16 Şubat 2013 Pazar
ARİF TAKICI
Erken Hüküm Vermek
atakici52@hotmail.com

İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim Şahin'in Sayın Başbakan tarafından Bakanlık görevinden alınmasının ardından ‘'erken hüküm vermek'' suretiyle ortaya konulan bir sürü yorumları duyduk ve gördük. Bana göre bu hükümlerin çoğu sübjektiftir. Tabiî ki bu durum Ordu ve Ünye'li olarak bizleri derinden üzmüştür. Ancak ne var ki takımda yer değiştirmek de Liderin tasarrufudur, Sayın Başbakan da tasarrufunu bu yönde kullanmıştır. İdris Naim Bey bu zamana kadar gelmiş geçmiş İçişleri Bakanlarımız arasında en başarılı bakandır. Duruşu, bakışı, ortaya koyduğu dirayeti ve istikrarıyla ne kadar iyi yetişmiş bir Devlet adamı olduğunu kanıtlamıştır. Sayın Bakanımızın sergilediği performans, Ülkemiz için yaptığı hizmetler ve ortaya koyduğu yüksek değerler sadece seçim bölgesinde değil, Ülkemiz insanlarının çoğunluğu tarafından takdir edilmiş ve gönüllere kaydedilmiştir. Benim gördüğüm olay budur! Görevden alınmasına gelince, hayat sırlarla doludur. Cenabı Allahın Sayın Bakanımız hakkında en hayırlısını böyle takdir etmediğini nereden biliyoruz? Sayın Bakan Ülke genelinde olduğu gibi, kendi seçim bölgesinde hala gönüllerde Bakandır, üst seviyede saygı, muhabbet ve ilgi görmektedir. Ordu bölgesi kendisinden hizmetlerin devamını beklemekte, Sayın Bakanımızın söylemleri de bu hizmetlerin aksamadan devam edeceğini teyit etmektedir. Bundan sonra yapılacak olan şey, vefanın tezahürü olarak Ordu'nun Sayın Bakanın arkasında durmasıdır. Zaman bir bütünlük içersinde enerjimizi Ordu için birleştirmek ve istikbale birlikte hazırlanma zamanıdır.  ‘'Erken hükümler vermek suretiyle konuşarak vaktimizi boşa harcama zamanı değil. Sayın Bakanımızın görevden alınışına hat safhada üzülmeme rağmen, benim gördüğüm olay budur!  Konumuza dair aşağıdaki öyküyü sizinle paylaşmak istedim:

Yaşlı ve yoksul bir adam varmış. Dillere destan küheylan bir atı varmış. Bir gün Kral bu güzel atı görmüş ve satın almak istemiş. Bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.''Bu bir at değil benim için bir dost demiş.

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylüler çalındığını düşünmüşler. İhtiyara. ‘'akılsız bunak'' bu atı çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar rahat ederdin. Şimdi bir şeyin ‘'kalmadı'' demişler. İhtiyar, ‘'kararlarınızda aceleci olmayın, sadece'at kayıp deyin. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, henüz bilmiyoruz''demiş. Köylüler ihtiyara gülmüşler. Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. Meğer kendiliğinden dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşinden takıp getirmiş.

Şaşkın köylüler, artık bir at sürüsü olan ihtiyardan özür dişemişler. ‘'Sen haklı çıktın, başına adeta bir devlet kuşu kondu''  demişler. Adam, ‘'acele hüküm vermeyin, bundan sonrasını bilmiyoruz''demiş.

Köylüler bu defa açıktan dalga geçmemişler ama'' bu adam bunamış demişler. Bir hafta sonra vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış. Evin geçimini sağlayan genç uzun süre yatakta kalacakmış.

Köylüler, yine haklı çıkan ihtiyara,' iyi, güzel de sana bakan oğlun çalışamayacak, geçinemeyeceksiniz. Vahşi atlar da para etmez''demişler.

Adam''yine erken hüküm veriyorsunuz, hayatın ne getireceğini bilemezsiniz, hiçbir şey kalıcı değildir'' diye yanıtlamış.

Bir süre sonra krallık savaşa girmiş ve tüm gençler askere alınmış, yaşlı adamın bacağı kırık oğlu dışında. Köyü matem sarmış. Çünkü çoğu oğullarının geri gelmeyeceğini biliyorlarmış. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler; gene haklı olduğun kanıtlandı. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer''demişler.

İhtiyar, ‘'yine erken hüküm veriyorsunuz. Hayat sırlarını bütünüyle önüne sermez. Hakikati parça parça açık eder. Sabırlı olun bekleyin. Ama bu arada yapmanız gerekeni de yapın'' demiş.  İhtiyar sözünü şöyle tamamlamış:  Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında hüküm vermekten kaçının. Hüküm vermek, düşünmeyi durdurur. 



Bu Haber 1247 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI