12 Kasım 2011 Pazar
ARİF TAKICI
Firavun olmak
atakici 52 @ Hotmail. com

Mısır Firavun'larının ve Nemrut'un inançsızlık ve despotlukla kaim hayatları, isimleri, aynı versiyonda olup başka zamanlarda yaşayan zulmün temsilcilerine de uygun görülmüştür çoğunlukla.

Bütün zalimlerin ortak yanları ise; akıbetlerinin hüsranla son bulmasıdır. Bakın tarihe; Ebu Cehil, Nemrut, Karun, Firavun, İdi Amin, Çavuşeşku, Saddam, Hüsnü Mübarek, Kaddafi ve benzer birçok kibir sahibi ve nefsine mağlup olmuş kişiler, daha bu dünyada iken helak olarak cezalarını çekmişler ve insanlığın nefretle andığı şahıslar olarak tarihin çöplüğündeki yerlerini almışlardır.

En son, mahkemeye bile çıkarılmadan farelerin cirit attığı lağım borusunda katledilen Muammer Kaddafi'nin hayatından ibret verici bir kesit paylaşmak istiyorum sizinle. Kaddafi, Kral İdris'i askeri darbe ile devirdikten sonra, ilk yaptıkları devrim komite konseyi toplantısında darbeci subay arkadaşlarına der ki, ‘Siz hepiniz geri zekAlısınız!' Tabi salonda buz gibi bir hava eser, herkes şaşkındır. Kaddafi komuta konseyini dışarıya çıkarır, ellerine içerisinde fare olan birer kAğıt torba verdirir, sonra da der ki, ‘Şimdi bu torbalarla karşıya gidip gelin!' Tabi ki başarılı olamazlar, çünkü fareler torbaları delerek hoplayıp kaçarlar. Sonra, Kaddafi içinde fare olan kAğıt torba ile karşıya gidip gelir, ama onun torbasından fare atlayamamış, hala torbada durmaktadır. Çünkü Kaddafi torbayı sürekli hızla sallayarak yürüdüğü için farenin başı dönmüş, böylece torbayı delmeye fırsat bulamamıştır. Kaddafi, torbayı içindeki fareyle birlikte savurup attıktan sonra dönüp devrim subaylarına derki,  ‘Size geri zekAlı olduğunuzu söylemiştim… Elinizdeki fareye bile hükmedemediniz. Onun için; sizin hiçbirinizden lider olmaz, lider benim! Benim torbamdaki fareler neden torbayı yırtıp kaçamadılar? Çünkü onlara fırsat vermedim, torbayı sürekli sallayarak başlarını döndürdüm. İşte Libya halkını da böyle yöneteceğiz, hamle yaptıklarında başlarını döndürerek muhalefet yapmalarına fırsat vermeyeceğiz!'

Değerli okuyucularım, sonra ne olduğunu hep beraber izledik… Halkını 42 yıl önce fare yerine koyan Kaddafi'nin hayatı, farelerin cirit attığı kanalizasyon borusunun içerisinde hazin bir şekilde son buldu. Onu katledenlerin yaptıklarını tasvip etmek mümkün değil… Ama başına gelende bir hikmeti ilahidir! 

Firavunluk, yani despotluk, sadece tarihten bildiğimiz kibir ve zalim kişilerden müteşekkil değildir. Firavunluk aslında hepimizin nefsinde mahfuzdur… Biz nefsimize hAkim olabildiğimiz sürece aynı zamanda içimizdeki nemrutluğa ve firavunluğa da kelepçe vurmuş oluruz. 

Bir gün Hazreti Ömer'in oğlu Abdullah'a derler ki, ‘Ne durursun, baban koskoca halife Ömer sırtında yük taşıyor.'

Abdullah babasını bulur ve ona derki, ‘Babacığım sen bir halifesin, neden sırtında yük taşırsın? Sana kadar bu yükü taşıyacak kimse yok mudur?'

 Hazreti Ömer şöyle cevap verir:  ‘Kendimi biraz kibirlenmiş gibi hissettim, onun için nefsime ceza veriyor, nefsimi terbiye ediyorum!'   Her gün kendisine ölümü hatırlatsın diye birisini görevlendiren de yine Hz. Ömer'di. 

Burnundan kıl aldırmayan nice yöneticiler, mevki ve servet sahibi insanlar vardır kibirlik taslayan… Ama gelin görün ki sonları hiç hayırla anılan fanilerden olmazlar!        Şimdi buyurun, Yunusun sözlerine kulak verelim!

İNCİTME GÖNÜL: Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül. Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül. Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek. Kibirle yürüyerek, yolu incitme gönül. Mevla verince azma, geri alınca kızma. Tüten ocağı bozma, külü incitme gönül. Dokunur gayretine, karışma hikmetine. Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül. Sevmekten geri kalma, yapan ol, yıkan olma. Sevene diken olma, gülü incitme gönül. Konuşmak bize mahsus, olsa da bir güzel süs. Ya hayır de, ya da sus, dili incitme gönül.

 

 



Bu Haber 1612 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI