22 Eylül 2012 Pazar
ARİF TAKICI
Madde Kullanımı ve Okul
atakici52@hotmail.com

Eğitim, bireyin sosyal normları ve düzeni kabullenmesinde önemli bir rol oynar. Eğitimin amacına ulaşması için okul en önemli kurumsal alt yapıdır. Okul, çocukların ve gençlerin yetişkin olmalarında sahip olmaları gereken bilgi, beceri ve donanımı onlara kazandırmak için oluşturulmuş özel bir çevredir. Bu özel çevre gençlerin toplumsal hayata hazırlanmasında önemli bir fonksiyona sahiptir.  Okulların kapasitesi, okul kültürü ve okuldaki akran grupları öğrencilerin davranış ve tutumları üzerinde etkilidir. Bu şartlar, öğrencilerin okulu sevmelerine, okula düzenli gitmelerine, disiplin kurallarına uymalarına ve derslerinde başarılı olmalarına destek sağlayacak şekilde hazır olmalıdır.  Bu şartlarda aksaklıklar oluğu zaman çocuklar okuldan uzaklaşmaya başlar. Okuldan ve derslerden soğuyan gençler kendilerinden beklenen sorumlulukları yerine getirmezler. Okul hayatında başarılı olmayan gençler zamanla toplumsal kurallarla bağdaşmayan bir yaşam tarzı benimserler. Okuldan mazeretsiz kaçan, ders notları düşük olan, dersleri gereksiz gören, Öğretmenlerini ve okulunu sevmeyen ve üniversiteye gitme ihtimalinin düşük olduğunu kabullenen öğrenciler arasında madde kullanım oranı yüksektir. Gençleri madde kullanımından korumak için öğretmen ve idarecilerin alabileceği en iyi tedbir, onları okul ortamında tutabilmeyi başarmaktır. Okulların fiziksek ve sosyal kapasitesinin artırılması yoluyla ders saatleri sonrasında ve hafta sonlarında okulda yapılacak etkinlikler gençlerin olumsuz ortama girmesini engellemekte önemli bir ekendir. Zira boş vakitlerini, eğlence ve oyun merkezlerinde harcayanlar uyuşturucu satıcıların açık hedefi haline gelirler.

Sportif, sanatsal ve kültürel faaliyetlere katılması, gencin öz güven ve olumlu bakış tarzı kazanmasına, kişiliğinin gelişmesine yardımcı olur. Katılacağı aktivitelerin türü önemli değildir, önemli olan severek katılmasıdır. Ancak aktiviteler yetişkin gözetiminde ve kurumsal yapı içerisinde yapılmalıdır. Aktivitelerden sorumlu yetişkinlerin olması kurallara uymayı, bir beceriyi öğrenmeyi ve iç disiplin sağlamayı kolaylaştırır. Kurumsal yapılar ise gençleri madde kullanımından ve satanlardan koruyucu bir ortam sağlar.

KORUYUCU ÖNLEME FAALİYETLERİ: Madde kullanımına karşı etkili bir mücadele bu konuda bilgi ve bilinç sahibi olmakla başlar. Bu bilinci oluşturmada aile önemli bir yere sahiptir. Ancak kimi zaman ailelerin çocuklarını korumak amacıyla yaptıkları bazı uygulamalar, istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Gençlerin, dinlenmeyecekleri, anlaşılmayacakları ya da sadece eleştirilecekleri düşüncesiyle ailelerinden uzak durmayı tercih etmeleri, karşılaşacakları riskleri artırır. Ailelerinden uzaklaşmaları sonucunda farklı kişi ve gruplara daha fazla yaklaşan gençler, kendi güvenliklerini tehlikeye atmış olurlar.

 Madde bağımlılığını önlemde en etkili yöntem, gerekli yaşam becerileriyle donanmış, gerektiğinde ''hayır'' diyebilecek karakterde gençler yetiştirmektir. Bunu sağlayabilecek en önemli etken ise genci her yönüyle tanımaya çalışan, sağlıklı ilişkilerin mevcut olduğu bir ailedir. Daha sonra güvenli mahalle, güvenli okul ve arkadaş ortamı gelir.  Bu çerçevede ders vakitlerin yetişkin gözetiminde geçirilebileceği sosyal ortamların varlığı önemlidir.

Önleme faaliyetlerinin iki temel amacı vardır: Gencin bağımlılık yapıcı madde kullanmasını önlemek.. Eğer kullandıysa bağımlı hale gelmesini engellemek... Bağımlılık geliştikten sonra tedavisi çok güçtür. Bağımlıkla mücadelede en önemli unsur önleme faaliyetleridir.

Koruyucu önleme faaliyetleri ve öğretmen- öğrenci ilişkisi:

Koruyucu önleme faaliyetleri çerçevesinde öğretmenle öğrenci arasındaki sağlıklı iletişim çok önemlidir. Sağlıklı bir iletişimin olabilmesi için öğretmen öncelikle şu hususlara dikkat etmelidir.

1- Öğrenci hakkında bilgi sahibi olmak. 2- Öğrenciye doğru bir model olmak. 3- Örencinin konuşmasına fırsat tanımak. 4- Öğrenciye karşı iyi bir dileyici olmak. 5- Öğrenciyi yargılamadan dinlemek.6- Öğrenciyi tehdit etmemek. 7- Öğrenciyi etiketlememek. 8- Öğrencinin sorunlarını küçümsememek. 9- Öğrenciye karşı genellemeler yapmaktan kaçınmak. 10- Öğrenciye karşı önyargılarının farkında olarak sorunlara yaklaşmak. 11- Öğrenciye karşı açık, samimi ve inandırıcı olmak. 12- Öğrencinin söylediklerine ani tepkiler vermektedir. Öncelikle yapılması gereken, çocukların yaş gruplarına uygun olarak madde kullanımı problemi hakkında bilgilendirilmeleri suretiyle farkındalık seviyelerinin artırılmasıdır. Ayrıca çocukların problem çözme becerilerinin geliştirilmesi madde kullanım riskinin azalmasına katkı sağlayacaktır. Okul öğretmeni, okul idaresi, okul aile birliği, veliler ve öğrenciler bir bütünlük içerisinde düşünüldüğünde, koordinasyonun olduğu bir iletişim sentezinde ciddi manada işbirliği olduğunda yukarıda bahsettiğimiz sorunların baş göstermesinin zorlaşacağı, böyle güzel bir diyalogla tesis edilmiş birliktelikte sorunların barınamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz

 



Bu Haber 1436 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI