17 Ağustos 2013 Pazar
ARİF TAKICI
İkinci Kıbrıs Harekâtı ve Magosa’nın Alınışı
atakici52@hotmail.com

14 Ağustos sabahı Bölük komutanımız Üsteğmen Tümer Işık biraz sonra başlayacak olduğumuz ikinci Kıbrıs harekAtıyla ilgili konuşma yapıyordu:   Arkadaşlar, hepinize güveniyorum. Sizler üstün Komando eğitimi görmüş seçkin askerlersiniz.  Barış görüşmelerinden bir sonuç çıkmaması üzerine, ikinci harekAtı yapmak zorunda kaldık. Hedefimiz Magosa ve dipkarpasa kadar gitmek. İlk hedefimiz Magosa…  HarekAt sırasında sakın ola ki yaşlı, kadın ve çocuklara silah doğrultmayın, eziyet etmeyin.  Bizim işimiz karşımıza çıkan askerle savaşmaktır.

Bölük Komutanımızın ilk hedefimiz olarak Magosa'yı işaret ettiği saatlerde Magosa'da yaşayan Türkler Rum Tugayı tarafından imha edilmek isteniyor, binlerce Türk bu durum karşısında magosa kalesine sığınarak mücahit birliğinin önderliğinde kendilerini savunmaya çalışıyorlardı.

!4 Ağustos sabahı Rumlar Türk uçaklarının bombardıman sesleriyle uyandılar. Uçaklar!!!

Türk uçaklar sabah saat 06.00 civarı Rum mevzilerini, kışlalarını, yolları ve stratejik hedefleri bombalamaya başladılar. Benim bulunduğum üçüncü paraşüt taburu da araçlara binerek Mağosa istikametinde ilerlemeye başladı. Saat 07.10'da taarruz başladı. Girne'nin doğusunda Çakmak kuvveti vardı.   Ortada 39. Tümen bulunuyordu. Güneyde 28. Tümen vardı. Üçü birden doğu yönünde ilerlemeye başladılar. İstihkAmcılar araziyi mayından temizlemişlerdi. Tanklarımız önümüzden yıldırım hızıyla ilerlemeye başladılar. Rum savunması ancak birkaç saat dayanabildi. Rum cephesi yarılıp dağıldı. Türk Ordusunun yaklaştığını gören Rum birlikleri, Türk köylerine yaptıkları kuşatmaları kaldırıp tozu dumana katıp tabana kuvvet kaçmaya başladılar. Bu durum karşısında Laz arkadaşımın şu sözlerini hep hatırlarım: Ula ne biçim adamdur da havu Rumlar? Hep kaçaylar kardaşum.  Eee, bi gurşin atmadanmi   savaşacaz da? Haçan ben  memlekette ne anlatacağum da?

 

Rum Birlikleri, Türk askeri yetişene kadar Magosa'yı yakıp yıkmak, Magosalıları cezalandırmak istiyorlardı. Mücahitler öyle kahramanca direniyorlardı ki, Rum birlikleri, Türk sivillerin sığındığı Magosa kalesini tanklarla zorlamasına rağmen bir sonuç alamıyorlardı. Mücahitler kale kapılarının arkasına yıkılmaz duvar örerek kapıları güçlendirmişlerdi.

Türk birlikleri fırtına gibiydi. Akşam olmadan hedeflerine varmışlardı.  15 Ağustos taarruza devam ediliyor. 28. Tümen öncüleri Magosa'ya yaklaşıyorlardı.  Ancak Magosa çevresindeki Rum tugayı Magosa'yı hala ateş altında tutuyor, elden geldiğince kaçmadan önce Türk sivillere fazla zarar vermeye çalışıyordu. Tıpkı Yunanlıların İzmir'e kaçarken yaptıkları gibi. Tük sivillerin ve onları savunmak için orada olan mücahitlerin içersinde bulunan Magosa kalesi Rumların attığı top mermilerinin ateşiyle yanıyordu. Ne olacaktı? Türk askeri yetişene kadar bu Rumlar katliam yapacaklardı. Bu arada Liman yanıyor, yanan yağ bidonları havaya uçuyor kalenin içine düşüyordu. İtfaiye araçları tahrip olduğu için yangına da müdahale edilemiyordu. Halk korku içersinde kalenin mahzenlerine sığınıyordu.

28. Tümen komutanı Tümg, Osman Fazıl Polat, keşif Bölük Komutanı Üsteğmen Erdoğan Acar'ı çağırdı. Magosa'nın çevresindeki düşmanı keşfet, rapor ver. Yarın oradaki Rumları hilal gibi sararak Magosa'yı kurtaracağız.

Emredersiniz Komutanım!

Oysa ertesi gün Magosa için çok geçti. Kele içindeki mücahitler haftalardır uyumamışlar, tahammülün sonuna gelmişlerdi.

Üsteğmen Erdoğan acar yanına o çevreyi bilen bir mücahit aldı. 9 kariyerle hareket etti. Kariyerlerin üzerinde 12,7 lik uçaksavar makineli tüfek vardı. Yolda rastladıkları Rum askerlerini sindirerek Magosa'ya ilerlediler.  Uzaktan Magosa'nın alev alev yandığını gördüler. Üsteğmen kurtarmak için ertesi günün geç olacağını düşündü. Belki Magosa'yı kurtarabilir, Hiç olmazsa yarın sabaha kadar dayanabilmeleri için moral verebilirdi. Rum Tugayının yan mevzilerini yararak ilerlediler, yeni kapının önüne geldiler. Askerler kariyerlerden inerek Rumların ateşine karşılık vermeye başladılar. Üsteğmen kaledeki bir yetkiliyle konuşabilmek için rehberlik yapan mücahidi yolladı. Oysa kaledeki mücahitlere de o gün,  Rumların Türk bayrağı çekip Türk asker kıyafeti giyerek ve Türkçe konuşarak aldatma yapabilecekleri, dikkatli olmaları tembih edilmişti. Öyleyse kapıya gelen zırhlı birlik Türk birliği değil, Rum birliği de olabilirdi. Mücahit Tabur komutanı, mücahitlere, silahlarınıza son mermilerinizi koyun,  Molotof kokteyllerinizi hazırlayın'' emrini verdi. Ölmeye hazırdılar. Magosa'yı ve kaleyi ölmeden teslim etmeyeceklerdi.

Türk birliğinin rehberi hendeğin başına geldi. Gelen zırhlı birliğin Türk birliği olduğunu söyledi.

Parola?

Parolayı bilmiyorum, söylemediler.

Nasıl güveneceklerdi bu adama?

Bu sırada kısa boylu bir asker hendeğe girmişti. Mücahit Tabur komutanı Türkiyeli subaydı. Şu askeri çağırın bana dedi. Çağırdılar. Tabur komutanı sordu: Oğlum sen nerelisin?

Asker esas duruşa geçerek tekmil verdi:

Tukatlıyım Gomutanım.

Bu, asker duruşu, tekmil verişi ve şivesi ile Mehmetçikti. Duraksamak gereksizdi. Tabur Komutanı askere gözyaşları ile sarıldı, yanaklarından öptü, olanca sesiyle bağırdı:

Köprüyü indirin! Gelen Türk birliği! Magosa kurtuldu! Mücahitleri komuta eden Üsteğmen ile keşif için gelen Üsteğmen Erdoğan acar, harp okulundan sınıf arkadaşı çıktılar. Birbirlerine sarılıp kucaklaştılar.

Mücahitler ve 9 kariyerli Üsteğmen Erdoğan Acar komutasındaki birlik Rum Tugayının üzerine atıldı. Şaşkına dönen Rum birliği kaçacak delik aradı. !6 Ağustos Cuma günü, Kıbrıs'ın bütün kuzeyi ele geçirilmiş, şahin hattına varılmıştı. Bu hız dünyayı şaşırtmıştı. Erbakan, Adanın tümünü alalım, oturup masada konuşuruz dedi. Ecevit bunu uygun görmedi, kabul etmedi.  Yapılan çağrılara uyularak saat 19.00'da ateş kesildi.

Dipkarpasın uç tarafında bir Manastırın önündeyiz. Manastıra Türk bayrağı çektik. Papazlar da alkışladılar.   Kaynakça: Bildiklerim. Çılgın Türkler Kıbrıs.

 

 

 

 

 

 



Bu Haber 1205 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI