20 Temmuz 2013 Pazar
ARİF TAKICI
20 Temmuz Kıbrıs Harekâtı
atakici52@hotmail.com

20 Temmuz Kıbrıs HarekAtı Türk Ordusunun büyük bir başarısı, Mehmetçiğin üstün eğitiminin, cesaret ve manevi ulviyetinin tezahür ettiği bir kahramanlık destanının adıdır.  Birçoğunuzun bildiği gibi bu satırların yazarı olan ben de bir Kıbrıs Gazisiyim.  Daha önce Kıbrıs harekAtı ile ilgili çeşitli yazılar yazmıştım. Yerimin dar olması dolayısıyla bu yazımda sadece maneviyat barındıran ibret vesikası birkaç hadiseden bahsedeceğim:  HarekAtın ilk günleri çok çetin çarpışmalarla geçiyordu. LEFKOŞE Türk- Rum sınırında ateş savaşı, yer yer boğuşmaya dönüşerek sürüyordu. Kıbrıs Türk bayrak radyosu ise sık sık bir şarkıyı yayınlamaya başlamıştı: Bir gece ansızın gelebilirim… Önceki yıllar Rum Radyolarının uzun zaman, ‘' bekledim de gelmedin'' şarkısını çalarak Türklerle dalga geçen ve her türlü hakaret ve eziyeti reva gören Rumlar,  şimdi Türk Radyolarında çalan bu şarkıyı duyunca çılgına dönüyorlardı. Şarkının çalması silah sesleri arasında, hele paraşütçü Komandolarımız gökten yağarken daha etkili olmaktaydı. Bu arada Yunan ve Türk alayı arasındaki ateş savaşı da gittikçe şiddetleniyordu. Rauf Denktaş ve yanındakiler, Kor General Nurettin Ersin Paşaya hoş geldin demek için yolun tehlikeli olmasına aldırmadan Boğazköy'e geldiler. Komutan karargAhın önünde bir keçiboynuzu ağacının altında oturmuş, bir tahta masa üzerindeki haritaya bakıyordu. Nurettin Paşanın etrafında kıyamet kopuyordu ama o hiç duymuyor gibiydi. Hasretle uzun yıllar birbirini bekleyen iki kardeş gibi kucaklaştılar.  Denktaş Komutanın yanından ayrıldıktan sonra, paraşütçü askerlerimizin toplanmasını gözleyen genç bir paraşütçü subaya selam verdi:

        Altınızda alevler içinde yanan tarlalar var ve her yandan ateş ediliyor. Bu cehennemin içine atlarken korkmadınız mı? Subay gülümsedi: Korkmadık… Size bir şey söyleyeceğim, inanmayacaksınız. Ben boşluğa atladığımda etrafımda beyaz atlar üzerinde, yalın kılıç, 1571'in askerleri vardı… Onlarla birlikte indim buraya. Denktaş'ın tüyleri diken diken oldu. Sarılıp ağladı.

     

 Aynı saatler içersinde ben de Birliğimle paraşütle indiğim yerde paraşütümü bırakmış ve teçhizatımı kontrol ederek savaş haline geçmiş olduğum dakikalarda içinde bulunduğum buğday tarlasında, bizlere yardımcı olmak ve tedbir almak için görevli olan Kıbrıs Türk Mücahidiyle karşılaştım: Hoş geldiniz, gökten papatyalar gibi indiniz, bu gün Kıbrıs Türkünün bayramıdır' dedi. Hasretle kucaklaşan iki kardeş gibi öyle bir sarıldı ki, bu kucaklaşmayı ömrüm boyunca unutamadım. Bu coşku ve kucaklaşmalar, yıllardır Yunan Enosis Akritat planının uygulayıcısı Rum'ların Türk'lere çektirdiği acıların Anavatan tarafından, Kahraman Türk Ordusu tarafından paçavra gibi yırtıp atılarak bitirildiğinin sevince dönüşerek bayram yerine çevirdiği Kıbrıs ovasındaki buluşmanın kucaklaşmasıdır. 

       

Çarpışmaların şiddetli olduğu saatlerin ardından, Bölük komutanı şehit ve yaralılarla ilgileniyordu. Bölük Komutanı Şehitlerin üstünü ararken bir şehidin cebinden bir mektup çıktı… Komutan mektubu okuyunca donup kaldı… Mektup kendine hitaben yazılmıştı: Komutanım,  savaşa gelmeden önce falancı arkadaşımdan şu kadar ödünç para almıştım. Fakat buraya gelirken param olmadığı için ödeyemedim. Şayet şehit olursam, bu paranın kendisine ödenmesini sağlayın… Kusura bakmasın, bana hakkını helal etsin.

   Komutanın gözünden yaşlar süzülür… Komutan diğer şehitleri ararken bir başka şehidin cebinden bir mektup daha çıkar. O mektup da Komutana hitaben yazılmıştır: Komutanım, savaşa gelmeden önce falancı arkadaş benden şu kadar ödünç para almıştı. Kendisine söyleme fırsatım olmadı. Savaşa geldiğimiz için ödeyemez… Şayet şehit olursam arkadaşıma söyleyin… Ben ona o parayı helal ettim… Bana borcu yoktur.   

Allah'ım bu ne yüce bir ruh ve ulviyettir. Kıbrıs'ta savaşın başarıyla sonuçlandırılıp Kıbrıs Türkünün çektiği ıstırabın sona ermesini sağlayan işte bu yüce ruhlu Kahraman Mehmetçiklerdir. Vatandaştan Devlet ErkAnının en üst mertebesine kadar, herkesin bu ruhu iyi bilmesi, iyi kavraması, iyi idrak etmesi, iyi anlaması ve anlatması lazım. Bu ruh her zaman canlı ve diridir, her halükarda ve yaşta vatan için gözünü kırpmadan canını vermeye hazırdır. Ama Gaziler arasında ayrıcalıklar ve aykırılıklar yaratacak şekilde düzenlemeler yapmak, onların nitelik ve niceliğine uygun hareket etmemek,  bu yüce ruhlu insanların manevi ikliminde üzüntüye vesile olur, bunun vebali ise kimsenin taşımayacağı kadar ağırdır.

 

 



Bu Haber 970 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI