta “ bunu alma! Bunlar vücuda zararlıdır, içimizdeki tüm hassas dengeleri bozmaktadır”, kısacası “bunlar sağlığa zararlıdır” demek istenmektedir. Bizleri alınan maddenin kötülüklerine karşı bir nevi ikaz etmektedir! Alındıktan sonra da bu maddeler vücuda zararlı olduğu için vücut onları yok etmeye çalışmaktadır. Böylece vücut bütün gücünü harcayarak, sonunda onları üzerinden atmaktadır. Sebebi de gayet basittir. Bunlar sağlığa zararlıdır! Canlı hücrelerimiz de onları kabul etmek istememektedir.

Hastalıkta içilen ilaçlar, değişik etki yapmaktadır

Diğer taraftan doktorlar tarafından verilen ilaçlar, hastalıktan oluşan sancı ve dayanılmaz ağrıların, dindirilmesi için kullanılmaktadır. Bu ilaçlar o durumdaki vücuda acilen gerekmektedir. Yani vücuda zarar vermemekte ve vücutta fazlalık oluşturmamaktadır. Hatta o anda ağrı ve sancılarımızı dindirdiği için tedavi maksadıyla kullanıldığını da vücut bilmektedir. Onun için onlara karşı, gelmemektedir. Ancak vücut onları da zamanla parçalamakta, emmekte ve yok etmektedir.

Fakat ilaç olarak alındıklarında, bu yok etme işlemleri daha değişik olmaktadır. Bu durumda adeta, normal dozdaki denge unsurları olan ve duygu dengesini ayarlayan maddeler o kadar zarar görmemekte ve onlar yok edilmemektedir. Böylece vücudumuzu dengesiz bırakmamaktadır.

Diğer taraftan bu maddeler zevk için kullanıldıklarında, onların parçalanması ve yok edilmesi sonuna kadar devam etmekte ve tüm denge maddeleri vücut tarafından yok edilmektedir. Aslında bütün bağımlılık felsefesi bu işlemlere bağlı olarak gelişir. Çünkü maddelerin istismarında, vücudumuzun denge unsurları olan tüm normal ifrazatlar da bu işlemlerde sıfırlamakta, bir anlamda yok edilmektedir. Onun için hiç kimse zaten doktorlar, mesela morfini hastalarda kullanıyor, ben de kullansam kötü bir şey olmaz, dememelidir. Çünkü beynimiz ne yaptığımızı gayet iyi bilmektedir. Böylece ne vücudumuzu ne de kendi kendimizi aldatmamız mümkün değildir. Bizim bütün yaptıklarımızdan tüm canlı hücrelerimiz haberdar olmakta ve vücudumuzun zarar görmemesi için de bu maddelere karşı, hatta bize rağmen, tedbir almaktadır. Çünkü bu durumda, değişik işlemler hemen başlamakta ve aldığımız bu keyif verici maddeyi, hatta vücudumuzun içinde bulunan benzeri maddeler ile birlikte, anında yok etmeye başlamakta ve son damlasına kadar parçalayıp vücuttan atmaktadır.

Diğer taraftan vücudumuzda bir duygu dengesi mevcuttur. Bu duygu dengesi herkesin kişisel gen yapısına bağlıdır. Kısacası genlerimizle ilgilidir. Bu durumu kısmen çevremiz de kolayca etkilemektedir. Böylece vücudumuzun duygu dengesi de yapımıza uygun olarak çalışmak durumundadır. Diğer taraftan, bu dengeyi biz ne kadar uğraşsak tam olarak değiştirmemiz mümkün değildir.

Yani, metabolizma dengemize olumsuz sinyaller göndermezsek vücudumuz kendi faaliyet kapsamında pozitif yönde hareket eder. Yeter ki vücudumuza bu fırsatı verelim.

 (Kaynak:Yeşilay Arşiv)



Bu Haber 1918 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI