21 Nisan 2012 Pazar
ARİF TAKICI
Turizm
atakici52@hotmail.com

Turizm hususu ile ilgili olarak turizm haftası kapsamında yapılan etkinlikler her yıl olduğu gibi bu yılda yapılmaktadır. Ülkemizin Dünya Turizminde ortaya koyduğu gelişme, olması gereken ölçekte olmasa dahi, mevcut potansiyeli ile kayda değer görülmelidir. Tarihi hazinelerimizin talan edilmesi ise hala devam etmekte olup, bu konuda ki caydırıcı olması gereken yasal düzenlemeler, ne hikmetse bir türlü caydıramamaktadır.  Diğer yandan,  Ege ve Akdeniz sahillerinde ki tarihi ve turistlik yerlerde ve iç bölgelerde ki tarihi mekAnlarda bulunan tesisler, gelir düzeyi düşük kesimler için,  sonbahar sonlarında müşteri potansiyellerinin düştüğü zaman diliminde daha ucuz tarife uygulasalar,  bu vatandaşlarımızın da yaş kemale ermeden şöyle gönülleri gözleri açılır, değilmi?  Yine dar gelirli vatandaşlarımızın bir şekilde gittikleri seyahatleri sırasında müzeleri gezmek istediklerinde,  maalesef pahalı gelmesi sebebiyle bu isteklerinden vazgeçmek zorunda kalıyorlar. Hemşerim Sayın Bakanımızın konuya dair hassasiyet gösterdiğini biliyorum… Bu itibarla, Sayın Turizm Bakanımızın,  Devlet tiyatroları ve müzelerden dar gelirli vatandaşlarımızın daha ucuz yararlanmaları yönünde gereği yapmalarının çok olumlu olacağını ve toplumda kaynaşma ve huzurun bina edilmesine de önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum!  Diğer  yandan, küresel ısınma dolayısı  Akdeniz ve Ege sahillerinde yazın aşırı sıcak baş göstermiş olup, bu ısınmanın giderek daha da fazlalaşacağı ve yaşlı turistlerin tatilerini daha serin bölgelerde geçirmeyi tercih edeceği  anlaşılmaktadır….Hani turizmden  bahsedildiğinde  bizim turiste sunacak neyimiz var diyerek,tarihi eser,  güneş ve  deniz  zenginliği bakımından kendimizi eksik görürdük ya…Artık  bu yakınmadan kurtulmak, bölgemizin turizmde geleceğin parlayan yıldızı olacağını düşünerek tedbirlerimizi bu gelişmelere göre almak,  bölgemiz için en akılcı yol olacaktır.  Bolaman Perşembe arası bakir kalmış o güzelim sahil, Turizm Bakanlığınca müteşebbislere verilecek destek ve öngörülen düzenlemelerle son derece çekici cazibe merkezi haline gelecektir.    Gerek şehir merkezlerimizde ki, gerekse köylerde bakımsız kalmış kale, mağara gibi tarihi eserlerimizin mutlaka tez elden restorasyonları yapılarak, ulaşım kolaylaştırılarak,  konaklama koşulları sağlanarak, tanıtım manasında bütün çalışmalar yapılarak, turizme elverişli hale getirilmelidir. Deniz ve güneşi geçin… Onlar zaten petrol geliri olan körfez ülkeleri tarafından bile çok iyi istifade edilen nimetler!  Biz bunca talandan sonra elimizde kalan tarihi eserlerimizi, kültürümüzü ve yaylalarımızı sunmak durumundayız, turistlere!  Bak göreceksiniz, Avrupalı yaşlı turistlerin yanı sıra, yaptıkları yatırımlarla petrolden sonra deniz ve güneşten de para kazanan Abudabi ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi körfez Ülkeleri bile, gelip bizim yaylalarımızda serinleyeceklerdir. Mesela Akkuş İlçemize gelen Araplar var, her yazın gelip kiraladıkları evlerde kalarak, üç ay gibi uzun bir zamanı Akkuşta geçiriyorlar. Sadece geçtiğimiz yaz gelemediler Suriye'den geçişler riskli olduğu için… Çünkü kendi araçlarıyla gelmek istiyorlar. İnanıyorum Kİ;    şayet yaylalarda yeterli derecede konaklama tesisleri yapar ve ulaşım sorununu da çözersek, yayla turizmini ekonomik getirisi yüksek potansiyel hale getirmek suretiyle, bölgemizin kalkınmasına can suyu verecek fırsatları da hayatla buluştururuz.  Tabi bunu ifade ederken önemle altını çizmek istediğim bir husus var… Şehirleşmelerde yaptığımız hataları lütfen yaylalarda yapmayalım… Yaylalarda ister turizm amaçlı, ister konut amaçlı olsun, lütfen inşa ettiğimiz binalarda pek çimento kullanmayalım, çarpık yapılaşmaya fırsat vermeyelim, cennet misali yaylalarımızı ruhsuz beton mezarlığı haline getirmeyelim!  Bu konuda Sayın Valilerimizin ve Kaymakamlarımızın azami dikkati göstermeleri,  Bakanlığımızın da bu hususu Ulusal bir mesele olarak telakki ederek, denetim mekanizmasını bu minval üzerine çalıştırması lazım geldiğini düşünüyorum. Yoksa çoğunlukla yaptığımız gibi, önlemlerimizi ve planlamalarımızı önceden değil de, atı alan Üsküdar'ı geçti misali iş işten geçtikten sonra almaya kalkışırsak, Sayın Turizm Bakanımızın Atatürk parkından baktığında gördüğü manzara karşısında, bu ne yağ? Diyerek yaşadığı şaşkınlığa benzer şaşkınlıkları hepimiz çokça yaşarız!  Diğer taraftan, Ünye de yapılan festivallerde bizim olan, yerel olan adetlerimizi,  oyunlarımızı, değerlerimizi, kültür mozaiğimizi daha öne çıkarmak gerekli diye düşünüyorum.  Bu işi orta çarşı grubu iyi beceriyor, orta çarşı grubuna destek vermek suretiyle bu faaliyetleri daha planlı ve Belediyenin destek verdiği bir ilklime sokmak lazım.  Yine, festivallerde yerel sanatçılara, yazarlara, yerel yazarların kitaplarının tanıtımına,  yerel medyaya, ozanlara, şairlere, el işi işlemelere, anıların anlatılmasına daha fazla önem vermek lazım. Artık Ünye de bir turizm Lisesi var, burada okuyan gönüllü öğrenciler Belediye halkla ilişkiler ve İlçe Turizm Müdürlüğü ile irtibatlı olarak yaz dönemlerinde turizm elçisi olarak görevlendirebilinirler. Böylece hem bu gençlerimiz yabancı dillerini ve tecrübelerini artırırlar, hem de turizm faaliyetlerinde hizmetin daha zengin bir denklemde yerine getirilmesine katkı yapmış olurlar… Bu sayede Yerel yönetimin ve Turizm Müdürlüğünün göreceği rahatlık da işin artısı olur. Bir diğer değinmek istediğim husus: İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim Şahin ve Milletvekilimiz Sayın Mustafa Hamarat'tın birer tarihi ev restore ettirerek Ünye'nin tarihi zenginliğine katkı sağlamaları, bu itibar ile de bu husus ile ilgili olarak öncü olmaları gerçekten kayda değer bir davranış olmuştur, bunu da kaydetmek gerek. Saygılarımla.



Bu Haber 1266 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI