28 Temmuz 2012 Pazar
ARİF TAKICI
Alkol
atakici52@hotmail.com

Alkol tüketim miktarının ülkeler arasındaki endeksinin hesaplanmasında alkollü içeceğin içendeki alkol miktarı baz alınıyor. Örneğin bir litre rakıdaki alkol miktarı 0,45 litre ( derecesi 45) 1 litre biradaki bira'daki miktarı derecesine göre 0,04- 0,08 litre derecesi 4–5) 1 litre şaraptaki alkol miktarı ise derecesine öre 0,11–0,20 litre derecesi arasında değişiyor. OECD'nin raporuna göre Avrupa Birliği ülkeleri içinde kişi başına alkol tüketimi yerleşik olmayanların yüksek oranda alkol satın ortalamasının 10,8 litre olduğu kaydedildi. Lüksemburg dışarıda bırakıldığında, Estonya, Macaristan ve Fransa 2007- 2008 yıllarında kişi başına 12,5 litreden fazla alkol tüketilen ülkeler oldu.

Türkiye, Malta ve bazı İskandinav ülkeleri ( Norveç)  İsveç ve İzlanda)  en düşük alkol tüketiminin olduğu ülkeler olarak sıralandı. Rapora göre, ortalama alkol tüketimi birçok Avrupa Birliği ülkesinde 1980- 2008 döneminde düşse de bazılarında da yükselme kaydedildi.

Örneğin, şarap üreticisi İtalya da yüzde 50, Fransa da yüzde 35 ve İspanya'da yüzde 38 kişi başına alkol tüketimi düştü. Slovakya'da yüzde 34, Yunanistan'da yüzde 32, Almanya'da yüzde 30alkol tüketiminde düşüş yaşanırken, 1980 yılından bu yana, İzlanda'da yüzde 70, Kıbrıs Rum kesimi yüzde 50, Finlandiya yüzde 30 ve İrlanda'da yüzde 29 kişi başına alkol tüketiminde artış yaşandı. Ancak İzlanda ve Kıbrıs Rum kesimi, hala görece olarak az alkol tüketen ülkeler arasındaki yerini koruyor. Türkiye'de bu dönemde kişi başına alkol tüketimi yüzde 22 oranında düştü ve 1,4 litreye indiği ve Türkiye Estonya ile birlikte kişi başına alkol tüketimini en fazla azaltan 9'uncu ülke olduğu belirtilmektedir. OECD Raporunda kişi başına düşen saf alkol miktarı düşük olarak değerlendirilse de bu rakamlar 15 yaş ve üzerine aittir. Gerçekte nüfus artış hızının yüksekliği, Türkiye'de etkin bir izleme komitesinin bulunmaması, kaçak alkol tüketimi, uluslar arası alkol kaçakçılığı ve yolcu beraberinde getirilen alkollü içecekliklerin miktarlarının bilinmemesi, nüfus içerisinde çocuk nüfusunun diğer ülkelere göre çok daha fazlalığı dikkate alındığında kişi başına alkol tüketiminin azaldığı tespitinin doğru olmadığı görülecektir. Raporun ( 3,2) bölümünde yer alan veriler de durumun doğru olmadığını ortaya koymaktadır. Bir araştırmaya göre ülkemizde 4 milyon alkolik, 13 milyon da alkole meyilli kişi bulunmaktadır. alkol tüketimi 1,5 litre iken, bu rakam 19880 yılında 6 litre, 1985 yılında ise15 litreye, günümüzde 20litreye aşmıştır. Nitekim AMATEM'min kuruluşundan ( 1983) bu yana başvurulardaki artış hızı inanılmaz derecedir. Örneğin 1983 yılında AMATEM'e 78 kişi varmış iken 2003 yılanda 6129 kişi başvurmuştur.

AMATEM'e başvuranlar genellikle çaresiz kalanlardır. Geniş bağımlı kitleler ise bunun dışında kalmaktadır. Son zamanlarda tüm dünyada bağımlılık adeta bir sarı hastalık olarak kabul edilmektedir. Bu hastalar ve hastalıklar genelde insanlar ve cemiyet tarafından gizlenmeye çalışılmaktadır. OECD raporuna göre, Avrupa genelinde 2008 yılında ( veya veri elde edilebilen en yakın yılda) kişi başına tüketilen saf alkol miktarı ile 1980- 2008 yılları arasında kişi saf alkol tüketimi değişimi yüzde olarak oldukça değişikler göstermiştir. Alkol konusundaki yazımı burada noktalayarak birkaç hususa değinmek istiyorum. Şehrimizin bazı ortak kullanım alanlarında bir takım düşüncesiz insanların alkol içtikleri ve vatandaşlarımızın tedirgin olmalarına sebep olduklarına dair şikAyetler alıyorum. Yeşilay Temsilcisi olmam sebebiyle bazı vatandaşlar bu tür şikAyetlerini bana yapıyorlar. Bu anlamda gösterilen ilgiden memnuniyet duymuş olmakla birlikte, bu tür şikAyetlerin 155 Polis, 153 Zabıta ya da 156 Jandarma gibi kolluk kuvvetlerimize yapılmasının daha doğru olacağını ifade etmek durumundayım… Değerli güvenlik güçlerimizin bu tür sorunlara derhal müdahale edeceği muhakkaktır.

 

 

 

 

 



Bu Haber 1562 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI