27 Şubat 2009 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Ben bu havaları hiç sevmem, korkarım...
Hollanda’da Türk uçağı düştü. Düştü mü, yoksa zorunlu iniş mi yaptı, şimdilik muamma… Her neyse… Yalnız 134 kişinin ölebileceği büyük bir facia, dokuz ölümlü küçük bir facia olarak atlatıldı…! Buna da şükür, demekten başka ne gelir elden…

Uçağın düştüğü gün sabah evden baktığımda hiç sevmediğim bir hava vardı dışarıda. Kapalı, yer yer koyu kirli bulutlarla kaplı gökyüzü, çok meymenetsiz görünüyordu insanın gözüne. Ben bu havaları uğursuz havalar olarak bilirim hep. Gökten aşağı kötü haberler yağar sanki… Korkarım…

Bugün de öyle, çok uğursuz, asık surat bir hava var dışarıda. Evde masamın başında çalışıyorum. Ama dışarıyı seyretmeyi çok sevdiğim penceremden bakmıyorum, kafamı cama çevirmiyorum. Yüzünü görmek istemiyorum bu havanın.

Ben oldum olası bu havayı sevmem. Ortaokul 1. sınıfta öğrenciydim. Sene sonu matematikten üçüncü, yani son yazılı sınavı olacağız. Bu dersten geçebilmem için sınavdan en az yedi (7) almalıydım. (O zaman notlar 10 üzerinden veriliyordu)

Aralıksız, kendimi yırtar, parçalarcasına matematik çalışıyordum. “Eyce” dediğimiz, rahmetli babaannem de halimi görüyor, “Oğlum bırak artık, dinlen, canından kıymetli mi şu gavurun dersi?” diyor, acıyor, hüzünleniyordu. Görüyordum onu, bazen de gözleri sulanıyor, sessizce ağlıyordu üstelik bu halime.

Gün geldi, sabah kalktım, hazırlandım, okula gideceğim. Eycem de her zamanki gibi,  erkenden kalkmış, beni izliyordu. Tam çıkacakken, “Oğlum, sabah, namazdan sonra çok dua ettim sana. İnşallah geçersin de gelirsin” dedi.

Ben evden çıktım. Hava kapalı… Aynen dünkü ve bugünkü hava gibi… Asık surat, uğursuz bir yüzü var. Gittim, okulda sınava girdim. Sorular tabiri caizse “kazık”. Dört sorudan ancak bir tanesini yapabiliyordum. Halbuki, geçebilmem için en az üç soru yapmam gerekiyordu. Üzüldüm, hocaya kızdım, öfkelendim. Cevaplayabileceğim o bir soruyu da bırakıp, yazılı kağıdını götürüp hocaya bomboş teslim ettim.

Hoca kağıda baktı, kafasını kaldırdı, ancak yüzüme hiç bakmadan, “Çaktın, öyle mi?” dedi. Bu söz karşısında içim öyle acıdı ki. Sanki paslı bir çivi gibi saplanmıştı bedenime.

O sırada Hoca'nın yüzüne baktım. Matematik Öğretmenimiz Nuri Saraç'ın yüzüydü bu yüz. Sarı saçlı, sarı yüzlü Hoca gitmiş, aynen o günkü hava gibi, kirli koyu renkte bir Nuri Saraç yüzü gelmişti. Korkutmuştu bu yüz beni. Daha sonra, bazı geceler beni korkudan uyandıran rüyalarıma bile girecekti bu yüz.

Eve geldim, Eycem çıktı önüme, “Nooldu oğlum, geçtin mi dersini?” dedi. “Duayı niye az ettin Eyce, bak işte geçemedim” dedim.

Bana şöyle iyice baktı, sanki birkaç saniye derinlere daldı. “Bak oğlum. Sabah kalktığımda bu havayı görünce, bugün de uğursuz bir gün, dedim. Sen geldin aklıma, inşallah oğluma bir uğursuzluğu dokunmaz, diye düşündüm. Ama dokundu bak” dedi.

Ben biraz da çocuk aklımla, Eycem'in ne dediğini anlayamamış, “Havayla ne alakası var ki?” demiştim. O da, “Var oğlum, var. Hiç olmaz mı? Ben hep denedim, böyle kirli, puslu, ruhsuz hava uğursuzluk getiriyor. Kötü haber getiriyor” dedi.

Kafamı kaldırdım, havaya baktım. Bulutları süzüyordum. O anda Matematik Öğretmenimiz Nuri Saraç'ın yüzünü gördüm sanki bulutların arasında. Sonra matematikten tek derse kaldığımı hatırladım… “Çok haklısın Eyce” dedim.

Ta o zamanlar, daha 12 yaşımdayken “Lanet olsun böyle havaya” demiştim. O gün bu gündür sevmem bu havayı. Yere batsın kirli koyu bulutları, asık suratı. Ruhumu daraltıyor, korkutuyor beni…



Bu Haber 1634 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : İstikrar Tarih : 27 Şubat 2009 / Pazar Üye Adı :yavuz halıcı
Ne zamandır aklımdadır. Yazmak şimdiye kısmet oldu.. Köşe yazarları içinde en güncel ve istikrarlı yazan sizsiniz. Bir de rahmetli Rıfat Bey vardı. Yaşar Bey ve İrfan Bey araştırma yazısı yazdıkları için onlarınki doğal .. ama diğer yazarlarımızın daha çok mesai harcamaları gerek sanırım.. veya gönüllü yazarlarla gazetenizi zenginleştirmeniz güzel olur.. Çünkü bilirsiniz, bir gazete için köşe yazarları önemlidir.
Başlık : Bahar geliyor Tarih : 27 Şubat 2009 / Pazar Üye Adı :yavuz halıcı
Musa Amca, anlaşılan sizin iyice içiniz sıkılmış. Umarım Ünye'nin havası da sizin havanız da aydınlanır. İstanbulda günlerdir çise şeklinde yağıyor.. yerler her daim ıslak.. artık içimiz iyice daraldı. birde bu işsizlik ve yapacak birşeyin olmamasının getirdiği sıkıntı eklenince iyice bunaldık. Ama bahar geliyor, inşallah havalar gibi bizim içimizde ısınacak..
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI