22 Kasım 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Bayram bitti, sıra füze kalkanında..
musakioglu@mynet.com

Herkes yaşadığı ömrü ikiyle çarparsa yılda iki kez geçirdiği bayramı toplam kaç kez geçirdiğini bulur.

Ben çarptım 110 çıktı. Demek ben bu bayramla birlikte tam 110 bayram geçirmişim.

Ha bir de ne yaptım... Çıkan sayıyı ikiye böldüm, bu sefer de yaşımı buldum. 55 çıktı, 55 yaşımdayım yani..

++++++++      ++++++++

Aman yarabbi yarım asrı geçmişim.. Ben yaşlanmış mıyım yoksa.

Üniversiteye okumaya giderken geride bıraktığım babam 43 yaşındaydı.

Yolda otobüste içime bir sızı düştü. Kendi kendime “Kırk üç yaşında yaşlı babamı o kadar iş güç arasında yalnız bıraktım, gidiyorum. Acaba doğru mu yapıyorum?” diye söylenip hayıflanmıştım.

Bakın, babam daha 43 yaşındayken o zaman yaşlı görmüşüm. Beni ise bugün 55 yaşımdayım..

Yaşlı değilim de neyim..

++++++++       ++++++++

Zaman durmuyor, zaman bir saniye, bırak bir saniyeyi bir salise bile geri dönmüyor.

Saatin akrep ve yelkovanı misali hep ileri, hep ileri..

Peki zaman dursa artık ileri gitmese ne der, ne söyleriz ki..

Saat durduğu zaman ne dersek onu söyleriz tabi ki..

Yani “Zaman bozuldu deriz”

+++++++++     +++++++++

İyi de zaten hep demiyor muyuz “Zaman bozuldu” diye..

Peki öyleyse, zaman bozulduysa ‘durmuş' da olmuyor mu?

Yanlış konuşuyoruz, zamanın bozulduğu, durduğu falan yok..

Bozulan biziz, yani insanoğlu..

+++++++++      +++++++++

Bana göre bu lafta atmasyon bir laf..

Kim diyebilir insanoğlu bundan beş sene önce, on sene önce.. 50 sene, yüz sene önce.. Bin sene, beş bin sene önce.. Bir milyon, bir milyar sene önce daha iyiydi diye..

Eskiden, çok eskiden insanlar birbirini çekiştirmiyordu, birbirine oyun etmiyordu.. Birbirinin hakkını yemiyordu diye kim söyleyebilir? Varsa çıksın ispatlasın.

Kısacası zaman hep ileri gidiyor, durmuyor bozulmuyor.

Ama insanlar, var olduğundan beri bozulup, düzeliyor. Düzelip bozuluyor. Bir ayar tutturamıyor, bir ayarda durmuyorlar yani.

+++++++++        +++++++++

Bir bayram daha geçti.

Bayram boyunca bayrama uygun davrandık.

Akıllı olduk küs isek barıştık.

Saygılı olduk büyüklerimizin ellerini öptük, hayır dualarını aldık.

Sevgili olduk küçükleri sevindirdik.

Merhametli olduk hayırlarda bulunduk.

Hasta yakınlarımızı ziyaret ettik.

Mezarlıkları ziyaret ettik.

Şifa temennilerinde bulunduk, dualar ettik.

+++++++++        +++++++++

Bayram bu ya.. Ruhumuzu kuşatan atmosferiyle bir anda bizi bir çok şeyden soyutladı adeta..

Bayram öncesi neydi asıl gündem? Füze kalkanıydı..

Hani şu, Amerika'nın Türkiye'ye yerleştirmek istediği füze kalkanı.. Hani İran'nın atabileceği füzelerden Avrupa'yı ve kendini korumak için yerleştirmek istediği savunma sistemi..

Amerika aslında Türkiye'ye füze kalkanı kurmuyor, İran'a karşı Türkiye'yi kalkan olarak kullanmak istiyor.

Yıllardır hep böyle yapmıyor mu Amerika? İttifakımız, stratejik ortağımız gibi yaldızlı sözlerle Türkiye'yi komşularıyla düşman etmiyor mu?

Hadi eskiden hem fakir, hem cahildik.. Gücümüz yetmiyor tepki koyamıyorduk. Aklımız yetmiyor anlayamıyorduk.

Ya bugün dünyanın ilk yirmi ekonomisi içinde yer alan, her şeyden haberi olan bir ülke değil miyiz?

Bu füze kalkanı hikayesini yer miyiz artık?

+++++++++       +++++++++

Eğer iktidar bu işe ‘he' derse..

Başbakan da çıkar, o etkili-akıcı üslubuyla bir güzel anlatırsa..

Korkarım millet bu füze kalkanını da yer..



Bu Haber 1806 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI