24 Aralık 2011 Pazar
ARİF TAKICI
Nezaket ve muaşeret
atakici52@hotmail.com

İnsanlar için toplu yaşamanın bir zaruret olduğunu, keza cemiyetleşmeyi mümkün kılan kuralların önemini ve de münasebetlerin devamı için ince ve yeterli bir dikkatin gerekli olduğunu şüphesiz çoğunluk kabul eder.

Bir düşünür konuya dair şöyle bir açıklama yapar: Kışın soğuğundan korunmak isteyen kirpiler ısınmak için birbirlerine sokuluyorlar biraz sonra, batan dikenlerinin ızdırabı ile tekrar uzaklaşıyorlar. Üşüyünce sokulan, sokulunca da canları yanıp uzaklaşmak zorunda kalan kirpiler nihayet, aralarındaki mesafeyi ayarlayarak bu sıkıntı ve bocalamayı önlüyorlar. 

İnsan içtimai sosyal bir varlıktır. O tek olarak yaşama gelişme imkAnlarından mahrum, bütün güç ve yeteneklerini, gelişme yükselme şansını, içinde yaşadığı toplumdan, yetenek, içtitimailik sosyal olma vasfından alan bir varlıktır. Ancak, unutulmaması gereken şey; insanoğlunun da kirpiler gibi iki yönlü oluşudur. İnsanda süfli ve ulvi, yani bir başka deyişle şeytani ve rahmani, negatif ve pozitif iki tabiat mevcuttur. Et, kemik ve kandan oluşan alt yapısı, süfli ve hayvani tabiatı; bencil ve nefsanî kapris ve davranışlarının saiki olarak, hemcinslerini nefret ve tiksinti ile uzaklaşmaya zorlarken, içtimailik sıfatı, ruhi oluşu, üst ve ulvi yapısı da onu, feragat ve fazilete, yardımlaşmaya,  dolayısıyla cemiyetleşmeye mecbur eder.

İşte varlık Alemine ayak bastığı günden beri insanoğlunun en önemli konusu… Hilkatine ezelde yerleştirilen bu zıtlığı, bu aykırılığı en uygun şekilde hayatına uyarlayarak, hayatının idamesi için kesin bir zaruret ifade eden cemiyetin varlığına yol ve imkAn verme, toplum hayatını devam ettirebilme endişesi oluştur. Bu büyük problemin halli için yaratıcısı tarafından ona elçiler, terbiyeciler, kitaplar gönderilmiş, ulvi gücünü terfi için dinler ona rehber olsun diye, peygamberler aracılığıyla tebliğ edilmiştir.

MUAŞERET: İnsanlarla geçinmek. Yapıcı ve yararlı münasebetler kurmak. Aile ve toplum içindeki ilişkileri en güzel şekilde sürdürmek. Keza, cemiyetin devamı için gerekli huzur ve barışa, her türlü ve hayra yardımcı ve vesile olma ahlakı ve alışkanlığıdır. Bunu bütün incelik ve güzellikleriyle öğrenip uygulamaya Hüsnü Muaşeret diyoruz. Hüsnü muaşeret ve iyi münasebetin bilgi ve kurallarını öğrenmek, istisnasız olarak, her yer ve zamanda tatbik etmek en kutsal görevlerimizden ve de insanlığımızın gereklerindendir. Nezaket ve muaşeret ahlakın incesi ve edebin güzeli keza, İslam'ın da en belirgin gayesidir. Nitekim Büyük Peygamber: Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim buyurmuşlardır. Kendisinde adabı muaşeret ( edep ve nezaket bulunmayanda) hayır yoktur. Keza; İslam güzel huy ve üstün ahlaktan ibarettir, buyrulmuştur. Evet, nezaket ve muaşeret ayniyle ahlaki kemal ve üstün edep demektir. Bunların bilgisi ise insanoğlunu hayata hazırlayan, onun kemaline hizmet eden, onun için saadet ve şerefin gerçek vesilesi, mesut ve başarılı bir hayatın altın değerindeki manzumeleridir.

İnsanları kazanan her şeyi kazanır: İnsanlar ise ihsanın kölesi, iltifatın esiridir. En büyük ihsan hüsnü muaşeret, en geçerli iltifat edep ve nezaketiyle kişiye insanlığının hazzını duyurabilmektir. Meşhur sözdür: Ademoğlunun eti yenmez, derisi giyilmez. …İnsan sadece hayır ve hasenatı, hüsnü muaşeret ve güzel münasebeti ile bir hoş seda bırakır bu fani kubbede. Allah hepimize böyle insanlardan olmayı nasip etsin.

Saygılarımla. Yeşilay arşivinden yararlandım.

 

 



Bu Haber 1575 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI