3 Ağustos 2013 Pazar
ARİF TAKICI
Dua Ruhun Gıdasıdır
atakici52@hotmail.com

ABD Ordu arşivlerinde intikal eden şu vak'a düşündürücüdür. II. Harbi sırasında olayı bizzat yaşayan uçan kale'nin pilotu Binbaşı Linberg anlatıyor: Bir gün dokuz kişiden ibaret olan uçan kelemizle Avustralya üzerinde uçuyorduk. Aniden bir arıza meydana geldi. Düşüş o kadar çabuk oldu ki, ancak kurtarma sandallarına binecek kadar zaman bulabildik. Yanımızda da ne bir lokma ekmek, ne de bir damla su vardı. Hepimiz ne yapacağımızı şaşırmıştık.  Yalnız içimizde bulunan makineli tüfek onbaşısı Dallaslı Hernandes, kaza olduktan sonra dua etmeye başlamıştı. Bir müddet dua edip, kurtulacağımızı bize müjdeledi. Bunun üzerine biz de hep birlikte dua etmeye başladık. Böylece üç gece aç susuz geçti. Tam üçüncü günün akşamı takatten kesileceğimiz anda uzaktan sandallar gözüktü. Bunların yaklaşınca Avustralyalı yerliler olduğunu fark ettik ve bizi kurtardılar. Buraya nasıl geldiklerini sorduğumuzda yerliler şöyle cevap verdiler. Üç gün önce balıktan eve dönerken içimizde garip bir his bize buraya gelmemizi ihtar ediyordu. İşte biz de bu sese kulak vererek buraya kadar geldik ve sizi bulduk. Tedbir bizden takdir Allah'tan  > diyen bir ulu sözümüz vardır. Birde bela ve sıkıntıda aklın ve ilmin gereğine uymak, hemen arkasından Allah'a ve duaya yönelmek işin doğru olan tarafıdır.

Hastalıklarda da öyle değil mi? Yapılacak ilk iş şüphesiz doktor tavsiyesine uymak, verilen ilacı kullanmaktır. Fakat hemen arkasından Allah'ın yardımını da asla unutmamaktır. Zira hastanın manen güçlü olması, Allah'ın lütfü ile iyi olacağına inanması ve güvenmesi, en az doktor ve ilaç kadar, gerekli ve önemlidir. Hatta en ümitsiz hastalıklarda bile Allah'tan asla ümit kesmemek lazımdır. Doktorda dahi ümit ve çarenin tükendiği nice hastalıkların İlahi bir lütuf eseri olarak iyileştiğini gösteren olayları duymuşuzdur.

Dr Aleksi CARREL' in dediği gibi: Çalışmaya devem edilince açılmayan kapı yoktur.  

İrade hayatın en büyük nimetidir. Şuur faaliyetlerimizin kaynağı zihindir. Zihnin kendi prensipleri dAhilindeki faaliyetine >AKIL >, ahlak kaideleri mevcuduna da faaliyetine de >VİCDAN>  diyoruz.  Aklın ve vicdanın birlikte değerlendirdiği tasarıları düşünceden tatbikata geçirme melekesine ise > İRADE> ismi verilmektedir. Diğer bir deyişle irade; Nefisten ( alt yapıdan) arzu ve şehveti düşüncelerin, şuura ve hayata yön vermesini önleme keza;  kendine hAkim olma gücü ve iktidarıdır.  Terbiye edilmiş iradeler, sırasıyla; önce duygu ve temayülleri sonra da düşünce ve davranışları kontrol altına alarak, yararlı ve ahlaki olanları tatbik ve icra ederler, uygun olmayanları da şuur altına iter ve hapsederler. Dikkat edilirse iradenin, bazı ( yararlı ) fiilleri yapmak, bazılarını ise (gereksiz olanları ) yapmamak şeklinde tecelli ettiği görülür.  İradeye böyle bir işlerlik kazandırabilmek, insan fıtrat ve şahsiyetinin gelişip güçlenmesi için en önce gelen hayati vazifelerden biridir. Çünkü insan bütün fazilet değerleri ile en önce kendi iradesinin eseridir.  Bir düşünür şöyle demiştir: Vücudumuz, bizim bahçemiz, irademiz ise bu bahçeyi işleyen bir bahçıvandır.  Düşünür Milton ise şöyle söylemiştir: İradesi kuvvetli insanlar, en ağır ve ümitsiz şartlar karşısında bile başarıya ulaşabilirler.   Aristo ise gerçek insan olmanın şartını: iradene hAkim, vicdanına esir ol… Deyimi ile iradeye bağlıyor.

  Görüldüğü gibi, insan şahsiyetinde kemale erişin en güçlü faili iradedir. Zira akıl ve vicdan bile gerekli merhalelere onun yardım ve desteği ile ulaşabilmektedir.  İnsanları yücelten düşünceleri kadar, belki onlardan da önemli olarak, işleri ve iradeleridir. Nice insanlar vardır ki, iyi düşündükleri halde, kötü iş ve alışkanlıkların elinde oyuncaktırlar. Ve bu yüzden kendilerine güvenilmez. Bunun tek zaafı irade zaaflarıdır. Zayıf iradeli kimseler candan olmazlar.  Yeşilay arşivimden yararlandım.

Ramazan bayramınızı en samimi duygularımla kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim.

 

 

   



Bu Haber 974 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI