27 Eylül 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Hayvancılığı önerenler anlaşılan derslerine çalışmadan önermişler..
musakiroglu@mynet.com

Gazetemizde çıkan bir haberden okudum. Ünye Kaymakamı Sn. Osman Günaydın başkanlığındaki bir heyet köy ziyaretleri sırasında Ünye'nin fındıktan sonraki gelir kaynağının hayvancılık olduğuna dikkat çekmişler.

 

 “Böyle bir açıklama yapıldığına göre vardır bir bildikleri. Ezbere yapılmış olamaz” diye düşünüyorum. Ama bildikleri nedir? İşte onu bilmiyorum. Çünkü yapılan açıklamanın içinde kısa, özetle bile olsa böyle bir şey yok.

 

Ancak bu konuda bilinen, benim de bildiğim birçok bilgiden ve örnekten hareketle bizim bölgemizin hayvancılık için pek müsait olmadığına dikkat çekmek istiyorum.

 

1980 yılında Isparta'ya gittik, orada bir kasabada kaldık. Kasabada hayvancılık yapılıyordu. Besi hayvancılığı, süt hayvancılığı, küçükbaş hayvancılık kasabanın ana gelir kaynağıydı.

 

Sorup soruşturduğumda hayvanlar için asıl lazım olan saman, kepek, pancar melası, arpa, yulaf, kırma yem o bölgede yetişen ekinlerden elde edilen ürünlerdi. Bunlar da bölgede hayvancılığı körüklüyordu.

 

Dolayısıyla hayvancılığın bizim bildiğimiz gibi çayır-çimen işi olmayıp, Trakya ovalarında, Batı Anadolu içlerinde, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ovalarında ekilen ekine bağlı olarak bu bölgelerde yapılan ana işlerden birisi olduğunu gördüm, öğrendim.

 

1985 yılında Ünye'ye geldim. Toptan gıda kantariye mağazası açtım. Mağazamda hayvan yemi de satıyordum. Hatta Samsun Yem Fabrikası bayisiydim ve hazır besi ve süt yemi satıcısıydım. Bir süre sonra Ünye'de en çok hayvan yemi satan bizim mağaza olduğu halde, Niksar'daki en küçük hayvan yemi satıcısından daha az satış yaptığımızı öğrendiğimde çok şaşırdım.

 

1988 yılıydı. Yaz mevsiminde çıktığım bir gezi sırasında daha çok Kayseri'ye yakın Nevşehir'in bir beldesi olan Kalaba'ya yolum düştü. Burası belde olmasına rağmen 20'inin üzerinde un fabrikasının bulunduğu enteresan bir bölgedir. Gelmişken kepek fiyatı sorayım dedim. Gezdim, araştırdım, kepek fiyatları bizim bölgedeki un fabrikalarından satışı yapılan kepek fiyatlarını nerdeyse yarısı. Yarısı olmasına yarısı ancak, oradan kepeği alsan Ünye'ye getirtsen nakliye fiyatını eklediğinde bizim bölgedeki kepek fiyatıyla aynı fiyata geliyor.

 

Bu kepekte böyle de diğerleri nasıl? Saman da böyle.. Ot, fi , arpa, yulaf, pancar melasında da böyle.. Yem fabrikalarında yapılan hazır yemde de böyle..

 

Velhasıl, bizim bölgede hayvancılık yaparsan o bölgelere göre daha pahalı hayvan yetiştirmek zorunda kalırsın. Dolayısıyla oraların hayvancılığı ile bizim bölgenin hayvancılığının rekabet şansı çok düşük. O yıllarda hayvan yemi satarken bu gerçeği net olarak gördüm.

 

Sonra, 1999 yılıydı. Ünye Sanayici ve İşadamları Derneği olarak Ünyeli işadamlarının bilgi ve tecrübelerini artırmaları için Konya ve Denizli Bölgesi'ne bir gezi düzenledik. Konya'daki gezimiz sırasında Osmanoğlu Gıda firmasından bir yetkili ile görüştük. Bu yetkili bize, Ünye'deki hayvancılığı sordu. Biz bildiğimizi dilimiz döndüğünce anlattık. Bize, gelip Ünye'de inceleme yapacaklarını, eğer uygun bulurlarsa yem fabrikası, süt ve süt ürünleri fabrikası kurabileceklerini söylediler.

 

Nitekim bu firmanın yetkilileri Ünye'ye geldi, bölgeyi gezdirdik. Çok kalmadı, kısa sürede, “Burada bu iş olmaz. Çünkü burası yem merkezlerine çok uzak. Nakliye vs. ilave masrafları rekabet imkanımızı düşürür” dediler, döndüler.

 

Şu anda Trabzon'da süt ürünleri imalatı yapan bir fabrikanın müdürü akrabam oluyor. Ona sordum, “Bölgede hayvancılık yok, peki siz sütü nerden buluyor da imalat yapıyorsunuz?” dedim. Daha çok Konya bölgesinden tankerle getirttiklerini söyledi. Ayrıca ilave etti, “Bu da masrafımızı artırıyor. Fabrika öyle büyük karlarla değil, cüzi karlarla ürün satıyor. Tek şansımız, ürünlerimizi bölgede dar alanda pazarlıyor olmamız. Pazarlama masrafımızın azlığı ile ayakta duruyoruz. Yoksa imkansız, kapatmak zorunda kalırız.”

 

Tekkiraz'da ahırı olan, besi hayvanı yetiştiren, her yıl kurbanlığımızı aldığımız Kasap Ramazan'la konuşuruz zaman zaman. Ramazan'a, devletin verdiği teşviklerin iyi olduğunu, teşvik alıp bu işi niye büyütmediğini sorarız.

 

Ramazan der ki; “Bu iş bizim bölgede olmaz. Burası hayvancılık için hiçbir konuda müsait değil. O yüzden Niksar-Tokat arası bir bölgede yer alıp ahır kurma, hayvanları orda yetiştirme hesabı yapıyorum. Orda yetiştirirsem daha ucuza yetiştirir, keser bu bölgeye et satarım. Öylesi daha karlı olur.”

 

Ben hayvancılık konusunda yıllar içinde yaşadığım, gördüğüm, konuştuğum, tecrübe edindiğim örneklerden bazılarını aktardım.

 

Bu örneklere bakıyorum, bizim bölgede öyle sektör bazında hayvancılık falan olmaz. Yapanlar, yapmaya kalkışanlar da çok sürmedi zarar edip, ahırlarını kapattılar.

 

Peki, bölgede fındıktan sonra 2. sektör olarak hayvancılığı önerenler acaba hangi gerekçelerle bunu öneriyorlar?

 

Niksar ovasındaki ahırda yetiştirilen bir dana için harcananla, Ünye'de yetiştirilen bir danaya harcananın hesabını yaptırsın, karşılaştırsınlar. Çıkan sonuca göre konuşsun, hayvancılığı öyle önersinler. Böylesi daha doğru olur.



Bu Haber 2202 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI