16 Eylül 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Şimdi benim "fişim" gerçekten silinecek mi?
musakiroğlu@mynet.com

“NOT: Dün yayınlanan bu yazımın son iki paragrafı eksik çıktığından bugün tamamını tekrar yayınlıyoruz. Siz okurlarımdan yanlışlık için özür dilerim.”

 

Ben 12 Eylül'de gözaltına alınanlardanım. 1981 yılında Erzincan'da Topçu Tugayı'nda 4 aylık kısa dönem askerliğimi yapıyorken 28. günde yemin töreninden birkaç saat sonra Tugay içinden ben ve benimle birlikte 100'e yakın askeri toplayıp, gözaltına aldılar. 

 

Sebep; 70'li yıllarda öğrenciyken olaylara karışmamız.

 

Kim nerde okumuş ta olaya karışmışsa oradan ekip geldi, aldı götürdü. Benim için gelen ekip ise beni alıp üniversite yıllarımın geçtiği Trabzon'a götürdü.

 

Trabzon Emniyeti'ne vardık, nezarethaneye koyuldum. İfademin alınacağı günü beklemeye başladım. 6 gün sonra gelip ifademi almak için götürdüler. İfademi alan görevlilerden birisi “Senin, bir suçun görünmüyor. Ancak hakkında açılan dosyanın kapatılması için bu ifadenin alınması gerekiyor” dedi.

 

Odadaki memurlardan bir diğeri bana bir şey sormadan daktiloyla hızla bir şeyler yazıyordu. Yazma işi bittiğinde kAğıtları çıkardı, okuyup imzalamam için bana verdi. Okudum, yazılanların içinde suçlayıcı bir şey yoktu. Bilakis beni savunan, suçlamalardan koruyan cümleler vardı.

 

Daha sonra bir başka odaya gittik. Burada önce tek tek, sonra ise10 parmağımın hepsinin izini aldılar. Bir başka odaya daha gittik, önden/yandan/birkaç yönden resmimi çektiler. Kısacası iyiden iyiye “fiş”lendim.

 

Hani suçsuzduk ya.. Sordum beni sağa sola götüren görevliye, “Hani benim suçum yoktu, dosyamı kapatmak için getirmiştiniz? O halde niye fişliyorsunuz?” dedim.

 

O da gayet kısa ve de sert bir ifadeyle “Buraya giren suçlu/suçsuz herkes fişlenir” dedi.

 

Sonrasında askeri savcı gelip ifademi aldı, beni suçsuz gördü ve serbest bıraktı. Yeniden, askerlik yaptığım birliğime döndüm. Suçsuz görülüp serbest kaldığım için geçen zaman askerliğime sayıldı, birkaç gün sonra devremle birlikte terhis oldum.

 

Askerlik dönüşü öğretmenlik için bakanlığa başvurdum. Ama artık “fişli” vatandaş olduğum için öğretmenlik atamamı yapmadılar.

 

Sonra 1983'te seçim yapıldı, askeri yönetim dönemi bitti, Özal iktidar oldu. Ben o ara “fişlenme” işimi araştırdım. Nitekim, emniyette ilgili bölümü buldum. Bana, suçsuz görülüp bırakılanların dosyalarının kaldırıldığını, benim “fişli”lik bir halimin bulunmadığını söylediler.

 

O ara1984 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan gelen bir yazıda, başvurduğum takdirde atamamın yapılacağı belirtilmişti. O yazı üzerine anladım ki, benim “fiş” gerçekten iptal olmuş.

 

Öğretmenliğe dönmedim, ticaretle meşgul oldum. Yıllar geçti, emekli oldum. Çoluk çocuk büyüdü, onlar hayatlarını kurmaya başladılar.

 

Ancak bu yılın Haziran ayında ilginç bir haber aldım. Evli olan büyük kızım eşinden dolayı orduevlerine serbest giriş/çıkış için kart başvurusunda bulunmuş. Ama kızıma bu kartı vermemişler. Sebep neymiş biliyor musunuz? Benim hala  “fiş”li görünmem..

 

Kızım şok olmuş tabi ki.. Benim haberim olduğunda ben de şok oldum. İnanamadım.. Hani ben, ta başında denildiği gibi suçsuz birisiydim, sırf açılan dosyamın kapatılması için gözaltına alınmıştım.. Hani ben savcılık tarafından suçsuz görülmüş serbest bırakılmıştım.. Hani suçsuz yere “fiş”lendiğim için benim “fişli” dosyam kapatılmıştı. Hatta bunun ardından daha önce verilmeyen öğretmenlik hakkım tekrar verilmişti. Hani ben yıllarca, “fişsiz” bir vatandaş gibi yaşamış, hiçbir yerde “fişli” muamelesi görmemiştim. Hatta pasaport bile almış, kaç kez yurt dışına çıkmıştım.

 

Şimdi nasıl oluyor da kızıma bu muamele yapılıyor? Babası “fişli” gösterilip kızım orduevlerine sokulmuyor?

 

Anladım ki, bu “fişlenme” işi kurumdan kuruma değişiyor. Demek bu ülkedeki bazı kurumlar “fişi” sildiği halde bazı kurumlar vatandaşın “fişli”lik halini ısrarla sürdürüyorlar.

 

Düşündüm, bu benim başıma geldiği için benim bildiğim haksızlık.. Daha ne kadar vatandaşın canı böyle olmadık haksızlıklarla yakılıyor kim bilir..

 

Yazık, hem de çok yazık. Biliyorum ki benim ülkem bunları hiç hak etmeyen bir ülke. Ben ülkemde yaşamayı cennette yaşamakla bir tuttuğum için birkaç kez fırsat doğduğu halde gidip bir başka ülkeye yerleşmedim. Burada yaşamayı özellikle tercih ettim. Ülkemin acısıyla içim yandı, sevinciyle coştum.

 

Ama kim bunlar? Kim insanları böylesine “suçlu”, “fiş”li gösteriyor? Kim bu cennet ülkeyi cehenneme çeviriyor?

 

Bunları bu ülkeye reva görenlere, bu ülkenin insanlarına böyle olmadık yafta takıp çifte standart uygulayanlara lanet okuyorum.

 

Bu ara referandum yapıldı, anayasa değişikliği oldu. Değişiklikle 12 Eylül 1980 darbesinin yarattığı haksızlıkların ortadan kaldırılacağı belirtildi. “Fişleme”lerin sona erdirileceği ifade edildi.

 

Bunu söyleyenlerin içinde bizzat kendisinin de “fişli” gösterildiğini söyleyen eski Adalet Bakanı, bugünkü Devlet Bakanı Sn. Cemil Çiçek'te var.

 

Referandumda anayasa değişikliğine ‘evet' çıktı. Şimdi artık Sn. Çiçek'i ve hükümetin tümünü izliyorum. Bakalım sözlerinde durup bu ülkede milyonlarca insanın  “fişli” muamelesi görmesinin önünü kesecek, mevcut fişlemeleri ortadan kaldıracaklar mı?

 

Eğer, bu sözleri lafta kalacak bu haksızlık, bu ülkeye ve bu ülke insanına yapılan bu zulüm devam edecekse şimdiden onlara da lanet okuyorum.  

 

 



Bu Haber 2664 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : 3'LÜ YADA SANAYİ TİPİ FİSH Tarih : 16 Eylül 2010 / Pazar Üye Adı :DR MAHMUT GÜMÜŞ
SEVGİLİ MUSA HOCAM REFRANDUMDA EVET ÇIKTI İNŞALLAH MEMLEKET İÇİN HAYIR'LI OLUR,ESKİDEN 2'Lİ FİSH LE FİŞLİYORLARDI,İNŞALLAH BU SEFER 3'LÜ VEYA SANAYİ TİPİ FİSH' LE FİŞLEMEZLER!!! KAL SAĞLICAKLA.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI