22 Aralık 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Ekoturizm, bütün dünya ve insanlığın hayrına bir turizmdir
musakiroglu@mynet.com

1998 yılının yaz tatilini Bodrum Türkbükü'nde geçiriyorduk. Orada kaldığım sırada Türkbükü Muhtarı Sn. Halil İbrahim Kaynar'la bayağı ahbap olduk, bol bol sohbet ettik.

 

Halil İbrahim Kaynar ilkokul mezunu. Ancak kendisini; çok belirgin şekilde pratik zeka yetenekli, ayrıca müteşebbis ruhlu birisi olarak tanıdım. Zaten bunu daha sonra iyiden iyiye gösterdi. Önce Türkbükü ile Gölköy'ü birleştirdi. Göltürkbükü Beldesi'ni kurdu. Ardından da buraya belediye başkanı seçildi. Şu anda hala belediye başkanı mıdır, ne yapar ne eder bilmiyorum.

 

Kendisiyle o sıradaki sohbetim sırasında Sn. Kaynar bira ara “ekoturizm” diye bir terim kullandı. Ancak, ekoturizm ifadesinin içini çok açmadı/açamadı. Ne anlama geldiğini kenarından köşesinden anlatmaya çalıştı. Bazı örnekler verdi. Aklımda kaldığı kadarıyla dedi ki;

 

“Eğer milletin ekoturizm bilinci olsaydı, devletin ekoturizme dayalı yasaları olsaydı buralar böyle turizm ya da turistik tesis adına tüketilip, yok edilmezdi. İleriye doğru yaşatılan turizm bölgesi olarak kalırdı. Şu anda Türkbükü tatilcilere hizmet eden tatil köyünden başka bir yer değil.”

 

Halil İbrahim Bey'in söylediklerinden hareketle şöyle bir etrafa baktım, inceledim. Koca koca, bilmem kaçar yıldızlı oteller.. Otellerin önlerinde kendilerine göre özel yapılmış iskeleler.. İskelelere yanaşmış yatlar..

 

Sn. Kaynar'ın dediğine göre bu otellerde sosyete, büyük işadamları, sanatçılar, mankenler falan kalıyormuş. Bunlar denizden yatlarıyla gelirlermiş, otelde kalacakları kadar kalır, sonra döner giderlermiş. Hangi sosyete, hangi işadamı, sanatçı, manken, kim gelmiş kim gitmiş bunları Türkbükü'nün yerlisi ne duyar ne de görürmüş..

 

Buradaki turizmden Türkbükü'ne bir şey girmez, asıl parayı otel sahipleri kazanırmış. Kaldı ki bu otellerin her türlü ihtiyacı da büyük şehirlerden toplu tedarik edilirmiş.

 

Bütün bunlara karşılık Halil İbrahim Bey şöyle diyordu: “Turizm bu olamaz. Turizm gezmektir, görmektir. Gezdiğin gördüğün yerlerde durmak, duraklamak, yerli değerlerle ve yerli insanlarla buluşmak, duyguları paylaşmaktır. Ama burada öyle mi? Adamlar geldi bizim gezilecek/görülecek yerlerimizi ya para gücüyle ya da başka güçlerle işgal etti. Geride ne yerimiz kaldı ne de yerli herhangi bir değerimiz. Turiste gösterecek hiçbir şeyimiz yok artık. Buralar turistik yerler olmaktan çıktı, tatilcilerin işgal sahası oldu.”

 

***         ***       *** 

 

1998 yılında Sn. Halil İbrahim Kaynar'la olan bu sohbetimden sonra ben turizm olayını büyük otel ve tatilcilerin dışında farklı düşünmeye başladım. “Hangi turizm yerli olana yakın olur, yerel zenginlik ve çevre değerlerini sürdürülebilir kılar?” bunun üzerinde araştırmaya, kafa yormaya başladım.

 

Bu araştırma beni ekoturizmle tanıştırdı. Ekoturizm'in çevreyi koruyan, yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı bir seyahat olduğunu öğrendim.

 

Ekoturizmin ayrıca yeryüzünün doğal kaynaklarının sürdürülebilirliğini güvence altına alan, bunun yanı sıra yerel halkların ekonomik kalkınmasına destek olurken, sosyal ve kültürel bütünlüklerini koruyup gözeten bir turizm anlayışı olduğunu kavradım.

 

Diğer taraftan  çok yıldızlı büyük otellerde sadece otel sahiplerinin kazandığı tatilci turizmi yerine ekoturizmin daha ortak, yerli halkla daha paylaşımcı, daha adil turizm olmasının insanlığın çok daha hayrına olduğunu anladım.

 

Ben turizm olayına bir tek ekoturizm penceresinden bakıyorum. Başka bütün farklı düşünce ve turizm çalışmalar bana bilinçli ya da bilinçsiz dünyayı birilerinin menfaatine peşkeş çeken, bir grup azınlığın tüketimine sunan çabalar olarak geliyor.

 

***           ***        ***

 

 Bu ara gazetemizde okuduğum bir haberde Rize'de uluslar arası bir turizm kurultayının yapıldığını öğrendim. Bu kurultaya Karadeniz'e sınır  Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Gürcistan ve Türkiye'den sunumcular katılmışlar.

 

Toplantı daha çok, Karadeniz Bölgesi'nde görülmesi gereken 100 yerin belirlenmesinin ilk ayağını oluşturmuş..  Toplantıda ayrıca bölgenin turizm potansiyeli ele alınmış.. Bu değerlerin korunması, sürdürülebilir kılınması için yapılması gerekenler görüşülmüş.

 

Toplantıyla ilgili olarak bana asıl ilginç gelen şey Ünye'den birisinin de burada bir sunumda bulunması oldu. Hele bir de sunum yapan bu kişinin konusunun Ekoturizm olması bana çok daha ilginç geldi.

 

Haberden, bu toplantıda sunum yapan ve ekoturizm konusunda bilgi aktaran hemşerimizin Ünyelilerin yakından tanıdığı AK Parti İlçe Başkanı Sn. Av. Ahmet Çamyar olduğunu öğrendim.

 

Sn. Çamyar'ın mesleğinin ehli, siyasette başarılı bir ilçe başkanı olduğunu biliyorduk. Ama turizm alanında, hele ki ekoturizmle ilgili alanda çalışmalarının olduğunu bilmiyorduk.

 

Sn. Ahmet Çamyar'ın kurultayda ekoturizmle ilgili yaptığı sunumu baştan sona birkaç kez okudum. Dolu dolu bir sunumda bulunmuş.. Dinleyenlerin çok faydalanacağını umduğum bilgiler aktarmış.

 

Başta Ünye'den bir sunumcu olarak uluslar arası bir kurultayda Ünye'nin adını duyurması.. Diğer taraftan bütün dünyanın ve insanlığın hayrına olan ekoturizmle ilgili bilgiler sunmasından dolayı Sn. Ahmet Çamyar'a teşekkürü bir borç biliyoruz.



Bu Haber 2281 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI