23 Aralık 2010 Pazar
YÜKSEL ŞEN
Amasya- Çorum-Tokat Üçgeninde Bir Bayram Gezisi
Bu Yazı Gazetede Bölümler Halinde Yayınlanacaktır.

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nda koskoca Ankara'ya sığamadık.

Şöyle KARADENİZ'e doğru, uzanmak geçti içimizden.

Ailecek ne yapalım diye düşünürken, birden ailemize TEMPO TURİZM geldi.

Açtık telefonu firma yetkililerine, tur programlarını sorduk.

Aldığımız yanıt, bizi sevinçten uçurdu.

TEMPO'nun Bayram süresince,  AMASYA-ÇORUM-TOKAT kentlerini kapsayan bir KARADENİZ gezisi düzenlediğini öğrendik.

Hemen 4 kişilik rezervasyon yaptırdık ve Bayramın birinci günü 09.09.2010 tarihinde AŞTİ önünden kalkacak 40 kişilik lüks Turizm Otobüsüyle, Seyahat Rehberimiz Sayın Yrd. Doç.Dr. Fatih MÜDERRİSOĞLU'nun refakatinde AMASYA'ya doğru yola koyulduk.

Ben, bu seyahatimle 47 yıl önce memuriyet verdiğim, özellik ve güzelliklerini hiç unutmadığım şehirleri tekrar görebilmenin zevk ve heyecanı ile dopdoluyum.

Çocuklarıma yol boyunca bu güzel beldelerin, belleğimde kalan izlenimleri anlatıyorum. Bıkmak usanmak bilmeden…

Amasya: ŞEHZADELER ŞEHRİ…

Anadolu'nun OXFORD'U…

Dünyaca ünlü coğrafyacı, STRABO'nun doğum yeri…

Yeşilırmak'ın hayat verdiği kent…

Muhteşem kaya kitlelerinin gökyüzüne tırmandığı ve bu kayalar üzerine el yordamı ile yapılan KRAL MEZARLARI'nın görkemli görüntüleri...

En az 2000 yılı aşkın bir süredir hala orijinalliğini koruyan bu mezarlar, görenleri hayrette bırakıyor.

1960-1965 yılları arasında, ÇORUM/OSMANCIK'ta ve AMASYA/TAŞOVA'da görev yaptığım yıllarda bu yörelerin ve çevre kentlerin güzelliklerini gezip görmenin bahtiyarlığına ermiştim.

Şimdi, bu hatıralarımı tekrar yaşama fırsatı bulduğum için, ne denli mutlu olduğumu çocuklarıma zevkle anlattım.

5.50 – 6.00 saatlik nefis bir yolculuğun sonunda AMASYA'ya geliyoruz.

Sahil boyunda bir lokanta da öğlen yemeğimizi yiyip, Rehberimizin önceden yaptığı rezervasyon sonucu, AMASYA Valiliği Özel İdare Müdürlüğü'ne ait THE APPLE PALACE ( ELMA PALAS) oteline yerleşiyoruz.

AMASYA'nın ÇAKALLAR TEPESİ diye isimlendirilen bir yerinde çam ağaçları arasındaki otelimiz, şehre tepeden bakan bir konumda oldukça lüks.

Odalarımıza yerleşiyor, hacetimizi giderip, biraz sonra başlayacak şehir turu için otelin önünde meydanda toplanıyoruz.

Sayın MÜDERRİSOĞLU'nun uyarısıyla otobüsteki yerlerimi alıyor ve gereken yoklamayı müteakip kadronun tam olduğu anlaşılınca da kente iniyoruz.

İlk durağımız AMASYA ŞEHZADELER MÜZESİ, burada yaşamış Osmanlı Şehzadeleri'nin sorumlusu ve konusuna çok aşina olduğu her halinden belli olan bir bayan yetkiliden, şehzadelerin özgeçmişini dinliyor, animasyon gösterilerini izliyoruz.

Salonda sergilenen tarihi eşyalar çok çok güzel.

Buradan, gene Yeşilırmak'a cepheli HAZERANLAR KONAĞI'na geçiyoruz.

Bir görevli refakatinde dolaştığımız konak çok nefis.

Sanki bugün yapılmış gibi duruyor.

Sahil boyundaki tüm konaklar, aradan çok uzun zaman geçmesine rağmen, orijinalliklerinden hiçbir şey kaybetmemişler. Çok bakımlı ve de çok görkemli bir görüntüleri var.

Her biri Osmanlı dönemine ait Türk Mimarisi'nin özelliklerini taşıyor.

Konaklar sanki birbirlerine ulanmış gibi. İnsan baktıkça görkemli manzara karşısında mutluluğun doruğuna ulaşıyor.

Bu konakların yapımında emeği geçenlere, bırakıp gidenlere ve onları koruyanlara, ziyaretçiler şükranlarını sunuyor.

Sokak, Kuşadası ve Bodrum misali, boydan boya eğlence yerleri ile dolmuş. Gece hayatına düşkün olanlar bu sokakta musiki eşliğinde hoşça vakit geçirebiliyorlar.

Konak ziyaretlerinden sonra tüm ekip Kale'ye tırmanıyoruz. Kaleyi ilk kez inşa ettiren komutanın adından ötürü HARŞENA diye isimlendirilen Kale'nin böğründe pek çok kral mezarları var.

Amacımız Kral Mezarları'nı yakından görmek.

Bir hayli efor sarf edip, mezarların bulunduğu yüksekliğe yürüyoruz.

Granit kayaların, çok zor geçit verdiği patika yollardan yavaş yavaş ilerleyerek hedefe ulaşıyoruz.

Aman Allah'ım:

Bu ne muhteşem bir çalışma.

O günkü koşullarda, bu mezarları nasıl yapmış zamanın ustaları.

Ne büyük bir emek sarf edildiğini insan mezarları yakından görünce daha iyi anlıyor.

Burada beş adet Kral Mezarı var.

Gece, hem Kale'nin bayrak çekilen doruğu ve hem de Kral Mezarları'nın yüzeyleri ışıklandırılıyor.

Görüntü çok muhteşem.

Otelimizden bu manzaraları doya doya seyrettik.

Buradan, Ulu önderimiz ATATÜRK'ün ve arkadaşlarının AMASYA KONGRESİ'ni yaptığı, SARAYDÜZÜ'ndeki Kışla Binası'na gittik.

Bina, tüm orijinalliğini koruyor.

Salonlar da, Kongreye katılan zevatın balmumu heykelleri var.

Gezdikçe ve gördükçe, insan kendisini o günleri yaşıyormuş gibi hissediyor.

Ne günlerden, ne günlere geldiğimizin ve bugünkü yaşama nasıl ulaştığımızın işte kanıtları.

Bina çok geniş bir meydan ile çevrili Hemen önünden Yeşilırmak akmakta.

Amasyalılar buralara, Yalı Boyu diyorlar.

Kentin turizm faaliyetlerini ve çevre yerleşkelerini tanıtmak amacıyla, Valiliğin bastırdığı bir broşür ‘AMASYA YALIBOYU EVLERİ' diye tanzim edilmiş, sahil boyunca kentin, tüm güzelliklerini teşhir ediyor.

İnsanı, hayal Alemlerinin renkli dünyasına götüren bu güzellikleri görmek ve yaşamak gerekir.

Buraya, o günlerde Amasya Halkevi Üyesi olan değerli dost Aslan ÇELEBİ'nin, Taşova'dan Karamürsel'e tayinimin çıktığını öğrenmesi üzerine bana yazdığı 17.08.1965 tarihli mektubundan, buraya AMASYA'yı anlatan birkaç bölüm alıyorum.

Siz değerli okuyucularımızın, kentin özellik ve güzelliği hakkında bir yargıya varabilmelerini sağlamak için.

‘Yüksel ağabey

Amasya'dayım bu günlerde. Amasya…

Bilirsiniz, Amasya'nın granit kayaları arasında Yeşilırmak'ın yeşilliğini. Mağaralarıyla gülen meşhur Kalesi'ni, Döner Taşlı Camii, görünce köyde kış akşamları ocak başında yediğimiz ‘Burmalı Çörek'i usuma getiren- Burmalı Minareyi, sarnıçlarını, su kanallarını… Hele Alma'sı, allı ballı, ay-yıldızlı meşhur Alma'sını…

Sıcak Amasya bu günlerde, fakat gün batımı doyum olmaz gezintilere. Gençler kur yapar sahil boyunda.

Oysa ben odamın ak duvarları arasında ak yüzümle fırçam, kitaplarım ve kalemimle başbaşayım günler boyu.

Akşamları sahil boyuna inerim, sırtında ‘Ziraat Bankası' yazılı banklarda Yeşilırmak'a bakarım saatlerce. O bana, ben ona fısıldaşırız.

An'lar zaman olur. Zamanlar geçer insanlar göçer, biz bıkmaksızın konuşuruz. Dostça konuşma ve fısıldaşma bu.

Aşk dolu sevda şiirleri okurum Amasya'nın havasından. Mısralarında köy kokan şiirler…

Anadolu'nun kentinden selam söyler. Anılar anlatır, dostça. Ben fısıldarım Yeşilırmak'ın yeşilliğine. Biz konuşuruz böyle her akşam dostça.Bazen gözlerim dolu dolu olur bu sohbetlerde.Görür ve anlar,yorgun akan üzüntümü sular…Dostça,gözyaşlarımı siler,saçlarımı okşar,dostluk, sevgi aşk doldurur kalbime yeşil damlalarından.

Kucak dolu sevgi, dostluk gönderiyorum yeşil dostla siz dostuma, Taşovalı dostuma selam…

Bir dost dedi, yeşil dostumun kucağından, Taşova'dan gidiyormuşsunuz. Dostça üzüldüm, uzaklara kaçışına. Oysa biliyorum ki bu, vatanın diğer bir kentine vazife aşkıyla gidiş. Kalplerde dostça sevgi oldukça, yollar uzamış, dağlar geçit vermezmiş. Bu imkAnsız bir şey olur. Hangi sevenlere yol vermemiş dağlar, hangi yol kısalmamış. Yeter ki her şey dostça olsun.''

Amasyalılar güzel kentlerini doğa, tarih, kültür, sanat ve zarafet şehri… olarak tanıtırlar. Gerçekten de böyledir. Tezlerinde nedenli haklı olduklarını bu güzel şehri bir kere görmek yeterlidir.

Amasya'da arazide çok mübbittir. Elma'nın, kirazın, bamya'nın ve çeşidi belirsiz sebzenin bolca yetiştiğini, Tütün'ün, kendirin, Şeker Pancarı'nın il bazında bolca üretildiğini bilmeyen yoktur herhalde.

Sahili gezmeye devam ediyoruz.

Irmak boyunca, Amasya belediyesi kentte yaşamış şehzadelerin ve STRABO'nun, Amasya ile özleşen Ferhat ve Şirin'in tarihi hikAyesini simgeleyen bir heykellerini yaptırmış.

Bu heykellerin hemen karşısında, ATATÜRK'ün ünlü AMASYA BİLDİRİSİ'ni duvara kazımışlar.

İnsan, heykelleri izledikçe, bu bildiriyi okudukça kendini bir hoş hissediyor.

Yaptıranların ömrüne bereket, yapanların ellerine sağlık.

Buradan tarihi camilere yöneliyoruz. İkinci Beyazıt Camii ve Külliyesi muhteşem.

Hele cami dAhilinde belediyenin yaptırdığı AMASYA ANİMASYON GÖSTERİLERİ bir harika. Seyrine doyamadık doğrusu.

Amasya kent merkezine, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait yapılar hakim.

Bu yapıları rehberimiz Sayın Yrd. Doç. Dr. Fatih MÜDERRİSOĞLU'nun refakatinde geziyoruz.

Moğollar dönemine ait 700 yıllık BİMARHANE (Hastane) yi dolaşıyoruz.

Bu bina şimdilerde belediye konservatuarı olarak kullanılıyor.

Bugünkü programımızı böylece bitiriyor, yarın yapacağımız BALLICA MAĞRASI ve TOKAT gezisi için otelimize gelip istirahate çekiliyoruz.

Ferdası gün sabah saat 8.00'de 40 kişilik tur ekibi, yola koyuluyoruz.

Biraz evvel, Amasya'nın ünlü Terziköy Termal Kaplıcaları'nın önünden geçtik.

Anadolu'nun o görkemli o güzelim köy ve kasabalarını geride bırakıp, Zile-Turhal-Yozgat yol ayrımı levhasını geçip Pazar ilçesine doğru ilerliyoruz.

Bu ilçenin hemen kenarından çevreyi kuşatan görkemli tepelere tırmanan otobüsümüz biraz sonra BALLICA MAĞARASI'nın önünde duruyor.

Burada bizden önce gelen iki tur otobüsüyle karşılaşıyoruz

MAĞRA 1990 lı yıllarda bulunmuş.

Tokat valiliği özel idare müdürlüğü, İnderesi'nin vadi tabanından 40 metre yukarıda bulunan BALLICA MAĞARASI'na çıkabilmek için buraya üç kademeli beton merdivenler yaptırmış.

Mağara giriş kapısının hemen yanında bilet gişesi var. Bu bilet gişesinin karşısında da gelem ziyaretçilerin oturup, dinlenmesi için bir de geniş mekAn düzenlenmişler.

Mağara'nın 94 metre olan derinliğine ziyaretçilerin inebilmesi ve tüm güzellikleri yakından görebilmesi için buraya merdivenler yapılmış, ışıklandırma düzeni kurulmuş.

Bu çalışmalar için Tokat Valiliği Özel İdare Müdürlüğü 600 bin dolar harcama yaptığını dış duvara astığı bir levha ile ziyaretçilerine duyuruyor.

Dinlenme salonundan çevrenin o görkemli yeşilini o ormanların muhteşem görüntülerinin seyrine doyum olmuyor.

Rahmetli şair Behçet Kemal ÇAĞLAR, boşuna söylememiş.

 â€˜YEŞİL MURAT RENGİYMİŞ

BUNU HEP BİLECEĞİZ

DAĞLAR YEŞİL OLUNCA

MURADA ERECEĞİZ'.diye.

Önümüzde uçsuz bucaksız bir orman denizi var. İnşallah hoyrat eller bu güzelliklere dokunmaz ve sonuna kadar böyle devan edip gider.

Ben ve benim konumumda olan 5-6 kişi mağaraya giremeyip, dinlemem salonunda oturup, tur ekibinin gezisini tamamlamasını bekledik.

Yaklaşık bir saat süren mağara gezisini tamamlayan ekip arkadaşlarımız gördükleri güzellikleri anlata anlata bitiremediler.

Rehberimiz Yrd. Doç. Dr. Fatih MÜDERRİSOĞLU mağarayı anlatan broşürde, dünyanın sayılı harikaları arasında yer alan TOKAT BALLICA MAĞARASI'ndaki muhteşem galeriler, sütunlar salonu, genç salon, dikit ve sarkıtlar, mağaranın süzülmüş polen ve tozlardan arınmış bol oksijenli havası, astımlı hastalara iyi gelmekte, daha kolay nefes almalarını sağlamaktadır.

Mantarlı salonda iri soğan sarkıtları ile mantar şeklinde gelişmiş dikitler. Çok belirgin. Ayrıca, duvarlarda ve tavanda, damla taşların en güzelliklerini görebilmek mümkün

Havuzlu salın, büyük salon, fosil salon, yarasalı salon, çöküntü salonunun her biri ayrı bir ihtişamı, ayrı bir güzelliği yansıtmaktadır' diyor ve bu broşürde Mağara içinden fotoğraflar sunuyor.

İnsanlar mağaraya girmeseler de bu broşürü okuyunca ve fotoğrafları tetkik edince, mekAnın güzelliğini ister istemez gözlemliyor.

Değerli okuyucular. Aziz hemşerilerim:

Fırsat bulursanız. Çok yakınınızda olan bu doğa harikasını mutlaka görün.

İnşallah yakın bir gelecekte bizim yöremizdeki Mağaralar da turizme açılır. Dileğimiz bu.

Buradan TOKAT il merkezine gitmek üzere ayrılıyoruz.

Pazar ilçesi sınırları içinde seyrediyor 3 kilometre sonra da Yeşilırmak'a ulaşıyoruz. Bu ırmak üzerine ANADOLU SELÇUKLULARI'nın yaptırdığı o görkemli köprüden geçerek tarihi ‘Kral Yolu'ndan, yılların ve Yeşilırmak'ın uzun zamandır yıpratamadığı bu güzel köprünün hemen yakınında,1238'de yapılan MEHPARİ HATUN KERVANSARAYI'nı ziyaret ediyoruz.

Son yıllarda bu kervansaray tamirat görmüş ve eski haline dönüştürülmüş.

Güzel bir Selçuklu eseri, şimdilerde işlevini sürdürüyor.

Bütün ekip, restore edilen salonları gezdir, ihtişamına hayran kaldık.

Şimdi tokat yolundayız…

Rehberimiz, Yrd. Doç. Dr. Fatih MÜDERRİSOĞLU, bakın ne diyor tokat için.

‘BURNUMUZUN DİBİ,

GELDİM, GÖRDÜM,

SEVDİM VE YAZDIM'

Orta Karadeniz Bölgesi'nin iç kısmında bulunan Tokat, Karadeniz ile Doğu ve İç Anadolu arasında geçiş bölgesinde yer alır.

Coğrafi konumunun elverişliliği nedeniyle eski çağlardan günümüze kesintisiz iskAn görmüştür. Beş bin yıllık tarihi gelişimi içinde HATTA GİTİT, ROMA, BİZANS, DANİŞMENTOĞULLARI, ANADOLU SELÇUKLU VE OSMANLI, kültürleri geride daha kalıcı izler bırakmıştır.

Bu tarihi şehre 10.09.2010 da saat 11.30 civarında geldik.

Hemen bir lokanta da öğlen yemeğimizi yedik ve kenti dolaşmaya başladık

İlk durağımız şehrin merkezindeki TAŞHAN oldu. Buradan Tarihi Saat Kulesi'ne gittik, sonra yolumuz üzerindeki bulunan ve bir Tokatlının armağan ettiği ATATÜRK EVİ'ne geçtik.

Evin konumu, o zamandan kalan eşyaların büyük bir titizlikle korunması ve mekAnın temizliğine hayran kaldık. İlgililerin gösterdiği koruma hassasiyeti gerçekten takdire şayandı.

Burası Tokat'ta son mekAn ziyaretimiz oldu. Sonra şehrin cadde ve sokaklarında gezindik.

PİLEVNE KAHRAMANI GAZİ OSMAN PAŞA'nın memleketi Tokat il merkezi eski mimarı ile yeni mimarinin harman olduğu bir kent.

Bazı sokaklar çok dar ve çok eski binalarla kaplı, yeni açılan caddeler ise hem geniş ve hem de sağ ve solunda görkemli binalar, alışveriş merkezleri ve banka şubeleri ile dolu.

Tokat Müzeleri'nde gezinirken, tarihin bütün zamanlarına tanık oluyorsunuz.

Hele hele camileri ve o muhteşem kale'si doğrusu görülmeye değer.

TAŞHAN, şehir sakinlerinin buluşma yeri, gezi dışında bir iki saat burada oturduk. Çayhanelerinden çay içtik, hacetlerimizi giderdik.

Ankara'daki dostlarımıza sunmak üzere Tokat'ın ünlü yazmacılar çarşısından bol bol alışveriş yaptık. DİMES'ten yöreye özgü Kuşburnu Marmelattı aldık.

Tokat ticari hayatın oldukça hareketli olduğu bir yer.

Bayram olmasına rağmen Çarşı, Pazar tıklım tıklım alışveriş yapanlarla dolu.

DükkAn sahipleri, müşterilerine hizmet etmeyi ve davranış bilincini iyi biliyor.

Tokat, kültür bakımından da oldukça ileri düzeyde.

Kentte,Gaziosmanpaşa Üniversitesi faaliyet halinde.

Şehirde,gözlemleyebildiğimiz kadarıyla,sosyal yaşam doruğa ulaşmış.Sportif faaliyetler her branşta icra ediliyor.

Serbest gezi sırasında,Tokat'ın Niksar Caddesi'nde dolandım. Temiz bakımlı bir yer. Akıp giden arabaların arkasından gayri ihtiyari ÜNYE'ye selam gönderdim.

Kim bilir, bu vasıtaların bir kısmı belki Niksar'a, belki de Akkuş tarıkıyla Karadeniz'e gidiyordu. Çünkü çok değişik plakalı arabalar gördüm cadde boyunca.

Akşam saat 18.00 e doğru, Amasya'ya gitmek üzere ayrılıyoruz Tokat'tan.

Ama gönlümüz, J:SEZAR'IN ‘VENİ-VİDİ-VİCİ' (geldim-gördüm-yendim) dediği bu güzel şehirde kalıyor.

Biraz sonra Turhal'dan geçiyor ve yolumuza devam ederek saat 19.30 da Amasya'ya ve ÇAKALLAR TEPESİ'ndeki otelimize geliyoruz.

11ç09ç2010 sabahı, kahvaltıyı müteakip otelle ilişkimizi keserek, gezimizin diğer etaplarını tamamlamak üzere, otobüsteki yerlerimizi alıp ÇAKALLAR TEPESİ'nden ayrılıyoruz.

Şimdi kentin, ilk günkü gezimizden göremediğimiz bazı yerlerini gezeceğiz.

İlk durağımız, burmalı minare ve Camii oluyor. Çevrede birbirine çok yakın diğer cami ve tarihi değer taşıyan yapıları da ziyaret ederek AMASYA MÜZESİ'ne geliyoruz.

Müze çok özen gösterilerek yapılmış ihtişamlı bir bina ve bir iki galeriden oluşuyor.

Salonlarında kent ve çevresinde yapılan kazılarda bulunmuş çok değerli eşyalar ve sikkeler sergileniyor.

Amasya ve çevre ilçelerdeki Dokuma tezgAhlarının ve bu tezgAhlardaki üretimler burada teşhire konmuş

Kıymeti Harbiyesi olduğu apaçık belli olan tarihi ahşap işlemeli kapılar bir harika seyretmeye doyamadık.

Müzenin bahçesinde, roma döneminden kalma lahitler ve diğer mermer buluntular, ziyatçilere tanıtılıyor.

Müze'nin hemen yanında bir başka mekAnda, çok eski çağlardan günümüze kadar gelen mumyalar teşhir ediliyor.

Buraları, rehberimizin refakatinde gezip, gereken bilgileri alıyoruz. Sonra da hemen yakınımızda bulunan bir başka Selçuklu eserlerini, türbelerini ziyaret ediyoruz.

Bu arada FERHAT'ın ŞİRİN için kazıdığı kayaları görüyor ve BORABOY GÖLÜ'ne gitmek üzere kentten ayrılıyoruz.

Yemyeşil meyve ve sebze bahçelerinin arasından ve bazen de Yeşilırmak'ı takip ederek TAŞOVA'ya doğru yol alıyoruz.

SAMSUN/LAdik ayrımından içeri girerek ilerliyor BORABOY levhasının yanında köy yoluna sapıyoruz.

5 kilometre sonra ünlü BORABOY GÖLÜ'ne geliyoruz.

Yemyeşil çam ormanları arasında bulunan ve deniz seviyesinden

1000 metre yükseklikteki bu güzelim gölün görüntüsü bir harika.

Ben, 1963,1965 yıllarında Amasya, Taşova Ziraat Bankası'nda görevli iken, buraya gelmiş ve göl kenarındaki özel idareye ait evlerde bir hafta sonu iki gece konuk olmuştum.

Yörenin güzelliklerini ta o yıllardan bilirim.

Diz kapaklarımdaki rahatsızlığım nedeniyle, ben göl çevresinde yapılan gezi turuna katılamadım. Ama diğer gezginler bu tura iştirak ettiler ve 45 dakikada Gölün çevresini dolaştılar. Gezginler karşılaştıkları doğa güzellikleri ile adeta mest olmuşlardı. Her birinin mutluluğu yüzlerinden oluşan haleciklerden belli idi.

Buradan ÇORUM/BOĞAZKALE'ye gitmek üzere ayrıldık.

Yolumuz üzerindeki LADİK GÖLÜ'nü geçtikten sonra, şehir merkezinden SULUOVA YOLU'na çıktık.

Bu yolda bir hayli ilerleyip SAMSUN/ANKARA asfaltına ulaştık.

Şimdi ana yolda ÇORUM/SUNGURLU'ya doğru hareket halindeyiz.

İki saatlik bir yolculuğu müteakip, sungurlu yakınlarından Ulusoy Dağ Lokantası Tesisleri'nde mola verip, öğlen yemeğimizi yiyor ve tekrar, otobüsümüze binip BOĞAZKALE'ye doğru yol alıyoruz.

Kısa bir süre sonra HİTİTLER'in başkentindeyiz.

Buralara çok tur düzenleyen, rehberimiz yöreyi iyi biliyor. Üç dört kademede otobüsle bizi ören yerinde gezdiriyor.

Her kademede ki mevcut eserler ve kalıntılar hakkında bilgi veriyor.

Üçüncü kademedeki tünelin içinde yürüdük, bir baştan öte başa skadar gidip geldik. O günkü koşullarda hiç harç kullanılmadan o taşların, yatay ve dikey olarak yerlerine nasıl yerleştirildiğine rağmen hayret ettik.

Birçok arkadaşımız dördüncü kademeye çıktı, bir kısım arkadaşlarımız aşağıda

kaldı. Kademinin yüksekliği ve yolların çok bozuk oluşu gezginlerin gözünü korkuttu. Düşme tehlikesi olur düşüncesiyle geziye katılmadılar.

YAZILI KAYA ise, tüm ekibin hayranlıkla izlediği eserlerle doluydu. O kocaman kayalara o muhteşem insan figürlerinin, o muhteşem kabartmaların nasıl yapıldığına hayret ettik.

Binlerce yıllık eserler hakkında bizleri ziyadesiyle aydınlattı. Verdiği bilgilerden mutlu olduk.

Böylece, ziyaretlerimizi tamamlayarak, ANKARA'ya gelmek üzere yola koyulduk.

40 kişilik tur ekibi, AMASYA-ÇORUM-TOKAT ÜÇGENİNDE,3 gün süren bu muhteşem bayram gezisinden çok mutlu olmuştu.

Gezginler, yol boyunca, izlenimlerini anlata anlata bitiremediler.

Salimen ANKARA'ya geldiğimizde, herkes birbiriyle vedalaşırken, bir başka gezide buluşmak temennisinde bulundu.

Efendim: Gezip görmek ve insanın kendisini yenilemesi ne güzel bir olgu.

Şen ve esen kalınız değerli, okuyucular…

 



Bu Haber 2470 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI