27 Kasım 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Ünye'ye adam gibi bir köylü pazarı gerekiyor..
musakiroglu@mynet.com

Köylü pazarları yani köylerde yetiştirilip getirilen köy ürünlerinin satıldığı pazarlar geçmişten günümüze şehir hayatlarının olmazsa olmazlarından olan renkli ve hareketli pazarlardır.

 

Ünye'de kökleri güçlü bir geçmişe dayanan köylü pazarı, diğer adıyla pazaryeri  benim hatırladığım yıllar içinde Döner Çeşme'deki bugün belediyeye bağlı olarak kullanılan ‘koca bina'nın yerinde, sonra bugünkü PTT binasının orda ‘kapanaltı' denilen üstü örtülü yanları açık mekanlardı.

 

Daha sonra bugünkü Atatürk Parkı'nın karşısındaki otoparka taşınan köylü pazarı bir süre burada kaldıktan sonra Büyük Cami'nin arkasında belediye dükkanlarının olduğu bölgeye taşındı.

 

Buraların da sıkışması üzerine 1989'daki Belediye Başkanı Sn. İsmail Cerrahoğlu döneminde şu anda manav ve sergici esnafına terk edilen yerde kurulan köylü pazarı, buradan da son olarak bugünkü yerine nakledildi.

 

Ünye'de yeri en çok değiştirilen, bir türlü mekan tutamayan yer haline sokulan köylü pazarının bugünkü hali maalesef hiç hoş değildir.

 

En başta sağlık açısından son derece olumsuz, hiç hijyen olmayan yerlerde satılan sebze ve meyveleri almak zorunda bırakılmış durumda olmak çok üzücüdür.

 

Diğer bir üzücü tarafı da köylerden çıkıp gelen, gün boyu orda kışın yağışta çamur içinde ve soğukta, yazın ise sıcak ve toz içinde kalan köylü vatandaşlarımızın çektiği işkencedir.

 

Ünye'de hemen her mevsim kırsal kesimde yetişen-yetiştirilen çeşit çeşit sebze vardır. Yerli meyvelerimiz vardır.

 

Bu sebzeler ve meyveler yetiştirilirken çoğunlukla hiçbir ilaç kullanılmaz, hatta kimyasal gübre de atılmaz. Hormonsuz, tamamen organiktir.

 

Düşünsenize kırgünlük fasulyeye, Ayşe kadın fasulyeye, tarla fasulyesine, pancara, pırasaya, perzü dediğimiz pazıya, maydanoza, ıspanağa, turpa, şalgama, mendeğe, niviğe, sütlücene, galdiriğe hangi ilaç atılıyor? Ne ilacı, bunların hemen hepsi nerdeyse toprakta kendi kendine yetişiyor.

 

Meyvelerimiz de öyle değil mi?

Kavak elması, karpuz elması, snap elması.. Şeker armudu, çiçek armudu, limon armudu, kış armudu, Mustafabey armudu..

 

Muhacir üzümü, hırtarış üzümü, karga yüreği, yerli beyaz üzüm.. Ak kiraz, kara kiraz, demir kirazı.. Balcan inciri, Ağustos inciri, kara incir.. Yerli şeftali..

 

Hele tirmit dediğimiz mantarlarımız.. Beyaz tirmit, fındık tirmidi, hanımeli, geyik tirmidi..

 

Burada yazamadığım aklıma gelmeyen yerli bir çok sebze, meyve ve ürünlerimiz..

Bütün dünyada yükselen değer olan hepsi yerli, hepsi organik olan sebzelerimiz ve meyvelerimiz için uygun gördüğümüz satış yeri, köylü pazarı böyle mi olmalı?

 

Madem yerli ürün diyoruz, ilaçsız, gübresiz, hormonsuz ürün diyoruz..

Bunları tanıtmak, satmak istiyoruz.

Turizme ve turiste sunmak, ilçemizi doğal ve temiz bir doğada yetişen ürünlerle öne çıkartmak istiyoruz.

 

O zaman abartısız, doğal malzemelerle şekillendirilmiş.. Sağlık ve hijyen koşulları mükemmel.. Sıcak ve soğuğa karşı korunaklı, haftada bir gün Çarşamba günleri köylülerin gelip sergi açtığı ama haftanın diğer günleri de hizmet verebilen bir köylü pazarına ihtiyacımız var.

 

Yerli sebze ve meyvenin yükselen değer olduğu günümüzde böyle bir köylü pazarı kurup bu pazardaki yerli köy ürünlerimizi medyaya taşır, görsel ve yazılı basınla tanıtabilirsek bak sen Ünye'deki köy pazarına akan yerli ve yabancı turiste..

 

Bunu niçin böyle iddialı bir şekilde söylüyorum. Ankara Beypazarı, biliyorsunuz havucuyla meşhur bir yer.. Beypazarı'na giden turiste bu havucu öyle sunuyorlar ki sanırsın dünyanın en kıymetli sebzesi Beypazarı havucu.. Buraya gidenler kilo kilo havuç alıyor, bardak bardak havuç suyu içiyor.

 

Beypazarı'nda tek bir havuçla yaratılan doğal ürün hareketi neden Ünye'deki bu kadar yerli sebze ve meyve ile yaratılmasın?

Bu yüzden diyorum ki; Ünye'ye “adam gibi” bir köylü pazarı lazım..



Bu Haber 2506 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI