28 Ocak 2012 Pazar
ARİF TAKICI
Güle Güle Kahraman
ataki52@hotmail.com

O iyi bir hukukçuydu, mücahitti, diplomattı, siyasetçiydi, liderdi, Devlet Başkanıydı, ailesine düşkün bir babaydı…Ama  tüm bu üstün meziyetlerin yanı sıra, O bir KAHRAMANDI!!!

Kısa bir süre önce Yaradan'ına kavuşan Rauf Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs'ın Baf bölgesinde doğdu. Bir buçuk yaşında annesini kaybetti. Babası Raif Bey, adayı İngiltere genel Valisinin idare ettiği zamanlarda tanınmış bir hAkimdi. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütüldü. 1930 yılında eğitim için İstanbul'a geldi, ilköğretimi burada okudu, kalan tahsiline Lefkoşa'da davam etti. Hukuk Fakültesini İngiltere'de bitirdi. 1949 yılında Kıbrıs'ta savcılık yapmaya başladı. Aynı yıl Aydın hanımla evlendi. İleriki yıllarda, İngiliz idaresinin ısrarına rağmen, savcılıktan istifa etti. O1- 08- 1958 tarihinde ( TMT) Türk Mukavemet Teşkilatını kurdu… Aynı yıl, Rum tedhişçiler Türk köylerine saldırınca, Fazıl Küçük ile birlikte Türkiye'ye gelerek, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüştü, Kıbrıs'a asker istedi. 16 ağustos 1960'da, garantör antlaşması gereği, sürekli kalmak üzere Magosa'ya 650 kişilik Türk Alayı ayakbastı.  1960 yılında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin yapılanmasında görev aldı.  1964 yılında Makarios tarafından istenmeyen adam ilan edildi. Sonra Türkiye'ye geldi, mücadelesini bir süre anavatandan sürdürdü. 1967 yılında adaya gizlice girerken tutuklandı, ancak yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye teslim edildi… 1968 yılında Adaya giriş yasağı kaldırıldı ve adaya döndü. 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığına seçildi,  ayrıca Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini oldu. Makarios ise Cumhurbaşkanı idi.   20 Temmuz harekAtıyla Adada düzen bütünü ile değişti, Ada ikiye bölündü, mübadele yöntemi ile Adanın % 35'şine Türkler, % 65'şine Rumlar yerleşti. Rauf Denktaş, 13 Şubat 1975 ‘de Kıbrıs Türk Federe Devletinin kuruluşu ile Devlet ve Meclis Başkanı oldu.  Devlet Başkanlığı görevi 2005 yılına kadar devam etti. 17 Nisan 2005'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmadı, görevi Talat'a devretti. O bir kahramandı ama her fani gibi onun da negatif değerlendirilen ve eleştirilen tarafları vardı: Bu eleştiriler nelerdi?                                                     

Abdullah Gül Dışişleri Bakanı iken Denktaş Kıbrıs'ta imam hatip okulu açılmasına izin vermemişti. Kıbrıs'ta Üniversitelerde ilahiyat bölümü açtırmadı. Kuran kurslarına karşı çıktı. Onun zamanında Kıbrıs kumarhaneler bölgesi oldu. Çözümsüzlüğü dayatan lider olarak görüldü. Kıbrıs ta hala İngiltere de olduğu gibi trafik soldan işliyordu… Bunlar rahmetli Denktaş için yapılan eleştirilerdi! 

Ancak, ben Denktaş'ın vatanı için yaptıklarının, negatif olarak değerlendirilenlerden fazla olduğuna inanıyorum! Ada şayet Enosis siyaseti paralelinde Yunanistan'a ilhak edilmediyse, Türk toplumunun varlığı ve direnişi adada şuurlu bir mücadeleyle bu günlere intikal ettiyse, bunda şüphesiz Denktaş'ın çok büyük katkısı vardır.

Doktor Fazıl Küçük ve Denktaş, Ada da Türklüğün varoluş destanıdır. Rauf Denktaş'ın hayatının en mutlu ve (ilginçtir) ıstıraplı anı, 20 Temmuz 1974 sabahı Türk askerinin Adaya çıkarma yapacağı saatlerdir. Olay şöyle cereyan etmiştir: Ecevit Denktaş'a 20 Temmuz sabahı belirlenen saatte bayrak radyosundan harekAtın başladığını ilan etmesini söyler. Fakat ilginç bir şey oldu; Denktaş aradaki saat farkını unuttu, harekAtın başladığını radyodan bir saat önce müjdeledi. O sırada Rum radyoları Türkçe olarak, bekledim de gelmedin halimi hiç sormadın şarkısını çalıyordu. Denktaş ilanı erken vermiş olduğunu, gaf yapmış olduğunu anlamıştı ama sıkıntıdan ter içinde kalmıştı ve o saatleri de hayatının en ıstırap verici anı olarak defterine kaydetti. Çünkü telefonlar kilitlenmişti, gerek Türkiye'den, gerekse Kıbrıs içinden telefon yağıyor, o telefonlara laf anlatmak içinden çıkılmaz bir hal alıyordu… Neyse nihayet Türk askeri adaya çıkarma başlattı, Denktaş sevinçten havaya zıplıyor, arkadaşlarına sarılıyor, yağmur gibi indiler, en mutlu günüm, bu gün benim bayramım diyordu.

Çok çetin geçen Cenevre Görüşmelerine Rum toplumu lideri Glafkos Klerides ve Denktaş'ta katılmıştı… İkisi okul arkadaşıydılar ve birbirilerine isimleri ile hitap ediyorlardı. İngiltere, Yunanistan ve Türkiye temsilcilerinin müzakerelerdeki sert tartışmaları sırasında verilen kısa molada, Denktaş ve Klerides, yani iki düşman birlikte bir şeyler içmeye gittiler. Klerides dedi ki: Rauf sizinkilerin yaptıkları da fazla doğrusu, işgal altındaki Rum köylerinden kadınları toplamışlar, iki hafta sonra ancak Lefkoşa'da bıraktılar. Denktaş gülmeye başladı: Yahu şu Türk askerlerinin büyüklüğünü görüyor musun? Kadınlarınızı topluyor ve kendi bölgesinde alıkoyacağına, yine sizin erkeklerinize iade ediyor. Ne büyüklüktür bu be kardeşim. Klerides- yarın bana ne getireceksin? Denktaş- yarın olsun görürsün. Klerides- Rauf durum oldukça ciddi, benim bu konferansı kabul etmem imkAnsız. Denktaş- bu akşam yapılan konuşmaları iyice bir değerlendir, yarın konuşuruz. 

Yerim dar, Rauf Denktaş'ın hayatından küçük bir kesit sundum. Onun hayatının Kıbrıs için mücadele ile geçen kısmı bir destandır ve ciltler dolusu yazı çıkar Kahraman Rauf Denktaş'ın ülkesi için ortaya koyduğu hayatından. Allahın rahmeti üzerine olsun yüce insan! Benim Kıbrıs harekAtında çektiğim bütün sıkıntılar helal olsun sana ve yüce Türk milletine. Sende hakkını helal et. Allahın rahmeti üzerine olsun.

 

 

 



Bu Haber 1644 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI