3 Eylül 2010 Pazar
MUHAMMED SIDDIK ÖZ
Kör Niyazi, İbrahim Adatepe ve Ramiz Çolakoğlu
Gençler bu isimleri hatırlamazlar ve bilmezler. Ancak orta yaşlılar ve yaşlılar bu üç ismi bir arada duyunca sanırım heyecanlanır, sevinir ve ‘hey gidi eski orta cami teravihleri’ derler.
Geçenlerde Zaman Gazetesi'nde bu hafta da Milli Gazete'de “ENDERUN TERAVİHLERİ VE CUMHUR MÜEZZİNLİĞİ” başlıklı iki yazıyı okuyunca aklıma Ünye'deki eski teravihler geldi. Önce Enderun teravihlerinden bahsedelim kısaca. Malum Enderun, Osmanlı'da saray, saray içi, sarayın içinde padişah hizmetinde bulunanların bölümü olan kısım. Saraydaki görevlilerin her türlü eğitiminin de yapıldığı bölüm. Enderun'da yapılan çok şey var da, ancak bizim konumuz Enderun teravihleri. Sarayda, Enderun'da da teravihler kılınırmış. Ama bugün kılınan teravihler gibi değil. Yine yatsı ile birlikte on üç rekat namaz kılınırmış ama bugünkü gibi paldır küldür onbeş-yirmi dakikada değil. Ya nasılmış?( Çok merak edenler 29 Ağustos Pazar günki Milli Gazeteyi okusun) Ben de kısaca özetleyip sözü rahmetli Kör Niyazi'ye, rahmetli İbrahim Adatepe'ye ve Ramiz Çolakoğlu'na getireceğim. Enderun'da kılınan teravihlerde zamanın meşhur imam ve müezzinleri ile eğitimli saray halkı huzur ve huşu içinde sindire sindire ve zevkle kılarlarmış namazı. Teravih aralarında güzel sesli hafızlar, müezzinler belli makamlarda kısa ilahiler söyler, arkasından getirilen salat-ü selam ve tekbirlere de cemaat katılır, hep birlikte söylerlermiş. Bu Ramazan'da Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul'da yirmidokuz büyük camide bu güzel uygulamayı gerçekleştiriyor. Ne güzel. Müsait olanlar gitse de İstanbul'da bu güzelliği yaşasa. Gelelim yine Ünye'ye. Yetmişli yıllarda, bizim gençliğimizde Orta Camide kılınan teravihler de bir ölçüde öyle olurdu. Teravihin sonlarında müezzinlikte yerlerini almış olan rahmetli Kör Niyazi, Rahmetli İbrahim Adatepe ve Ramiz Çolakoğlu sırayla kasideler okur, (Ram.15'ine kadar Merhabalı kaside, Ram.15'den sonra Elvedalı bir kaside) kasidenin bitiminde aynı makamda salat-ü selam ve tekbirler bütün cemaatin katılımı ile söylenirdi. O ne güzel bir duygu idi. Tüylerimiz diken diken olur, gözlerimiz yaşarır, boğazımız düğümlenirdi. Müthiş duygulanır, huzurla çıkardık camiden. Onlar nerden bu seramoniyi öğrenmişlerdi. Ne de güzel beceriyorlardı. Sanki hepsi Enderun'da yetişmiş hafızlardı. Hey gidi hey… Eski Ramazanlar ve teravihler böyleydi işte. Meraklılarına ithaf olunur.

Bu Haber 3221 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Tşk. Tarih : 30 Ocak 2011 / Pazar Üye Adı :Özkan ARİFOĞLU
Sevgili ağbiciğim,herşeyin samimiyeti eskilerde kaldı.Yoksa bize mi öyle geliyor bilmiyorum.
Başlık : teşekkür Tarih : 14 Ocak 2011 / Pazar Üye Adı :Emine Yalçıntaş Soysal(Adatepe)
Öncelikle çok teşekkür etmek isterim.Beni çocukluğumdaki en güzel anılara yeniden götürdünüz.Ramazanda gece yatarken anneme muhakkak beni babamı (İbrahim Adatepe)dinlemeye uyandır die tembih ederdim.O sabah sessizliğinde babamın o güzel sesini dinlemek bana hem büyük bir huzur hem debüyük bir gurur verirdi.Mekanın cennet olsun benim sesi de,yüreği de,kendisi de güzel BABAM...
Başlık : Yazınıza bazı ilave bilgiler. Tarih : 22 Aralık 2010 / Pazar Üye Adı :
Sayın Öz;Kör Niyazi,İbrahim Adatepe(kim olduğunu çıkartamadım) ve Ramis Çolakoğlu Milli Gazeteyi okumadanve Enderun usulü teravihler hakkında bilgileri olmadan da uygun makamlarla ilahi okumayı biliyor ve beceriyorlardı.Ben 12 yaşıma kadar sürekli,daha sonraki yaşlarımda da aralıklı olarak onları dinledim.Niyazi amcamın ve Ramis ağabeyimin okuyuş tarzlarını hala hatırlıyorum.Hele Ramis ağabeyimin sabah kasidelerini bekler huşu ile dinlerdim.Bunlar gerçek mütedeyyin kişilerdir.Niyazi amcam görmemesine rağmen Ünye'nin çarşısını tek başına dolanır.Kimin düklkanınönünden geçtiğini bilirdi.O dükkanın sahibine selam verir hatırını sorardı.Bu olaya çok şahit oldum.Hele Ramis ağabeyim çok inançlı birisidir.Hacı ağabeyime Allah uzun ömürler versin.Gençliğinde Ünye Futbol takımının kaleciliğini de yapıyordu.Minareye çıkar ikindi ezanını okur,namazını kılar, kale direkleri arasında dua ile yerini alırdı.Bu inançlı kişilerin politikayla işleri olmazdı.Sayın Öz; İslam fetihlerinin gelişmesiyle çeşitli dil ve lehçelerden toplumlar Müslüman olmuşlar ve Kur'anı okumaya çalışmışlardır.Bunun doğal sonucu olarak Kur'an okumada ayrılıklar ortaya çıkmıştır.Bu durum karşısında Kur'an'ın gerçek anlamını değiştirmeden okumaya yarayan kurallar konmuştur(hareke,tecvid).Bu çalışmalardan sonra Kıraat-ı aşere,kıraat-ı seba denen ve kelimelerin anlamını değiştirmeden okumayı sağlayan 10 türlü makam bulunmuştur.Bütün mezhepler 7 okunuş tarzının namazlarda kullanılmasında, bunların haricinde "saz kıraatlar denilen diğer okunuş tarzlarının namazda kullanılmamasında birleşmişlerdir.Sayın Öz görüyorsunuz ki Kur'an'ın ve ilahilerin okunuşunda makamlar Enderundan hatta Osmanlı'dan önce de vardı.Bizlere Enderunu ve milli Gazeteyi yüceltmekle neyi amaçladığınızı çok iyi değerlendirebiliyorum.Lütfen dinini yürekten seven insanları politize etmekten sakının.Çok yönlü okuyun.Şayet enderunu,mektebini,buralara kimlerin alındığını çok iyi bilseydiniz.Hatta Osmanlıyı çolk iyi tanısaydınız böyle bir yazı ile okuyucunun huzuruna çıkmazdınız.Dini yönden inanışlarınıza büyük saygı duyuyorum.Ancak Enderun ve Milli Gazete konusundaki düşüncelerinizi kınıyorum.Dini siiyasete alet edenlerin ülkemizi parçalanmaya götürdüğünü gerçekten görmüyormusunuz? TBMM de Kürtçe konuşmalar,Kürtçe yazı ve tabelalar sizi endişelendirmiyormu?Sabah Ezanında Es-salatu hayrun mine'n nevm( Namaz uykudan hayırlıdır).anlamına geldiğini gençler,hatta dindar geçinenler nekadar biliyor.Caferiler bunu Hayya ala hayr'il amel (haydi hayırlı çalışmaya) anlamında söylemektedirler.Ayrıca ezana ilave ettikleri Eşhedü enne Aliyyen veliyullah (Ali'nin veli olduğuna şahitlikederim)demektedirler.Bu benim ülkemin camiilerinde söylenmektedir.Şafiiler teravih namazlarını kaç rekat kılıyor biliyormusunuz?33 rekat değil. Daha kısa.Hanefi ile Şafii benim ülkemde birlikte teravih namazı kılmamaktadır.Haberiniz varmı?Görüyorsunuz din bizi birleştiremiyor.Birliğimizi dirliğimizi sağlayacak başka şeyler bulmanızı öneririm.Bu günkü yöneticilerimiz madem Kürtçeye bu kadar müsamahalı davranıyorlar bende onlardan şunu istiyorum ezan Türkçe okunsun.Uzun yıllar Türkçe ezan dinlediğim Hacı Ramis Çolak ağabeyim okuduğunda bende dinlemeye geleceğim.Namazı da birlikte kılarız ne dersin.Selam ve sevgilerimi sunarım.Sizi okumaya devam edeceğim.Allah'a emanet olun..Abdullah US
Başlık : eski ramazanlar Tarih : 10 Aralık 2010 / Pazar Üye Adı :Fatma Soysal (Adatepe)
Muhammed bey, yazınızı okuduğumda gerçekten çok duygulandım. Ben İbrahim Adatepe'nin kızıyım. Çocukluğumuzda sabah ezanından önce Niyazi amca, babam ve Ramiz amcanın merhaba ey şehri ramazan kasidesini okuduklarını duyar gibi oldum, çok duygulandım. Sizlere çok teşekkürler.
Başlık : Teşk. Tarih : 21 Eylül 2010 / Pazar Üye Adı :osman bay
Ben çocukluğumda o bahsettiğiniz kişilerin o ilahileri ile teravih namazı çok kıldım.Beni eski günlere götürdün o zaman ne güzel her camide vaaz vardı,şimdiki gibi hoparlör vaazı değil ve Ünye nüfusu bu kadar yok iken Camilerde yer bulunmazdı o günlerde ama şimdi her şey farklı inan ben artık CAMİDE VAAZ DİNLEMEKTEN ZEVK ALMIYOR ve imam sorumlu olduğu camide vaaz yapmıyoırsa vakit olduğunda içeri giriryorum.Bir imam Camide vaaz verecek bilgiye sahip değilse hiç imamlık yapmasın neymiş hoparler aracılığı ile insanlara vaaz veriyorlar.O zaman okullarda da eğitimi hoparler araçılığı ile versinler.
Başlık : BİZİ DE O GÜNLERE GÖTÜRDÜNÜZ Tarih : 14 Eylül 2010 / Pazar Üye Adı :İstanbul ünyelisi
Sevgili Ağabey bizleri de o günlere götürdünüz. Eskiden Ünyenin tadı bir başka idi. Esnaf, bürokrat, halk bir başka ilişki içinde idi. Sevgi, dayanışma, rekabet her şeyin tadı vardı. Ramazanlar da bir başka idi. Kaynaşma ile manevi duygular artarak bir coşku veriyordu. Ünyeliler önemli konularda ideolojik düşünmeden birleşebiliyordu. İletişim saygılı ve sıcak idi. Her şeyde maneviyat ve kültürümüz var idi. Ya şimdi?
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI