30 Aralık 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Bazıları ısrarla 'gazı goz' anlıyor
musakiroglu@mynet.com

Ünye'de ve Ünye dışında yaşayan birkaç kadim dostum var.. Yazılarımı her gün okuyup takip ettiklerini söylerler.

 

Söylerler de çoğu zaman yazdığım konulara, yaptığım yorumlara katılmazlar. Eleştirirler.. Bazen eleştiririn de ötesinde öfkelenir, kızarlar bana.

 

Bu arkadaşlarla olan dostluğum ta 1979'li yıllardan gelir. O yıllardaki gençlik hareketinin içinde fraksiyonlarımız ayrı olsa da ‘sol' tarafta aynı yerdeydik.

 

Onlar dünyaya bakışlarını, düşüncelerini değiştirmediler, aynı kaldılar. Ben ise; ‘sol'dan taraftan ‘eksen' kayması yapıp daha liberal düşünmeye başladığım için onların gözünde ‘dönek' olmuşumdur. Bunu yüzüme karşı da söylerler, kızmam/darılmam onlara. Hatta bilirim arkam sıra ‘hain' de derler..

 

İlginçtir, bu arkadaşlar ‘Marksizm'i bilirler.. Ya tamamen ya da kısman de olsa Marksist'tirler. Ama, “Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğu gerçeğini” unuturlar.

 

Değişmek gerçeği düşünceler için de geçerlidir. Düşünceler geçen zaman ve şartlar dahilinde kendini yenileme, yeniden yorumlama zorundadırlar.

 

Eğer bir düşünceye sahip olur, o düşünceyi bütün zamanların düşüncesi olarak görür, değişmemesinde ısrar ederseniz bağnaz olursunuz. Geride kalır, gerici biri olur çıkarsınız. Ben yine de çok sevdiğim bu arkadaşlarıma ‘gerici-bağnaz' yakıştırmasını konduramıyorum.

 

Ama bir şey var, “gazı goz” anlamalarına çok kızıyorum doğrusu.

 

Şimdi bu arkadaşlar ‘solcu', kendilerini öyle ifade ediyorlar ya.. Solun dışında, onların ölçülerindeki solcuların dışında kim ne söylemiş, yapmışsa ‘zinhar' yanlıştır.

 

Dedim ya, ben bu cenahtan eksen kaymasıyla birlikte demokrasi safına kaydım. Dolayısıyla olaylara daha tarafsız daha demokratik taraflarından bakmaya başladım.

 

Köşemde yaptığım yorumlarda diyelim ki iktidarın bir hizmeti var da, ondan övgüyle söz ettim. Örneğin; sağlık, ulaşım alanlarında insanların 4-5 sene önce hayalinden bile geçmeyen gelişmeler yaşanıyor. Bunları yazdım, tebrik ettim, teşekkür ettim.. Aman yarabbi, bu arkadaşlarım açarlar ağızlarını yumarlar gözlerini.. Neler neler söylemezler ki.. “İktidarın yağcısı, AKP'nin yalakçısı, satılık kalem, aman ne yakıştırmalar ne yakıştırmalar..”

 

Bu arkadaşlarım nedense ‘gazı goz' anlamayı kendileri için adeta bir gıda haline getirmişlerdir.

 

Yazımda yaptığım şey bir hakkın tesliminden başka bir şey değilken, tutup bunu başka manalara çekmek ‘gazı goz' anlamaktan başka türlü nasıl anlatılabilir ki?

 

Geçen gün İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy hakkında Nazım Hikmet'in söylediği “Akif büyük şair, inanmış adam' sözlerini yazmıştım.

 

Bakın bu yazıyla ilgili bu arkadaşlardan birisi nasıl mesaj çekmiş; “Bunu kasıtlı yapıyorsun, o gerici-yobazla Nazım Hikmet'in adını özellikle yan yana getiriyorsun. Nazım Hikmet artık senin ağzına hiç yakışmıyor. Onun adını yazılarında yazma, bırak rahat uyusun yattığı yerde.”

 

Gerici-yobaz dediği Mehmet Akif Ersoy, kendi tarafında gördüğü ise Nazım Hikmet..

Bu arkadaşım bilmez mi ki; Mehmet Akif Ersoy ile Nazım Hikmet dünyadaki yoksul milletler üzerindeki emperyalist sömürüye karşı mücadele etmiş iki büyük şairimizdir.

Sadece farklı pencerelerden bakmışlar.. Ama her ikisinin de gördükleri düşman aynıdır.

 

Mehmet Akif'in milletimize armağan ettiği İstiklal Marşı emperyalizme karşı milli duyguların coştuğu çağıl çağıl akan bir dere gibidir.

 

Nazım Hikmet'te öyle; kendisini ‘vatan hainliği yapıyor' ucuz suçlamasıyla karalamak isteyenlere bakın nasıl cevap veriyor:  “Vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması, topuysa.. Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan.. Ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla: NAzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hAlA.”

 

Milli Kurtuluş Savaşımız işte bu ortak duygunun zaferidir.

 

Kim ki bu ortak duyguyu parçalamak ister, kim bu ortak duyguya zarar verir, zayıflatırsa o emperyalizmi güçlendirir.

 

Bu arkadaşa cevabım budur.

 

**************       **************

 

Dün akşam Başbakan Sn. Tayip Erdoğan 2011'in Mehmet Akif Ersoy yılı ilen edildiğini açıkladı. Çok iyi etti.. Bu karar Milli Şairimiz'in uğradığı vefasızlık karşısında devletin aldığı çok önemli bir karardır. Ruhunu şad edecektir.

 

Aynı şekilde, Nazım Hikmet için de böyle bir karar gerekiyor. Onun da uğradığı haksızlıklar, vefasızlıklar karşısında bu milletten, bu devletten alacağı var..

 

Önümüzdeki yıllardan birini de Nazım Hikmet yılı ilan edersek onun ruhunu da şad etmiş olacağız.



Bu Haber 1735 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI