11 Haziran 2011 Pazar
ARİF TAKICI
Anlaşılmak
atakici52@hotmail.com

Bir ilköğretim müdürü dostum anlatmıştı. Anne-babası doktor olan bir öğrencinin kendini ifade etme sorunu olduğundan, öğrencinin bir şeyi anlatırken yüksek sesle ve karşısındakini çekiştirerek anlatmasından dolayı okul müdürü dostum çocuğun babasını görüşme yapmak üzere okula çağırmışâ€¦ Tabi tecrübeli okul müdürü çocuğun sorununun nereden kaynaklandığını tahmin edebiliyormuş.  Müdür Bey sormuşâ€¦ “Doktor bey, çocuğunuz kendisini ifade etmekte sorun yaşıyor.  Çocuğunuz konuşurken karşısındakinin kendisini dinlemediği duygusuna kapılıp, ilgi ve dikkat çekmek için sesini yükseltiyor ve çekiştiriyor. Sanırım çocuğunuza gerektiği kadar vakit ayıramıyorsunuz, yanılıyor muyum?”  

Doktor bey de demiş ki; “Hocam hiçbir şeyini eksik etmiyor,  her türlü imkAnı seferber ediyoruz kendisine.”

Okul Müdürü ise; “Doktor bey çocuğunuzun ilgi eksikliğinin olduğunu düşünüyorum, onunla arada bir oyun oynayın, konuşun, onu ‘'sevdiğinizi hissettirin'' demiş.

Doktorun cevabı “İyi ama hocam, çocuğun bakıcısı var…. Biz karı koca doktoruz, hastanede mesai bitince muayenehaneye koşuyor geç vakitlere kadar çalışıyoruz… Onlar için istikbal hazırlıyor, para kazanıyoruz. Eve yorgun argın geldiğimizde de vallahi pek vaktimiz kalmıyor.”

  Müdür Bey'in buna cevabı; “Doktor bey, onlar için parayı biraz daha az kazanın, ama çocuğunuzu tez elden kazanın. Siz hele çocuğunuza ilgi gösterip onu kazanın, onlar daha sonra para ve istikbali kazanırlar… Aksi takdirde,  çocuğunuzu kaybettiğinizde, sizin ‘çocuğum için kazanıyorum' dediğiniz paranız on para etmez! 

Değerli okurlarım, aslında yukarıda anlattıklarımdan hepimizin alacağı bir ders var!  Bu sabah dolmuşla işyerime giderken, ön koltukta annesinin kucağında oturan çocuk annesine bir şeyler anlatmaya çalışıyor, fakat annesi ilgisiz bir ses üslubuyla hı hı, diye isteksiz karşılıklar veriyordu. Ama çocuk bu sönük ilgiden tatmin olmadığı için ısrarını sürdürüyordu… Ancak anne bu ısrarlı sorulardan pek hoşlanmadı ve sert bir komutla susmasını istedi… Çocuk mahcup bir yüz ifadesiyle sustu… Böylece adam yerine konulmayıp mahzun olan çocuklar ordusuna bir üye daha katıldı. 

“Adam yerine konulmadan büyüyen bireylerin sayısının artması, ülkenin gelişmesine matuf ekseninde ne gibi negatif katmanlar oluşturur?” derseniz, sadece bunun için bir kitap yazmam gerektiğini söylemeliyim! 

Böyle olmakla beraber, meseleyi birkaç cümle ile özetlememin lüzumlu olduğunu düşünüyorum… Adam yerine konmadan, ilgi ve sevgiden  yeterince ruhu gıda almadan ve karışık duygu türbülansında büyütülen gençlerin, o kof bırakılan ruhlarında tiken ve ısırganlar büyüyor… Sonra ya maddenin ve maddeyi temin edenlerin tuzağına düşüyor koca bir hayat kısa sürede yok oluyor… Ya da çelimsiz ve kronikleşen; yani müzminleşen, yani çapsız ufuksuz ve mat bir hayatın girdabında, o da başkalarını adam yerine koymadan sosyal ve meslek yaşamını sorunlar yumağı içerisinde debelenerek devam ettiriyor.

Belki sevgi ve ilgi cimrisi olmanıza rağmen çocuğunuzu çok paralar harcayarak pahalı dershanelere gönderebilir, özel öğretmenlerden ders aldırabilir, ücreti şu kadar dolarla ifade edilen özel okullarda okutabilir, en ünlü üniversitelerden diplomasını almasını sağlayabilirsiniz. Bütün bunlar, çocuğunuz madde bağımlısı olmadan şükür ki gerçekleşti diyelim… Peki; adam yerine konmadan, tüm bu maddi zenginliklere rağmen ‘' sevgi fakiri'' olarak yetişen çocuğunuz  iyi ve sağlıklı birey olabilir mi? Yoksa binlerce ruh hastasından biri olan, karşısındakini dikkatli dinlemeyen,  karşısındakini adam yerine koymayıp azarlayan, çabuk kızan, insanlarla sağlıklı iletişim kuramayan, o yaldızlı diplomasına rağmen sağlıksız biri mi olur?

Hadi, televizyon ve diğer faaliyetlerimizi kapatıp, çocuğumuza sarılalım ve seni seviyorum yavrum diyelim, onunla sohbet edelim. Bunu arada bir yapalım olmaz mı?

 

 



Bu Haber 1862 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : değerlerimiz Tarih : 17 Haziran 2011 / Pazar Üye Adı :İsa SARI
Sayın Takıcı. Sizin bu makalenizi okuyunca yıllar önce okuduğun bir yazı hatırıma geldi. Amerika da bir holding sahibi ve yönetim kurulu başkanı olan bir zat, bir Cumartesi günü evinin bahçesinde aile bireyleri ve torunuyla birlikte oturmaktayken, Ticari bir iş görüşmesi yapmak üzere heyet halinde Japon iş adamları gelmiştir. Evin hizmetkarı bahçye gelerek durumu bildirir. Holding sahibi İş görüşmesi yapmak üzere gelen Japon heyetine şu haberi gönderir. Kendileri zahmet edip burayakadar geldiler ancak bu gün müsait değilim. Zira Torunuma verilmiş sözüm var. Bu gün onu çocuk bahçesine, lunapark'a gezmeye götürmesi gerektiğini bildirir. Evin hizmetkarı bu haberi iletir.Japon heyetinin yetkilisi, anlmak mümkün değil, yapacağımız ticari faaliyet ve ekonomik değeri büyük olan bu görüşmenin iptaline neden olan durum bu mudur. Hayret doğrusu diye tepki gösteriri. Bu durum sonucunda Amerikan holding sahibi Japon iş adamları heyetine hitaben şu konuşmayı yapar. Değerli Dostlarım; Amerika'ın öemli büyük şirketlerinden olan bu Holdingin gelecekte yönetim Kurulu Başkanı olacak olan bu yavrucağa nasıl yalan söyler onu nasıl aldatabilirim. Sizlerle yapacağım görüşme önemli ancak, bu yavru daha önemlidir.Bu kıymeti bir daha bulamam, ancak sizlerle yapacağım görüşme sonucu elde edeceğim değerleri bir başka zamanda elde edebilirim.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI