24 Ağustos 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Hey gidi DP.. Hey gidi ANAP..
musakiroğlu@mynet.com
Ben yüksekokuldaki gençlik yıllarımda sağ - sol, komünist-ülkücü gibi suni ve kasten bölünmüş gençlik hareketleri sırasında sol cenahta yer aldım. Sonra 1979'lu yıllarda yaptığım muhalefet sonucu içinde bulunduğum sol gruptan koptum, daha sonra da sol cenahtan hepten koptum, ayrıldım. Peki niye solcu oldum? Solun tam bağımsızlıkçı ve demokrasi yanlısı söylem ve eylemlerinden etkilendiğim için.. Amerikan 6. Filosu'na mensup askerlerin İstanbul'a çıkışına sol gruba mensup gençler karşı koyup, onları boğazda denize döktüğü için solcu gençler arasında yer aldım. Peki, niye ayrıldım? Solun getireceğini iddia ettiği sosyalist rejimde tek partinin idareyi tek başına eline alması yüzünden. Böyle bir durumun demokrasi olarak anlatılamayacağı, olsa olsa baskıcı bir rejim olacağını gördüğüm ve bunu dillendirdiğim için. Daha açık deyimle solun ifade ettiği ‘proletarya diktatörlüğü'nün de bütün diğer diktatörlük rejimlerinden farklı olmadığını söylediğim için muhalif oldum, soldan zorunlu ayrılık yaptım. Daha sonra 1983'te birlik, barış ve demokrasi söylemleriyle dikkatimi çeken, ayrıca memleket idaresi ile ilgili söylemlerinde inandırıcı bulduğum Özal'ın Anavatan Partisi'ne katıldım, burada siyaset yaptım. Burada Ünye'den milletvekili seçilen ve daha sonra bakan olan Sn. Şükrü Yürür'ün bölgeye verdiği hizmetlere duyduğum hayranlıkla uzun süre kaldım. Ta ki 1984'e kadar, 21 yıl boyunca bu partide yer aldım. Yöneticilik yaptım, sözcülük yaptım. Adım partili arkadaşlarım ve çevre tarafından sık sık aday adaylıkları arasında gösterildi. Yani bayağı aktif siyaset yaptım ANAP saflarında. ANAP'ta ilk ayrı düştüğüm ve partili arkadaşlarımla tartışmak zorunda kaldığım konu 1987 referandumu olmuştur. Bu referandumda 12 Eylül darbecileri tarafından siyaset yapmaları yasaklanan Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş ve arkadaşlarının yeniden siyasete dönüp dönmemesi oylanıyordu. O günün ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Sn. Turgut Özal, bu eski siyasilerin yeniden siyasete dönmelerine karşı çıkmış, ‘hayır' kampanyası başlatmıştı. Ben, üyesi olduğum ANAP'ın kendini demokrasi safında göstermesiyle bu tutumunun çeliştiğini dile getirdim. Partimin kararına karşı çıktım, referandumda ‘evet' oyu verdim. ‘Evet' oyu verirken tek gerekçem, 12 Eylül darbecilerine karşı demokrasi safında yer almaktı. Referandum sonrası ANAP'ta kalmayı sürdürdüm. Ancak kalışımın sebebi baştaki gibi bu partinin demokrasiyi savunması yüzünden değil, Sn. Şükrü Yürür'ün bölgeye verdiği hizmetlerin arkasında durmak gerektiğine inanmış olmamdandı. 2002 seçimlerinde ANAP, Sn. Yürür'ü milletvekili listesine koymayınca bu partiyle olan organik bağım koptu. Ardından da 2004 yerel seçimleri öncesinde istifa ederek ANAP'la bağımı hepten kopardım. 2007 seçimleri öncesinde ANAP'la Doğru Yol Partisi'nin birleşme kararı alması içimde sanki yeni bir heyecana yol açtı. Öyle ya koskoca bir misyonun, Demokrat Parti-Menderes misyonunun iki parçası bir araya geliyor, yılların bölünmüşlüğünü ortadan kaldırıyordu.. Sn. Mehmet Ağar'la, Sn. Erkan Mumcu işi tam becerdiler derken, birden ortalık karıştı, çuvalladılar, birleşme olmadı. Ama ben yinede birleşme umudumu korudum, adı artık Demokrat Parti olan Doğru Yol Partisi'ne oy verdim. Sonraki yıllarda ANAP kendini feshetti, Demokrat Parti'ye katıldı. Katıldı katılmasına da maya tutmadı. Parti içinde Demokrat misyonun devamı ve güçlenmesine çalışmak yerine kişisel güçlenme, güç yaratma rekabeti başladı. Sonunda Demokrat Parti 1946 ruhunun günümüzdeki temsilcisi, taşıyıcısı olamadığını da çok açık bir şekilde ortaya koydu. Nasıl mı? 12 Eylül'deki referandumda ‘hayır' oyu vereceklerini söyleyen DP Genel Başkanı Sn. Hüsamettin Cindoruk ve partinin Meclis'teki tek milletvekili Eski ANAP Genel Başkanı Sn. Mesut Yılmaz, darbe üstüne darbelerle sürekli ezilen DP misyonunu tamamen inkar ettiler. Darbelerin yok edemediği misyonu bu sefer sözüm ona Demokrat Partililer inkar etti, yok saydı. Nerden nereye.. Hey gidi DP.. Hey gidi ANAP.. Siyasi rekabet, siyasi hırs, siyasi kapris insanı bu kadar mı inkarcı yaparmış.. Keşki bu işin bu laboratuarı olsa da bu inkar tahlil edilebilse, incelense.. Sonuçları gelecek nesillere ders olarak okutulabilse..

Bu Haber 2517 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI