20 Nisan 2013 Pazar
ARİF TAKICI
İyilik Yapmak
atakici52@hotmail.com

Büyük peygamberimiz buyuruyor: Her iyilik, her hayırlı iş sadakadır. İyilik ve sadakalar belayı uzaklaştırır, hastalıkları tedavi, ömürleri uzatır.

 

Mesela, bir hadisi şerifte aynen: Kader dua ile çevrilir. Ömürler iyiliklerle ve hayırlarla uzar. İşlediği günahlarla (kötülüklerle) insan mahrum olur.

 

Her konuda olduğu gibi, gerçek ilmi tespitler, bu konuda da peygamberlik haberlerinin tasdik etmekte ve kendi imkAnları nispetin de açıklamaya çalışmaktadır.

Gerek fizik gerek metafizik kanunların, her ikisinin de yaratıcısı cenabı hak olduğunu göre, araların da tenakuz ve ayrılık elbette mümkün değildir. Bu konudaki ayrılık iddiaları sadece bakan gözlerde ki şaşılığın neticesidir. İyilik ve yardımı tabiat haline getiren insan iyi niyet ve yapıcı düşüncelerle hayatını sürdürür, güven, ümit ve huzur içindedir. Sabırlı, çalışkan ve neşelidir. Bu tutum içinde ki kimse kin, hırs, kıskançlık ve intikam gibi insan varlığını kemiren, onu vaktinden önce yıpratıp çirkinleştiren duyguları rahatlıkla yener ve kendisinden uzaklaştırır.

Bu hal içinde, o kimse ruh ve maneviyatı ile gerçek bir tekAmül yörüngesine girer. Ruhen yücelir güzelleşir.

Evet, iyiliklerin, yapılandan çok, onu yapanlara verdiği faydalar saymakla bitmez. Kin, nefret ve kıskançlığın zararları ile iyilik, sevgi ve şefkatin yararları hiç tartışılabilir mi?

Beden nasıl iyi gıdalarla beslenirse, ruhumuz da iyi hislerle beslenip güçlenir ve bu yolla bedenimize de kuvvet ve hayat verir. Kötü ve yıpratıcı işlerin, vicdanımızı kemiren davranışların meydana getirdiği kimyevi reaksiyonlar ve zehirli maddelerin kan ve dokular yoluyla insanları nasıl vaktinden öce ihtiyarlatıp çirkinleştirdiği, ruhi ve bedeni hastalıklara sebep olduğu kesin gerçeklerdendir.

Evet, ruhi sıkıntı ve düşüncelerin fizik ve biyolojik manada olumsuz kavramlara dönüştüğü, bunun ise muhtelif tümörlerin illetlerin kesin sebebi olduğu artık bilinen gerçeklerdendir.

Uzağa gitmeye ne hacet, vücudumuzdaki ve yüzümüzdeki hal ve görünümlerinden huzur ve neşe ile öfke ve hırsın yansımasını görüp anlamak hiçte zor değil.

Mutluluğun, gerçek fazilet sahibi olmak yanında, iyilik yapmak, insanların yardımına koşmak, sıkıntılı anların da onları yalnız bırakmamak keza, kötü duygu ve davranışlarından daima uzak durmak ve bu tutumu bir tabiat haline getirmekle elde edebileceği bir hakikattir.

Bu konuda daima hatırlanması gereken hususlar ise: İyiliğin en alt sınırının kötülük yapmamak, en kolayının insanlardan tatlı dil ve güler yüzü esirgememek olduğu malumdur. İnsanlara eza veren şeyi yoldan kaldırmak, kabalıktan kaçınmak, iyilik ve yardımı yerinde, zamanında ve yararlı ise yapmak, başa kakmamak, karşılık beklememek gibi inceliklerin gözden uzak tutulmaması gerekir.

İnsanları yerli – yersiz yardıma alıştırmanın onların irade ve mücadele azmini zayıflattığı vereni de alan gibi zedelediği de daima hatırlanmalıdır.

Bu arada kötü kişilere yardımın, ancak onun kötülüğünü önleyecekse meşru sayıldığı bilinmelidir.

İyiliği başa kakan kimsenin kusuru mükAfatından büyüktür. Hz Ali.

                                                                    Yeşilay arşivinden yararlandım

 

 



Bu Haber 990 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI