14 Kasım 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
"Kurban olduğumun kurbanı.."
musakiroglu@mynet.com

Bugün Arife.. Yarın bayram. Bir Kurban Bayramı'nı daha idrak edeceğiz inşallah..

Ekim ayının ilk yarısında yaşadığımız, sanki kış havasından daha soğuk günlerin ardından başlayan sıcak havalar hala sürüyor.

Bazılarının ‘pastırma yazı', bazılarının ‘hurma yazı', benim ise ‘son yaz' dediğim sıcak havalara rastlayan bu seneki Kurban Bayramı'nın tatili 12 Kasım Cuma akşamı başladı. Tatil başlar başlamaz da bütün Türkiye ayaklandı adeta..

İstanbul'dakiler, Ankara'dakiler, İzmir'dekiler, Bursa'dakiler, Adapazarı'ndakiler, Zonguldak'takiler.. Adana, Antalya, Erzurum, Konya, Van'dakiler..

Velhasıl doğdukları yerlerden kalkıp başka şehirlere/gurbete göçmüş milyonlar, sılaya kavuşmak, sevdikleriyle buluşmak için 10 günü bulan bayram tatilini fırsat bilip yollara düştüler.

Allah hepsine kazasız-belasız yolculuklar nasip etsin. Mutlu ve huzur dolu yolculuk sonunda gelsinler doğdukları yerde bayramlarını yapsınlar.. Yine aynı şekilde bayram sonu mutluluk ve huzur içinde doydukları yerlere geri dönsünler..

*************          *************

Bayram deyince tabi akla her şeyin güzel olduğu, güzel bakan gözlerle her şeyin güzel göründüğü günler gelir.

Kaldı ki, Kurban bayramlarında kesilen kurban görüntüsünün yarattığı ürküntü ve üzüntü bile bayramın güzellikleri arasında erir gider.

*************         *************

Çocukluğumun kurban bayramlarından aklımda kalan rahmetli dedemin nerdeyse yarım asır önce söylediği ve hala kulaklarımda kalan sözlerini hiç unutamam.

Daha Kurban Bayramı gelmeden birkaç gün önce aldığımız kurbanlığı, Orta Saraçlı'daki evimizde büyüklerimiz bize verirler.. Ona bakmamızı, otlatıp, sulamamızı.. Gün boyu karnını iyice doyurmamızı isterlerdi.

Biz de, evin diğer hayvanlarına bakmaktan pek hoşlanmazken kurbanlık hayvana bakmak için ‘kendimizi parçalardık'.

Sabah erkenden kalkar, hayvanı alır götürür bahçeye yularını elimizden hiç bırakmadan otlatır, otlatır.. Ara sıra götürür suyunu içirir.. Özenle doyurmaya çalışırdık.

Böyle yakın mesafeden üstüne titrediğimiz kurbanlıkla aramızda kısa zaman içinde ileri derecede duygusallık oluşur.. Birkaç gün sonra kurban edileceğini, kesileceğini düşünmek ise bizi derinden üzer.. Bazen de gözlerimiz sulanır, kendimizi tutamaz ağlardık.

Kurban günü geldiğinde, kurbanlık hayvanımızı ahırdan çıkartmak istemez.. Kesilmesini önlemek için aklımız sıra bin bir türlü engel bulmaya çalışırdık.

İşte tam o sırada rahmetli dedem, o hala unutamadığım cümleyi söylerdi. Aynen şöyle derdi: “Bakın beni dinleyin. O hayvan var ya, Allah ona kurban olmayı nasip ettiği için çok seviniyor. Siz ise onun kurban edilmesini engelliyor, hayvanın üzülmesine sebep oluyorsunuz.”

Biz bu sözleri duyunca, “aman kurbanlığımız üzülmesin” talaşına kapılır, gider ahırdan hayvanı çıkarır, getirir kasaba teslim ederdik.

Yine rahmetli dedemin şu hareket ve sözlerini de hiç unutamam.

Dedem; içinden bir şeyler okuyup, dua ederek kasabın elindeki hayvanın ağzına avucundaki tuzu verir; herkesin duyacağı biçimde “Kurban olduğumun kurbanı..” der, hayvanı sever-sıvazlardı.

Dedem ben yedi yaşımdayken vefat etti. Demek ki bu sözü altı yaşlarımdayken duymuşum ondan. Aklımda kalmış, hala tazeliğini koruyor..

Yıllar sonra, 1980'li yıllarda Büyükcami'nin karşısındaki çay ocağımızda otururken o sıradaki Ünye Müftüsü Sn. Naim Arınık'a rahmetli dedemin bu sözünü söyledim. Ne anlama gelebileceğini sordum.

Naim Hoca dedi ki; “Deden ne kadar doğru söylemiş. Kul, kendini Allah'a daha yakın hissedebilmek için bedenini Allah'a kurban olarak görür. ‘Kurban olduğum..' derken işte bunu ifade etmek ister.

Ayrıca kesilen kurbanlar da Allah için, Allah'a yakın olmak için kesilir. Rahmetli dedeniz “Kurban olduğumun kurbanı..” derken işte bu gerçeği ifade etmek istemiş.”

***********         ***********

Değerli okurlarım Kurban Bayramınız kutlu olsun. Sağlık ve mutluluk içerisinde daha nice bayramlar temennilerimizle..



Bu Haber 2806 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI