14 Ocak 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Toprağımızdaki gen ve ruh lider yetiştirmekten mahrum..
musakiroglu@mynet.com

Ülkemiz siyasetin bol konuşulduğu, ancak siyasi liderin çok az olduğu bir ülkedir. Bol konuşulur, çünkü laf etmenin bir zorluğu yoktur bu ülkede. Herkes her şeyi ‘çok iyi' bilir, çok iyi anlatır.

Ama liderliğe gelince ‘tıp' diye ses kesilir.

Niye..?

Liderlik sadece laf etmekle kalmayıp çok daha farklı özellikler gerektirir.

Ne gerektirir peki..

Feraset gerektirir: Yani sezgi gücü kuvvetli olmayı gerektirir.

Dirayet gerektirir: Yani algılama, kavrama gücü kuvvetli olmayı gerektirir.

Kabiliyet gerektirir: Yani yatkınlık, beceriklilik özelliği kuvvetli olmayı gerektirir.

Cesaret gerektirir: Yani güçlükler karşısında özgüven gerektirir.

Bu dört temel özelliği diğer bazı ayrıntı özelliklerle de birleştirmek lider kişinin mayasına güç katar.

Nedir bunlar?

Ağırbaşlı, mütevazı, hoşgörü sahibi olmak..

Toplum içinde sevilen, sayılan, güvenilen birisi olmak..

İlim-irfan sahibi olmak..

Bunlara daha ayrıntılarda farklı bir takım özellikler de eklenebilir.

Peki, gerek dört ana öğe ve diğer bütün yan öğeler nerden, nasıl elde edilir de lider olunur?

Bir kere şunu kafadan net bir biçimde ortaya koymakta yarar var; lider olmanın okulu yoktur.

Liderlik vasıflarının büyük çoğunluğu doğarken getirilir. Geri kalanı da imkan ve ortamın elverdiği ölçülerde doğduktan sonra elde edilir.

Hani bazıları derler ya “lider olunmaz, lider doğulur”, ya da “lider doğulmaz lider olunur” diye.. Her ikisi de yanlıştır..

Liderlik; doğarken getirilenlerle, doğduktan sonra kazanılanların toplamından ortaya çıkar.

Herhalde bizim toplumun yetiştiği tarlanın toprağı liderlik vasıfları güçlü insanlar doğurmaya pek müsait değil ki lider mahrumu bir milletiz.

 

Bunun için de liderlik vasıfları yeterli olmadığı halde ortaya çıkan ve iki adım öne geçmeyi becerenlere nasıl sarılıyoruz lider diye görüyorsunuz..

Son yıllarda ülkemizde lider olarak öne çıkmış, geriden gelenlerle arasındaki mesafeyi bir hayli açmış Başbakan Sn. Tayip Erdoğan'a bakalım yukarıdaki kriterlere ne kadar uyuyor.

İster çok uysun, isterse az.. Ancak şu bir gerçek; Sn. Başbakan bu kriterlere en fazla uyan birisi olmalı ki bu kadar uzun zamandır hala doruktaki liderliğini sürdürüyor.

Geriden gelenlere gelince; uzun zamandır partisinin başında liderlik mücadelesi veren, ancak geçen süre içinde bunu pek becerememiş olanlar hariç (çünkü onlar artık birer umutsuz vaka) sözüm yeni lider adaylarına..

Onlar genç birer lider olarak bir adım öne geçtiklerinde umut ışığı yaratmış, heyecana yol açmışlardı.

Ama gel gör ki attıkları o bir adımla kaldılar, ikincisi gelmedi.. Hatta geri döndüler.. Hem de çok gerilere..

Örneğin;

Mustafa Sarıgül.. Abdüllattif Şener.. Numan Kurtulmuş..

Sn. Sarıgül'ü hep birlikte gördük. Lider olmaya kalktı, peşine bazı insanları taktı, harekete geçti, partisini kurdurdu. Herkes partinin başına geçip Genel Başkanlık yapmasını beklerken, aniden vazgeçti, kendisine güvenenleri yarı yolda bıraktı.

Bu kişi mi lider olacaktı da liderlik yapacaktı bu millete..

Sn. Abdüllatif Şener'e gelince.. Hatırlarsanız Sn. Şener, Ak Parti'de muhalefet bayrağını açmasına rağmen 2007 seçimlerinde aday listesine konulmadığını görene kadar istifa edip AK Parti'yi terk etmemişti. Bu da aynen şöyle algılandı; eğer milletvekili listesine konulsaydı Şener hala AK Partili idi.

Sarıgül için kullandığım soruyu Sn. Şener için de soruyorum: Bu kişi mi lider olacaktı da liderlik yapacaktı bu millete..

Sn. Numan Kurtulmuş hemşerimiz. Bizdeki yeri tabi ki farklı.. Kendisine karşı duygusallığımız var. Ancak bizim kendisine karşı olan duygularımız Sn. Kurtulmuş'un lider olması için neyi ne kadar ifade edebilir ki?

Kendisini bilgi, ilim-irfan konusunda bir hayli yetiştirmiş, iyi bir aile geleneği ve terbiyesi almış, yüzü sıcak Numan Kurtulmuş acaba ne kadar feraset, dirayet, kabiliyet ve cesaret sahibi birisi?

Ben kendisiyle olarak ilgili bir yazımda; “Sn. Kurtulmuş'u genç bir lider adayı olarak Türkiye'de birçok kesim ilgiyle izliyor. Bundan sonra ettiği laf, yaptığı iş, yola çıktığı arkadaşları, her şeyi büyüteç altında. Umarım hata yapmaz” demiştim.

Ancak gel gör ki Sn. Kurtulmuş bugün siyasette geldiği noktada; başlangıçta Başbakan Sn. Erdoğan'ın kendisini AK Parti'ye davet ettiği, ardından da Saadet Partisi Genel Başkanlığı'na getirildiği seviyenin çok gerisinde.

Hem öyle gerisinde ki, bugün yeni kurduğu partisinde bir zamanlar 28 Şubat sürecinde aktif rol alan kişilerle yola çıkması bunun en açık göstergesi.

Sn. Numan Kurtulmuş bu ülkeyi, bu milleti 28 Şubatçılarla, darbecilerle, vesayetçilerle bir olup yönetmek üzere mi lider oldu?

Eğer öyleyse, hiç zahmet etmesin.. Yormasın kendisini.

Dediğim gibi bu milletin gen ve ruh tarlası yeni lider yetiştiren topraktan mahrum maalesef.

Çare..

Çare; tarlanın toprağını tahlil edip genlerde ve ruhlardaki eksik neyse yerine koymak..

Var mı başka çaresi?



Bu Haber 2574 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI