9 Ağustos 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Akkuş'taki saldırıya karşı neden sessiz kalındı..
musakiroğlu@hotmail.com

Geçen hafta Salı günü Akkuş Ünye arası Salman sapağı civarında gerçekleştirilen terörist saldırı sonrası bir suskunluk yaşandı. Yaşanmaya da devam ediyor..

 Saldırının olduğu gün olay bölgesine giden Ordu Valisi Sn. Orhan Düzgün'ün olayın sıcaklığında, Akkuşluların gösterdiği tepkiye karşı “Sakin ancak uyanık olma” çağrısının dışında pek bir mesaj yayınlanmadı.

 Olay sonrası Ordu Genç İşadamları Derneği'nin yayınladığı mesaj dışında ve bir de Ünye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sn. Hasan Şimşek ve yöneticilerinin bölgeyi ziyareti dışında haberlere düşen bir açıklama ve ziyaret duymadım/okumadım.

 Güneydoğu'da bilmem ne dağında yapılan terörist saldırıya karşı tepki dolu mesaj yayınlayan siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, vs. kurum ve kuruluşlar bölgemize girmiş, Ünye'ye bu kadar yaklaşabilmiş teröristlere ve o menfur saldırıya karşı neden tepki göstermediler ki..

 Gün bugündür.. Bölgemiz için düşünülen terörist hesapları bugünden bozmak zorundayız.

 Teröristlerin, onların destekçisi ya da taşeronlarının tam da fındık vakti bölgeye gelen Güneydoğulu işçiler üzerinden yaratmaya çalıştığı Türk-Kürt çatışması tuzağına çok şükür düşülmemiştir.

 Ancak bu, halka önderlik eden kuruluşların değil Ordu Valisi'nin ilk gün verdiği mesaj ve halkın sağduyusu ile gerçekleşmiştir.

 Tekrar ediyorum; tam da bu sırada neden halka sağduyulu, sakin ama uyanık olma çağrısı yapılmadı?

 Niçin hala susuluyor?

 ***                   ***                   ***

 Geçtiğimiz Perşembe günü “Şimdi özellikle uyanık ama sakin olma zamanı” başlığı ile yazdığım yazıya gelen mesajlardan ve ayrıca sokakta konuştuğum insanlardan anlıyorum ki Akkuş'taki saldırı insanlarda içten içe çok derin öfke uyandırmış.

 Bu öfkeyi tutmak ne insanın kendisi için ne de bu öfkeyi tutmak isteyenler için hiçte kolay değildir.

 Öyle ki küçücük bir kıvılcım çok büyük bir ateşe dönüşebilir, yanar/yakar.

 Ülkeye büyük zararlar verir, millet hayatında derin yaralar açılmasına sebep olur.

 Böyle bir durumun ise teröristten, onların destekçilerinden ve taşeronlarından başka kimseye faydası olmaz.

 Bu yüzden halkın içindeki tepkiyi sakinleştirmek, sağduyuyu hakim kılmak çok önemlidir.

 İşte ben bunlardan sebep “Neden sessiz kalınıyor?” diye soruyorum.

 Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, dernek, sendika vakıf, neler varsa bu konuda Sayın Valimizin açıklaması minvalindeki mesajlarıyla üstlerine düşen görevlerini yapmalıdırlar.

 ***                   ***                   ***

 Bir de vatandaşların ve herkesin tek tek uyanık değil çok ama çok uyanık olma zamanıdır. Etrafında gördüğü ya da hissettiği şüpheli şahısları, şüpheli hareketleri “Neme lazım” falan demeden, ülkesi için, kendisi/çoluk çocuğu için mutlak surette asayiş birimlerine bildirmelidir.

 Geçtiğimiz Cuma günü bir arkadaşım anlattı. Köyünde hiç görmediği yabancı bir araç ve içinde iki tane yabancı olan şahıs görmüş.

 Durmuşlar ona “Bu yol nereye gidiyor?” diye sormuşlar.

 O da söylemiş. Adamlar basmış gitmişler.

 Dedi ki “Adamlar hiçte sağ ayakkabı değillerdi. Ama jandarmaya söylemeye korktum, beni sorgu suale alırlar, diye haber vermedim.”

 Ben kendisine bir hayli çıkıştım ama o hala “Bak benden aldığın bu bilgilerden dolayı beni jandarmaya falan söylersen, seninle ömür boyu konuşmam, hakkımı da helal etmem” deyip durdu.

 Anladım ki, burada asayiş kuvvetlerine de çok önemli görevler düşüyor. Vatandaşları neler yapması konusunda bilgi sahibi yapmaları çok önemli.

 Bir de vatandaşın kendilerinden korkmasının önüne geçmeleri.. Çünkü vatandaş, “Gidip jandarmaya, polise ihbarda bulunursam, beni de sorgu suale alırlar, fişlenirim” diye acayip korkuyor.

 Bunların açıklığa kavuşturulması, işin aslının vatandaşa anlatılması birinci görev olmalı..

 Yoksa vatandaştan gelecek saf, samimi/doğru bilgiler yerine birilerinin kasıtlı yalan yanlış ihbarlarlıya uğraşılıp durulur.

 

 

 



Bu Haber 2022 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI