13 Ekim 2012 Pazar
ARİF TAKICI
Gebelik ve sigara
atakici52@hotmail.com

Sigarayla tanışmak genellikle ergenlik döneminde olmaktadır. Önceleri kendilerini ispatlamak amaçlı içilirken zaman içerisinde fizyolojik ve psikolojik bağımlılığa dönüşebilmekte, evlilikten sonrada devam etmektedir. Sigara içenler bağımlı olmadıklarını, sigaranın kendilerini rahatlattığını, streslerini azalttığını, arkadaş çevresinde birkaç adet içtiklerini ifade etseler de; bağımlı olmaktadırlar. Günümüzde sigara içmenin bir hastalık türü olduğu ve bu kişilerin tedavi edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Sigara kullanma alışkanlığı bağımlılık yaptığı için, çoğunlukla gebelik döneminde de devam edilmektedir. Hem anne hem de bebek için son derece tehlikeli olan sigara, stres ve sıkıntı giderici değil, stres ve sıkıntı kaynağı olmaktadır. Zira göründüğü gibi basit olmayıp 4 bin civarında kimyasal (zehirli ve kanserojen) madde içermektedir. Sigara, annenin başta solunum sistemi olmak üzere kalp, damarlar ve vücudun diğer tüm organlarına zarar vermektedir.

Anne karnında büyümekte olan bebek, göbek kordonu ve plasenta (es) aracılığıyla annenin yediği içtiği besinlerden, soluduğu havadan, psikolojik yapısından beslenir ve etkilenir. Anne faydalı besinler alırsa bebek gelişir, büyür. Tabii bu arada hekim kontrolü olmadan ilaç ve zararlı maddeler alıyorsa oda aynı yolla bebeğe geçecek ve zarar görecektir.

Anne sigara içiyorsa bebek de sigara içiyordur. Sigarada bulunun kimyasal maddeler de aynı yolla bebeğe ulaşır. Henüz gelişmekte olan minicik bebeğin yeni oluşmakta olan organlarına zarar verir. Bebeğin küçücük organları annesine göre kat kat fazla zarar görmektedir. Sigara içinde bulunan nikotin, katran ve karbon monoksit (egzoz gazında bulunan ya da soba zehirlenmelerinde solunan gaz), bebek için sigaradaki en tehlikeli maddelerin başında gelmektedir. Yine sigara içen gebelerde, bebeğe yeterli miktarda oksijen taşınamamaktadır. Onun için bebekler yeterince beslenememekte ve gelişememektedirler. Oksijen bebeklerin büyümesini ve gelişmesini sağlayan en önemli taşıma aracıdır. Anne kanında oksijen azaldığı zaman bebeğe giden oksijen miktarı ve diğer besin maddelerinin miktarı da azalmaktadır. Bundan da önemlisi henüz bebeğin metabolizması yabancı olduğu ve daha önce hiç karşılaşmadığı maddelerle karşılaşacağından dolayı tutarsız ve garip tepkiler verebilmektedir.

Sigaranın zararlı etkileri; anne bedeninde gebelik oluşmasından önce başlamaktadır. Anne karnındaki bebek henüz tam olarak gelişimini tamamlamadan bu zararlı maddelerle tanışacağından, bebekte oluşacak etkileri hamilelik döneminde, doğum esnasında ve doğumdan sonraki yaşantısında sürekli karşısına çıkacaktır. Bebeğin zarar görmesi annenin içtiği sigara miktarı ile ilgili olarak artar.

Bazen anne adayları ‘ben bir önceki gebeliğimde de sigara içtim bir şey olmadı veya başka sigara tiryakilerini göstererek' savunmalar yapabilirler. Sigaranın sayılan bu olumsuz etkileri sigara içen her genç kadında ortaya çıkmayabilir. Ancak anne adaylarının sigara içmesi yukarıda bahsedilen durumlarla karşılaşma risklerini 3-4 kat arttırmaktadır. Fetüsün ve yeni doğan bebeğin bütün hayatını etkileyecek şekilde devam eder.

Sigaranın emzirme döneminde verdiği zararları da şöyle sıralayabiliriz:

 Sigarada bulunan kimyasal maddeler bu defa da, anne sütü ile bebeğe geçmeye devam eder.

Sigara, anne sütünde bulunan C vitamin miktarını azaltır. Dolayısıyla bebek hastalıklara karşı direnç sağlayamaz. Çabuk hastalanır.

Sigara, süt üretimini azaltarak bebeğin yeterli miktarda beslenmesini engeller.

Sigara kullanan annelerde iştahsızlık olduğu için annenin yeterince beslenememesinden dolayı bebeğinde yeterince beslenememesine neden olur.

Sigara içen annelerin sütünün besleyici özelliği azalır.

Not: Yeşilay arşivinden yararlanılmıştır.



Bu Haber 1187 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI