29 Haziran 2013 Pazar
ARİF TAKICI
Aile Hayatını Etkileyen Davranışlar
atakici52@hotmail.com

    Aile insanın yaratılıştan gelen içtimailiği gibi tabii ve içgüdülerine bağlı temel bir ünitedir. Asla, suni ve estetik bir kurum değildir.

    Kan bağları ile başlayan, bütün manevi değerlerimizin de temeldeki kaynağını teşkil eden ev ve aile yuvası insan hayatının en gerekli nazımı ve kuvvet kaynağıdır.

    Yapılan incelemelere göre; günlük hayatımızın ortalama olarak 14 saati evde geçiyor. Bir ayın 18, bir yılın 220 gününü evde geçiriyoruz. 70 yıllık bir hayatın ise 50 yılı evde geçiyor. Şu rakamlar ev ve ailenin insan hayatındaki çok büyük önemini ortaya koymaktadır. Şimdi bu durumda, bir aile ve evde huzur ve geçimin ne derece önemli ve hayati bir değer taşıyacağı kesin bir gerçek olarak ortadadır.

     İnsanlar hayatı boyunca bu üniteye bağlı olmak, ondan maddi ve manevi destek almak, ona gereğince destek olmak, yardım etmek ihtiyacındadır.

    Ev ve ailenin de her nimet gibi külfetlerinin bulunması gayet tabiidir. Nimetleri ile bize hayat veren bu kurum, külfetleriyle de hayatımıza yön veren, bizleri hayatın mücadelelerine hazırlayıp başarı ve mutluluklarımıza imkAn veren; sorumluluk duygusu, vazife şuuru gibi nice hasletler kazandıran, bir eğitim müessesesidir. İyi düşünülürse aile yuvamızın külfet ve yorgunlukları bile bizim için, eğitim ve hayat egzersizleri olması bakımından, ayrı nimetlerdir.

      Günümüz dünyasında ailesiz insan düşünülse bile bunların ruhi ve fiziki dengeden mahrum, hasta veya rahatsız tipler olduğu bilinen gerçeklerdendir. Normal ve sıhhatli bir insan aileden manevi uzaklıkta olamaz. Bazen hayati mecrubiyetler evliliği geciktirebilir fakat tamamıyla ortadan kaldıramaz ve kaldırmamalıdır. Zira hilkat ve hayat kanunlarına haykırılığın hiçbir yönüyle faydalı olduğu düşünülemez.

     Ev ve aile bu anlamda lüzumlu hayat olunca, onun olumlu ve verimli bir ünite kurulup devam ettirilmesi de aynı değerde bir mecburiyet olarak ortaya çıkmakta ve mensuplarına önemli bazı vazife ve mecrubiyetler yüklemektedir.

 

ÖZETLE SUNMAYA ÇALIŞALIM: -Önce fazilet- Hayatın da, ailenin de idamesi, o yolda gereken külfet ve mücadeleleri göğüslemek ve kabullenmekte mümkündür.

     Sevgi ve tutkular araya girmedikçe insanoğlu hiçbir mükellefiyetin, hiçbir zorluğun altına girmez. Sevgi varlığın ve hilkatın esasi olduğu gibi, bütün hayati hamle ve hareketlerimizin de en büyük olgusudur.

     Sevgiye vücut ve hayat veren besinler ise; karşılıklı saygı, anlayış ve ilgidir. Dürüstlük, şefkat ve fedakArlıktır. Bu manevi besinlerin bulunmadığı bir ortamda aşktan ve sevgiden söz etmek mümkün değildir. Onun olmadığı yerde ise hayat değirmeninin çarklarını döndürmek. Çok güç veya imkAnsız.

     Sevgi insanoğlunun erişebileceği en kıymetli ve ilahi bir bağıştır. Diğer bütün nimetlere (para, şöhret, mevki v.s) sahip olan bir kimse sevgiden uzakta ise mutsuzdur. Hayatı boş ve değersizdir. Her insan için sevgi en büyük ihtiyaçtır. Ancak sevgi de samimiyet esastır. Yalan, riya ve menfaatle kirlenmiş bir sevgi ahlaksızlık ve güvensizlikten başka bir şey değildir.

     Evet, sevgi, samimiyet, ilgi, saygı, şefkat, anlayış, dürüstlük ve fedakArlık… Yani fazilet               

 

    Socrates: Fazilet ruhun güzelliğidir…

    Goethe: Güzellik kaybolur fazilet yaşar…

 

  Evet, şu fani Alemde solmayan, pörsümeyen, modası geçmeyen, asıl güzellik ruhun güzelliğidir. Oda fazilet elbisesini giymekle mümkündür. Ayrıca fazilet bizatihi ve başlı başına bir yenilmez güç mağlup edilemeyen bir kuvvettir.

 Bunu iyi bilen Hz. Mevlana: Sakın fazilet elbisesini üzerinden çıkarma o zaman en küçük mahlûk seni ezmeye gelir ve ezer, buyurmaktadır. Not: Yeşilay arşivinden yararlandım.



Bu Haber 861 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI