14 Aralık 2013 Pazar
ARİF TAKICI
Meyvesizler ve Riyakârlar
atakici52@hotmail.com

Dede ile torun kıra çıkmışlar. Buğday tarlalarının yanından geçerken torun dedesine sormuş: Dedeciğim, bazı başaklar dimdik, bazıları ise başlarını eğmişler, acaba neden?  Dede şu cevabı vermiş: Yavrum,  o dimdik olanlar içi boş başaklar. Başını eğenler ise dolgun başaklar!'''

Meyve ağacı, meyvesi çok olduğunda dalları yere eğilir. Meyvesiz olduğunda ise dalları diktir. Meyve ağaçları gibi meyvesiz insanlar kavak gibi sivrilmeyi severler, olgun insanlar ise tevazu ile hareket ederler.

Şimdi bakıyorum da geçmiş zamanda olduğu gibi gene bir sürü meyvesiz insanlar sivrilmek için yollara düşmüş endam eyleyerek görücüye çıkmaya çalışmakta, kimisi de hazırlanmaktadır. Bu görüşümü muhtarlar, belediye meclis üyeleri ve Belediye Başkanları açısından ifade ediyorum. 

Yanlış anlamayın, gerçekten iyi yetişmiş,  topluma katma değerler kazandıracak ve memleketine hizmet edecek standartlara ve donanıma sahip insanlar elbette var aralarında. Ama sıkıntı şu: Bizler bunların arasından en uygun olanı seçebilme yeteneğine sahip miyiz?  İşte arıza burada!!!

Sizler, kavak gibi sivrilmek isteyen her adaya alkış tutar riyakArlık yaparsanız, içlerinden uygun olanı seçemezseniz, hazır paket önünüze konan adaylara rıza gösterirseniz, tıpkı şimdi sizin yaptığınız gibi yıllar sonra torunlarınızda yazık şu memleketin haline diye yakınacaklar, ama iş işten çoktan geçmiş olacak!

 

Hak etmeyen insanları yüzlerine karşı övmek onlara en büyük kötülüktür.

Küçük insanlar başarıyı taşıyamazlar. Hele önemli bir başarılı elde ederlerse, bunu hep kendilerinden bilirler ve şımarırlar. Bu karakterde olan insanları övmek, onlara en büyük kötülüğü yapmaktır.  Her başarı taşıyamadığınızda aynı zamanda bir risktir. Hem tarihte, hem günümüzde, hem de Ünye'mizde küçük ya da büyük başarıyı taşıyamayan, zafer sarhoşluğuyla kendinden geçmiş, başarılarının altında kaldığı için şımarmış ve kendisine kırmızıçizgiler çizmiş, hatta kendisini ulaşılması güç kılmış, ama sonunda da yaptığının bedelini ödemiş nice insanlar vardır.

Peki, o halde başarıdan kaçılmalımıdır? Asla… Ancak gerekli hassasiyet gösterilmez ve başarılar Allah'tan bilinmek yerine nefse veya herhangi bir zümreye mal edilir, egoların tatmin aracı yapılırsa, o zaman en büyük başarı en kötü başarısızlıktan daha kötü hale gelir.  O yüzden başarmak için çıkılan yolda, daha işin başında sonunu da üşünmek, atılacak adımları ona göre atmak ve özellikle kalp ve nefis balansını iyi yapmak yapılması gereken en akıllıca iş olacaktır.

 

Bilinçli toplum aynı zamanda başarılı insanları yetiştiren, üreten, ortaya çıkaran toplumdur.  Nasıl ki Kurtuluş savaşında bu toplum Atatürk gibi liderini ve ona eşlik eden kahraman Türk subaylarını, kahraman Mehmetçiği bağrından çıkarmışâ€¦ Şimdi eskisinden daha fazla bunu başarıyla yapmaya ihtiyaç vardır!

 

Muhtarından Meclis üyesine, Belediye Başkanından Milletvekiline, iradesini kullanırken bilinçli hareket etmeli, tercihini yaparken günü kurtarmak ya da üç kuruşluk çıkar uğruna değil, mahallesini, yaşadığı şehri ve ülkesini düşünerek hareket etmelidir.

Siz aman sen de derseniz,  o zaman Muhtarı, Oda Başkanı, Dernek Başkanı, Belediye Başkanı ve diğer seçtikleriniz kimyası bozulmuş nefisleriyle makama çöreklenir, en iyisini kendilerinin yaptıkları zannına kapılarak yıllarca o makamı işgal ederler ve sizin zihin formatınızın mekanizmasındaki algılama zafiyetini yıllarca istismar ederek zaman israfına sizi de malzeme ederler.

Sonra bir gün gelir torununuz yukarıda bahsettiğim buğday başaklarını soran torun gibi sorar size, dede bu sokak, bu cadde, bu şehir niye böyle… Bu ülke niye böyle?

O zaman siz, yavrum biz bu memlekette üretmeyen ama kavak gibi yükselmek isteyen insanları seçtik, bir zahmet edip de başarı cevheri olanları seçip görevlendiremedik… Çünkü irademizi kullanabilme kabiliyetimizi geliştiremedik,  işte bu yüzden bu çapsızlıklar başımıza geldi. Tıpkı kendimiz gibi insanlar seçtik, onlar tıpkı bizim fotokopimiz ya da ışınlanmış halimiz gibi yavrum… Onun için bu mahalle ve bu şehir bu çapsızlıkta, çarpıklıkta ve tezatlar ekseninde size intikal etti diyebilecek misiniz...? Bunu açık yüreklilikle, mertçe itiraf edebilecek misiniz?

Şöyle bir güzelce aynaya bakıp ne yaptığımızı bir gözden geçirelim. Sonrada oturup çok bilmişlik taslayarak ahkAm keseceğimiz yerde, düşünce formatımızı analiz yapma yeteneğimizi geliştirip doğru kararlar alabilmek için  melekelerimizi aklı selim kullanarak, adam gibi adam seçme gereğini yerine getirelim!!!

 

 



Bu Haber 908 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI