28 Ağustos 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
1- Patpatlarla ilgili bir şey yapılmayacak mı?
musakiroğlu@mynet.com
Şu patpat denilen, bırak denileni bizim/herkesin patpat diye bildiği tarım araçlarının yasal statüsü nedir? Bilen var mı? Bu araçlar trafikte hangi sıfatla yer alır? Ne iş yapar, ne iş yapamazlar? Bu soruyu üç yıl önce meydana gelen ölümlü bir patpat kazası sonrası jandarma trafiğe sormuştuk. Verilen bilgide bu araçların tarım araçları oldukları, trafiğe kayıtlı olmadıkları, sadece bahçede, tarlada kullanılabileceği, kesinlikle yolcu ve yük nakli yapamayacağı belirtilmişti. Verilen bu bilgi sonrası, görüştüğümüz görevlilere bu araçların istedikleri zaman karayoluna çıktıklarına ve yük ve insan taşıdıklarına dikkat çekmiş, şehir içlerinde bile vızır vızır dolaştıklarını söylemiştik. Hatta bununla ilgili o sıralar haberler yapmış, yorumlarda bulunmuştuk. O gün bugündür asayiş haberlerinde okuyoruz, hala patpat kazaları sonucu sık sık ölümler meydana geliyor, yaralanmalar oluyor. Bizim insanımız abartmayı, bozmayı, eklemeyi, saplamayı çok sever. Her şeyi işine geldiği gibi değiştirmeyi çok iyi becerir. Aslında tarım aletinden başka bir şey olmayan bu araçlara ekleme kasa ve şanzıman takarak yük ve yolcu taşımacılığında kullanmayı da becerdiler. Yapılan iş yanlış, bırak yanlışı yasal değil, suç.. Peki, bu yasadışı gidişe, işlenen suça kim dur diyecek? Kim karayoluna çıkan, şehir merkezlerinde fink atan patpat denen bu araçlara engel olacak? Trafik mi, emniyet mi, jandarma mı? Suç trafiği ilgilendiriyorsa şehirlerde trafik polisi, köy sınırlarında ise jandarma trafiği bu işten sorumlu elbette.. O halde ne duruyorlar, suça neden göz yumuyorlar? Suçu önlemekle görevli devlet memurunun suça göz yumması da suç değil midir? 2- Tarihi surlardaki dikenler büyüdü, yere kadar uzandı nerdeyse.. Cumhuriyet Meydanı'ndaki tarihi surlar tescilli tarih varlığımızdır. Devletin koruması altında, ya da şöyle söylersek tescilli tarih varlığı olduğu için bu surların devlet tarafından korunması gerekir. Koruyor mu, korunuyor mu peki? Ne arasın. Surlar bu zamana kadar dayanabilmiş, bugünlere kadar gelebilmiş ise, yapılırken ki sağlamlığı sayesinde dayanmış, gelmiştir. Bu zamana kadar koruyanı da işte yapılırken ki bu sağlamlığıdır. Başkaca bir koruyanı falan yoktur. Zaten bir hayli yıpranmış. Yer yer dökülen taşlar yüzünden bazı yerlerinden zayıflamış olan surlar, ‘bizden bu kadar' dercesine artık kendini salmaya başlamış durumda. Ünye Belediyesi'nin konuyu birkaç kez ilgili mercilere aktardığını biliyorum. Ancak bir sonuç alınmadığı görülüyor. Anıtlar Kurulu izin vermeden bir tek taş konulması mümkün olmayan surla ilgili olarak belediyenin de kurum olarak yapabileceği fiili ya da fiziki bir şey yok. Ancak, Ünye Belediyesi Anıtlar Kurulu'na yaptığı başvuruların takibinde ve sonuç almada ısrarcı olmalı, mutlaka sonuç almaya çalışmalıdır. Yoksa, Anıtlar Kurulu'nun öyle kolay kolay harekete geçip tarihi surla ilgili bir şey yapacağına inanmıyorum. Diğer taraftan yaklaşık üç ay önce yazdığım bir yazımda surlardan aşağı sarkan dikenlere dikkat çekmiştim. Dikenler daha da büyüdü, yere kadar sarktı nerdeyse.. Belediye temizlik ekipleri sık sık surlardaki bu dikenleri ve yabanı otları büyütmez temizler, söker atardı. Ama uzun zamandır bu iş yapılmadı. Bu yüzden de surlara ve Ünye'nin o bölgedeki tarihi ve doğal güzelliğine yakışmayan bir görüntü ortaya çıktı. Belediye temizlik ekiplerinin surlardaki diken ve yabani otları temizlemelerini bekliyoruz. İş daha fazla uzamasın, uzamasan ki bu aylar biliyorsunuz turizm ayları..

Bu Haber 2587 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI