21 Ocak 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Umarım bu sefer yanlış yapılmaz..
musakiroglu@mynet.com

Dünkü gazetemizde bir haber vardı. Ünye Fenerbahçeliler Derneği ile Halkbank Ünye Şubesi ilköğretim öğrencilerine verilmek üzere giysi ve kitap yardımında bulunmuşlar.

 

 

Habere göre, yapılan bu yardım durumu yetersiz aile çocukları için değil de derslerinde başarılı olan çocuklara verilmesi için yapılmış.

 

 

Ayrıca yardımı yapanlar, okullara gidip öğrencilerle resim çektirip şov yapmak yerine yardım paketlerini İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne teslim etmişler.

 

 

Milli Eğitim Müdürlüğü de başarılı olan öğrencilere bu yardımları teslim edecekmiş.

 

 

Haberi okuyunca, riyakarca yapılan ve şova dönüştürülen önceki yardımların aksine bu yardımın okullara değil de Milli Eğitim Müdürlüğü'ne teslim edilmesine sevindim.

 

 

Ancak bir şey kafamı karıştırdı. Haberde deniyordu ki; “Bu yardım başarılı çocuklar için düşünüldü, onlara verilecek.”

 

 

Şimdi soruyorum; eğer bunun adı yardımsa bu kitap ve giysiler başarılı çocuklara değil de yardıma ihtiyacı olan çocuklara verilmez mi?

 

 

Hayır, öyle değil de amaç başarılı çocukları ödüllendirmek, onların başarısını teşvik etmekse bunun adı yardım değil de hediye vermek olmaz mı?

 

 

Ne yapılmak istendi? Yapılan şey yardım mıdır, hediye vermek mi..?

 

 

Eğer yardımsa, biliyorsunuz Milli Eğitim Bakanlığı uyardı. Ben de bu köşemde önceki gün yayınladım, yardım paketleri okullarda dağıtılmayacak. Sessiz sedasız yardım edilen öğrencilerin evine gönderilecek.

 

 

Umarım yanlış yapılmaz.. 

 

**************     **************

 

Yardımın gizli yapılması ile ilgili bizzat başımdan geçen bir olayı bugün artık geçmişte kalan bir hatıra olarak siz okurlarımla paylaşmak istedim.

 

 

Sanırım 1995 yılıydı.. O sıradaki işim olan toptan gıda mağazamdaki büroma çok saydığım üç büyüğüm geldi. Buyur ettim, oturttum.

 

 

Sebebi ziyaretlerini açan bu üç büyüğüm; Ünye İmam Hatip Lisesi'nde başarılı ancak, durumu zayıf öğrencilere verilmek üzere yardım topladıklarını söylediler.

 

 

Ben de çıkarttım bir miktar yardımda bulundum.

 

 

Teşekkür ettiler. Hatta o ana kadar en çok yardımı benim yaptığımı belirterek, özellikle teşekkür ettiklerini ifade ettiler. 

 

 

Ancak; kendilerinden bir ricamın olduğunu, yardımın gizli yapılması gerektiği terbiyemden hareketle, adımın hiçbir şekilde ifade edilmemesini rica ettim.

 

 

Tamam dediler, çıktılar.

 

 

İki gün sonra İmam Hatip Lisesi'nde görev yapan bir öğretmen arkadaşım geldi; bana öyle bir çıkıştı ki; Bakın aklımda kaldığı kadarıyla neler dedi: “Musa Bey, İmam Hatip'teki yardıma muhtaç başarılı çocuklar için hem yardım yapıyorsun. Hem de yaptığın yardımdan korkuyor, adını gizliyorsun.. Madem korkuyorsun o halde niye yardım yapıyorsun ki..?”

 

 

Öğretmen arkadaşa; “Sen benim yardım yaptığımı nerden duydun?” diye sordum.

 

 

Öğretmenler odasında konuşulduğunu, herkesin beni ayıpladığını söyledi.

 

 

Duyduklarım karşısında kaskatı kesilmiş, taş gibi olmuştum.

 

 

Bir süre sonra arkadaşa; “Sana çok teşekkür ederim. İyi ki haber verdin. Ben yardım için gelenlere, yardımın gizli yapılması gerektiği terbiyemden hareketle adımın açığa verilmemesini, gizlenmesini rica etmiştim. Ama maalesef öyle olmamış, kaldı ki konu çok kötü taraflara çekilmiş. Çok üzüldüm.. O saygıda kusur etmediğim, yolda gördüğümde önümü iliklediğim büyüklerim bana bunu yapmayacaklardı” dedim.

 

 

Bunu duyunca arkadaşım da çok üzüldü; “Ben durumu okulda arkadaşlarıma açıklarım, sen merak etme” dedi.

 

 

Bugün hala saygıda kusur etmemeye çalıştığım o büyüklerim hayattalar, Allah selamet versin.

 

 

Ancak, bu yanlış anlama ya da yanlış anlatmadan hareketle gelip bana hiçbir açıklama yapmadılar.

 

 

Ne yapalım, bu dünyada her şeyi çözmeye gücümüz yetmiyor. Bazılarını da Allah'a havale ediyoruz, öyle değil mi?



Bu Haber 2185 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI