30 Mart 2013 Pazar
ARİF TAKICI
Kütüphane Haftası
atakici52@hotmail.com

Kütüphane haftası olması münasebeti ile okumaya dair daha önce yazmış olduğum yazımı sizinle paylaşmak istiyorum.

 Bizim geleneğimizde okuyana saygı duyulur ve nerede öğrenim görüldüğü sorulurken de, “Nerede okuyorsun?, Ne okuyorsun?, Kaç çocuk okutuyorsun? Gibi sorular sorulur. ‘Dikkat ediniz', sorular böyle ‘okuma' üzerine cümlelerle kurulur.

Ancak, bu kavrama tezat ve anlaşılması güç bir gerçek ise, az okuyan millet bir olmamız gerçeğidir. Bu nasıl izah edilebilir?

Ülkemizde okuma oranı %'4tür. Bu oranla ortalamanın çok gerisindeyiz. Gazete okuma oranı % 22 gözüküyor ama bu oranın da büyük çoğunluğunun spor ya da magazin sayfalarına göz gezdirdiklerini düşünüyorum.

Japonya'da kişi başına yılda 25 kitap düşüyor. Japonlar her fırsatta, toplu taşıma araçlarındaki kısa seyahatlerinde bile bir şey okuyorlar. Ülkemizde ise yılda altı kişiye bir kitap düşüyor.

Bu açığı ancak ‘milli okuma seferberliği' ile kapatabiliriz! Okul bitiren birisi için ‘okur- yazar' diyoruz değil mi? Burada bir analiz yapacak olursak, yazma oranımızın da çok düşük olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Yazmak derken, profesyonel  yazarlıktan bahsetmiyorum… Demek istediğim şu!! Belgeleme, not tutma, hatıra yazma ve kayıt altına alma oranımız çok düşük. O zaman biz yeteri kadar okur -yazar değiliz!  Neden değiliz? Çünkü okul bitiren sayınızın çok olması, okuryazar sayınızın çok olduğu anlamına gelmez! Derseniz ki,  kafa karıştırma! Okuryazar olan kim, olmayan kim? Okuryazar inceleyen, irdeleyen, umursayan, analiz eden, bir arının nasıl bal yaptığını, bu evrenin nasıl var olabildiğini ve her hangi bir yıldızla çarpışmadan, trafik kazası geçirmeden dünyamızın nasıl yoluna devam edebildiğini merak eden, hayal sınırlarını zorlayarak düşünen ve düşündüklerini beynindeki 24 milyar hücreye kodlayan kişidir. 

Okuryazar kişi, dünya yuvarlak olduğu ve boşlukta sürekli dönerek hareket ettiği halde, nasıl olup ta denizlerin okyanusların boşluğa akıp gitmediğini merak eden kişidir! Peki, üniversite bitirdiği halde okuryazar olmayan, ama hiç okuma yazma bilmediği halde  okur yazan olanlar var mıdır? Vardır… Peki, nasıl vardır?  Şöyle vardır… Birkaç diploma sahibi olduğu halde okumayan,  hayatı tahlil etmeyen, fikir üretmeyen, sosyal olmayan, iyilik etme melekesi ve kültürü gelişmemiş, yerdeki birinin ayağına batması muhtemel bir çiviyi almayı bile angarya sayan biri okuryazar mıdır?

 Hıra dağında Peygamberimize inen ilk ayet nasıl başlıyor? Oku! Peygamberimiz okuma yazma biliyor muydu? Hayır… O halde bu ilahi mesajdan ne anlamamız gerekiyor? Bu mesaj o kadar geniş ki, sadece bu mesaj üzerine ciltlerce kitap yazılır. Bu mesaj dünyayı, yıldızları galaksileri, hatta daha ileri sonsuzlukları kuşatır. Öyle ise okumak sadece kAğıdı okumak, ya da kAğıt üzerine düşünceleri işaretlemek değildir! Okumak tutmak, kavramak nüfuz etmek, merak etmek, yaradılış gayesini düşünmek, üretmek, insanın dünle bu gününün aynı olmasından hicap duymasıdır. Saygılarımla

 

 



Bu Haber 1000 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI