22 Haziran 2013 Pazar
ARİF TAKICI
Toplumsal Ruh Sağlığı
atakici52@hotmail.com

Bunlardan biri eksik olsa birey tam sağlıklıdır denilemez.  Beden, zihin ve ruh sağlığı bir bütün olarak sağlıklı bireyi ve bu sağlıklı bireylerin oluşturduğu toplumda sağlıklı toplumu ifade eder. Toplum hala ruh sağlığının da aynı mide, böbrek, safra kesesi hastalıkları gibi organımızın yani beynimizin kimyasının bozulmasıyla ilgili hastalıklar olduğunu kabul edemiyor… Bu hastalıklar asla eğlence, küçültme, hor görme gibi davranış ve sözlere maruz kalmamalıdır!  Bunun yanı sıra, kendinde ruh sıkıntısı hisseden kişi de bunu bir eksiklik ve utanç vesilesi olarak düşünmemeli, hekime başvurmalıdır!

Şizofren bir hastaya deli damgası vurmak, bir uçucu madde bağımlısına ve evinden ayrı sokaklarda yaşayan, sokakların her türlü kötü ve karanlık yüzüne maruz kalmış çocuğa potansiyel katil ve suçlu damgası vurmak,  psikiyatri hastalarına deli, tımarhanelik gibi damgalar vurmak hangi vicdana,  izana ve de mantığa sığar? İşte buna şiddetle karşı çıkıyorum! Beni, hala ruh sağlığı bozuk yakınını türbelere, hocalara götüren insanların hiçte küçümsenmeyecek sayıda olması çok şaşırtıyor. Lütfen yanlış anlaşılmasın, ben hocalara da türbelere de dine de uzak değilim. Üstelik ben bir hafızım… Ancak, çareleri öncelikle bilimin ışığında aramamız gerektiğini bilmemiz lazım!  Şunu da bilmemiz lazım… Toplum sağlığı ve huzurunun en üst düzeyde sağlanması, bütünü kavrayan sağlık prensibi ve bilimin ışığı doğrultusunda yapılandırılacak bir ruh sağlığı politikasıyla mümkündür. Burada devlet kurum ve kuruluşlarıyla birlikte, özel kurum ve kuruluşlarına, psikiyatrilere, eğitimcilere, sosyal bilimle iştigal edenlere ve topluma görevler düşüyor! Biz geleceğe sağlıklı ve huzurlu nesiller bırakmak istiyorsak ruh sağlığına en bilimsel ve en gerçekçi açıdan yaklaşmalı, toplum kafasında var olan yanlış bilgi ve hitap şekillerini de yok etmeye çalışmalıyız.

Değinmek istediğim bir başka konu ise, toplumsal öfkenin nasıl yok edileceğidir. Anlık öfke patlamalarına çok tanık oluyoruz!  Eğer, dünyada kaybedeceğiniz bir şey varsa, o halde kimseyle dalaşmayın. Çoğunlukla öfke patlaması yapanlar yatıştırabilinir, herkesle belli oranda yumuşak ve nazik ilişki kurulabilir… Herhangi bir olumsuzluk karşısında öfkelenmeden, sinirlenmeden, alttan almaya çabalayarak, karşınızdakine hakaret anlamına gelecek söz ve işaretler yapmayarak, kızdırmadan, tahrik etmeden ve tahrik olmadan çözüm yolları bulmak aslında o kadar da zor bir şey değil!  Biraz kendimizi sever ve toleranslı olursak, irademizi pekiştirip özgüven kazanırsak, sorunların üstesinden gelebilme başarımızı artırabiliriz. Saygılarımla.       

 

 

 



Bu Haber 913 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI