6 Temmuz 2013 Pazar
ARİF TAKICI
Nezaket ve Muaşeret
atakici52@hotmail.com

İnsanlar için toplu yaşamanın bir zaruret olduğunu, keza cemiyetleşmeyi mümkün kılan hüsnü muaşeretin hayati önemini ve de iyi münasebetlerin devamı için ince ve yeterli bir dikkatin gerekliliğini terbiyeci ve düşünür Schopenhur şöyle bir misalle anlatır: Kışın soğuğundan korunmak isteyen kirpiler ısınmak için birbirlerine sokuluyor ve biraz sonra, batan dikenlerinin ıstırabı ile tekrar uzaklaşıyorlardı. Üşüyünce sokulan, sokulunca da canları yanıp uzaklaşmak zorunda kalan kirpiler nihayet, aralarındaki mesafeyi ayarlayarak bu sıkıntı ve bocalamayı önlediler.

İnsan içtimai (sosyal) bir mahlûktur. O tek olarak yaşama ve gelişme imkAnlarından mahkûm, bütün güç ve yeteneklerini, gelişme yükselme şansını, içinde yaşadığı toplumdan ve içtimailik vasfından alan varlıktır.

Ancak, unutulmaması gereken şey; insanoğlunun da kirpikler gibi iki yönlü oluşudur. İnsanda süfli ve ulvi iki tabiat mevcuttur.

Et, kemik ve kandan oluşan alt yapısı, süfli ve hayvani tabiatı; bencil ve nefsanî kapris ve davranışların saiki olarak hemcinslerini nefret ve tiksinti ile uzaklaşmağa zorlarken, içtimailik sıfatı, ruhi oluşu, üst ve ulvi yapısı da onu, feragat ve fazilete, ülfet ve ünsiyete, yardımlaşmaya, dolayısıyla cemiyetleşme mecbur eder.

İşte varlık Alemine ayak bastığı günden beri insanoğlunun en önemli konusu… Hilkatine ezelde yerleştirilen bu zıtlığı, bu aykırılığı en uygun şekilde telif ve tadil ederek, hayatın idamesi için kesin bir zaruret ifade eden cemiyetin varlığına yol ve imkAn verme, toplum hayatını devam ettirebilme endişesi olmuştur.

 Bu büyük problemin halli için yaratıcısı tarafından ona elçiler, terbiyeciler, kitaplar gönderilmiş, onun ruhani tabiatını tadil ve terbiye ile ulvi ve fazilet gücünü terfi için dinler talim edilmiştir. Buna rağmen çok şeyi başardığı düşünülen ancak başarısı sınırsız olmayan insanoğlu büyük çoğunluğu ile süfli ve hayvani tabiatın, alt yapısının esiri olarak, kendisinin ve hem cinslerinin canavarı olmakta devam eder…

 İlmi gerçek şudur ki; Bu tadilin köklü olabilmesi önce, inançların tashihi sonra ona uygun olarak, davranış ve yaşantıların ıslahı ve sağlam kurallara bağlanması ile mümkündür. Biz burada konuyu genel hatlarıyla ele alarak cemiyette içli ve medeni bir düzenin tesis edilmesi için gerekli olan terbiye ve nezaketten söz edeceğiz.

 Hayatının devamına ve yükselmesine yol ve imkAn veren cemiyetin vücut bulması ve bekası için, fert için en önemli bir konu kaygıdır şüphesiz. Var olma içgüdüsünün bir gereği ve neticesidir bu kaygı. Ve hayati bir konu olarak ona bazı vecibeler ve sorumluluklar yükler. İşte bu vazifelerin başında hüsnü muaşeret, iyi münasebet ve insanlarla güzel ve yararlı ilişkiler gelmektedir.

MUAŞERET: İnsanlarla iyi geçinmek. Yapıcı ve yararlı münasebetler kurmak. Aile ve toplum içinde ki ilişkileri en güzel bir şekilde sürdürmek. Keza, cemiyetin devamı için gerekli huzur ve barışa, her türlü hizmet ve hayra yardımcı ve vesile olma ahlakı ve alışkanlığıdır. Bunu bütün incelik ve güzellikleriyle öğrenip uygulamaya ‘'Hüsnü muaşeret'' diyoruz.

Hüsnü muaşeret ve iyi münasebetin bilgi ve kurallarını öğrenmek, istisnasız olarak, her yer ve zaman da tatbik etmek en kutsal görevlerimizden ve de insanlığımızın gereklerindendir.

Nezaket ve muaşeret ahlakın incesi ve edebin güzeli keza, İslam'ın da en belirgin gayesidir. Nitekim Büyük Peygamber bu gerçeği teyiden: Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim buyurmaktadır. Keza İslam güzel huy ve üstün ahlaktan ibarettir buyurmuşlardır. Zaten ahlakı kemal de iyi münasebetten ibaret değimlidir.  Yeşilay arşivimden yararlandım.

 

 

 

 

 



Bu Haber 1238 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI