17 Ağustos 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Eğer Ünye'de yaşıyorsan seni çok kıskanırım..
musakiroğlu@mynet.com

Yüksekokullu yıllardan arkadaşım Manisalı Cengiz Alaboz bir tur şirketinin organizesinde Karadeniz turuna çıkmış. Manisa'da değil de Bursa'da yaşayan arkadaşım geziye de Bursa'dan katılmış.

Diyor ki; millet ayaklanmış Bursa'daki turizm bürolarından yer alıyor, akın akın Karadeniz Bölgesi'ne geliyor.

Cengiz'in bindiği tur otobüsü Ünye'den geçerken rehber: “Şu anda Karadeniz'in en güzel şehri olan Ünye'den geçiyoruz” demiş.

Rehber Ünye deyince, Cengiz de o an beni hatırlamış. Dönüşte internetten ‘Goog'le'den bir soruşturayım bakayım demiş. Nitekim araştırmış, internetten bizim gazeteyi ve beni bulmuş.                E-mail adresimi almış, bana mesaj atmış.

Mesajında; “Değerli dost, geriye doğru hesap ettim 34 yıl olmuş, hiç görüşmemişiz. Ama Karadeniz turu sırasında rehberimizin Ünye'den geçerken söylediği övgü dolu sözler sırasında birden seni hatırladım.” diye yazmış.

Cengiz, beni kıskandığını söylediği mesajına şöyle devam ediyor: “Ünye'de mi yaşıyorsun. Eğer Ünye'de yaşıyorsan seni çok kıskanırım. Otobüs durmadı, direk geçtik ama Ünye, ta Hopa Sarp Kapısı'na kadar gittiğimiz Karadeniz'de çok farklı bir çehreye sahip gibi geldi bana. İşte bu yüzden, böyle güzel bir yerde yaşadığın için seni kıskanırım, demek istedim.”

Ünye'yi kendisinin ve tur otobüsündeki herkesin çok görmek istediğini söyleyen arkadaşım Cengiz; “Rehbere niye Ünye'de durmadığımızı sordum. Verdiği cevapta; ‘Aslında firmamız Ünye'yi de tur kapsamına almak istedi. Ancak, tur için Ünye'nin alt yapısı yetersizmiş” dedi. Tur otobüsümüzdeki hemen herkes; “Keşki durup, Ünye'yi de görebilseydik, dediler, çok üzüldüler.”

Cengiz, bana yazdığı mesajını bir hayli uzun yazmış. Diğer bölümler ikimizi ilgilendiren özel konular olduğu için ben bu yazımda Ünye ile ilgili söylediklerini yazdım.

Ünye ile ilgili bu tür övgüleri dışarıda bulunduğum yıllarda çok sık duyardım. Aynı şekilde gurbetteki, yurt içindeki ve yurt dışındaki bütün Ünyeliler de böylesi övgüleri sık sık duyuyorlardır.

Bu tür övgüler aslında hiç çaba harcanmadan, öyle pek de çalışma yapılmadan Ünye'nin kendi kendine doğal yollardan yakaladığı övgülerdir.

Ülkemizdeki birçok şehir kendini tanıtmak için milyarlar harcayarak kampanyalar düzenliyor, ama ne yapsa böyle kendini kendini tanıtan Ünye kadar tanınamıyor.

Bu ne büyük şans, ne büyük avantaj.. Böyle doğal yollardan kendini tanıtmış, belli bir noktayı yakalamış Ünye için bu ne büyük bir fırsat..

Peki bu şansı, bu avantajı, bu fırsatı değerlendirmenin neresindeyiz?

Bu sorunun cevabını arkadaşım Cengiz Alaboz, okuduğunuz gibi yukarıda çok güzel vermiş.

Cengiz diyor ki; millet ayaklanmış akın akın Karadeniz'e geziye çıkmış. Bu gezi sırasında tur otobüsleri Ünye'den geçerken Ünye'yi övüyor, ama tur alt yapısı olmadığı için Ünye'den direk geçiliyor.

Böyle bir şey nasıl olur..

Hem de Karadeniz'in en güzel ilçesi olduğu söylendiği halde..

Hem de Karadeniz'in en muhteşem, tarihi değeri en çok olan Kale'si olduğu halde..

Hem de bölgemizin Türkleşip, Müslümanlaşması için verilen mücadelenin evliyalaşmış isimleri Şeyh Yunus, Veli Dede, Menteşe vb. bir çok türbesi ve kutsal merkezi olduğu halde..

Hem de Karadeniz bölgesinde hiçbir şehirde bulunmayan Topyanı-Aynıkola arasındaki koy ve falezleriyle insanı büyülediği halde..

Hem de şehir merkezine 6 km mesafede bölgenin en büyük Kent Ormanı'nı bulundurduğu halde..

Hem de bölgede ilk ve tek binicilik tesisleriyle öne çıktığı halde..

Hem de çok sayıda tarihi mekan han, hamam, cami, kilise, tarihi ev, geleneksel el sanatlarına dayalı meslekleri hala ayakta tuttuğu halde..

Ve hepsinden önemlisi turizme açık, turizmin önemini bilen insan ve beyin alt yapısı bulunduğu halde.. Tur firmaları acaba neden Ünye'nin ‘tur alt yapısı eksik” diyor?

Çünkü yukarıda saydığım tarihi ve kültürel değerlerimizin maalesef çok, çok azı turizme, gezmeye-görmeye hazır. Esas büyük çoğunluğu kaderine terk edilmiş.

Bakın, Karadeniz'e turist akını başladı, bu akın sürekli artarak büyüyor. Ama bu akın ilk durak Trabzon Sumela Manastırı, ardından Çaykara'daki Uzungöl, sonuncusu Rize Çamlıhemşin'deki Ayder Yaylası olarak başlayıp bitiyor.

Bugün herkes kabul ediyor ki Ünye Karadeniz'de tura-turizme açılan ilk kapıdır. Bu ilk kapı avantajını, Ünye'nin turistik avantajlarıyla buluşturup, birleştirirsek bölgemizdeki turizm pastasının ilk dilimini biz yeriz. Becerir hakkını verirsek hem de en büyük dilimini yeriz.

Ünye'deki siyasi otorite, mülki idare, mahalli idare, sivil toplum kuruluşları, ilgili kurum ve kişiler, kanaat önderleri profesyonel turizm danışman ve uzmanları ile birlikte bir araya gelinmeli, Ünye'deki turizm masaya yatırılmalı.. Eksikler tespit edilmeli, yapılması gerekenler belirlenmeli, bir an önce Ünye'yi tura-turizme hazır hale getirmeliyiz.

Bunun için hiç beklememeli, geç kalmamalıyız.



Bu Haber 2751 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI